I – 1965 Yılına Kadar, Hiçbir İlim Ehli Nurculara İtibar Etmiyordu, Dönüm Noktası 1965’te Başladı. Nerede Başladı? Getirdiler Bir Zatı Diyanet İşleri Başkan Vekilliğine. O Zatı Zaten Başkan Yapmak İstediler Fakat İstenilen Özellikleri Tutmuyordu, İlahiyat Mezunu Değildi. Birde 18 Sene Emeği/Hizmeti Olacak. O Şartları Haiz Değildi. Onun İçin Başkan Yardımcılığına Getirdiler, Fakat Bütün Yetki Onda, Mühür Onda, Başkan Sembolik Olarak Yerinde Oturuyor. Şimdi Bu Dönüm Noktası Oldu. Daha Sonra Yavaş Yavaş Diyanete Yerleştirdiler Kendi Kadrolarını. Sonra Diyanet Vakfını Da Ele Geçirdiler..
Bunlar 1965 yılına kadar, hiçbir ilim ehli bunlara itibar etmiyordu, bunları tarihçesi biliyorum ben.
Dönüm noktası 1965’te başladı.
Nerede başladı?
Getirdiler bir Diyanet İşleri başkan vekilliğine, bir zaatı getirdiler. O zatı zaten başkan yapmak istediler fakat (istenilen özellikleri) tutmuyordu, İlahiyat mezunu değildi.
Birde 18 sene emeği/hizmeti olacak. o şartları haiz değildi.
Onun için başkan yardımcılığına getirdiler, fakat bütün yetki onda, mühür onda, Başkan sembolik olarak yerinde oturuyor.
İlk önce Diyanete yerleştirmeye çalıştı o
Edirne’de müftülük yaparken, bu şimdiki Amerika’daki zat da onun yanında imamlık yaptı
Sonra o zaatı, Edirne’de müftü iken, İzmirde, Kestanepazarındaki Dernek, öğrencilere (eğitim/burs) vereden dernek, çok burs veriyor, öğrenci okutuyor,
O dernek yetkilileri geldi dediler ki o zata “sen geldin müftülükten ne alıyorsan biz onu bilmem kaç katını vereceğiz, gel bu derneğin başına geç”
oda naklini “Bölge Gezici Vaazı” olarak istedi
(…)
Onu oraya kestane pazarına, Ege Bölgesi gezici vaazlığına aldılar o formülle. Ve o kestane pazarındaki derneğin başına da geçti
O çok zengin bir dernek, çok burs veriyor öğrenciye.
Sene 1965’e gelindiğinde, tuttular onu İşte Diyanet İşleri başkanı yardımcılığına o zatı getirdiler.
Kestane pazarındaki Dernek yetkilileri dediler ki “sen bizi bırakıp nereye gidiyorsun sen? biz seni bırakmayız.”
Oda dedi ki “ben güvendiğim bir zati getireceğim bu derneğin başına ve kendimde Ankara’da devamlı göz kulak olacağım. Bir sorun olursa bana telefon açın, ben yine her an sizinle ilgileneceğim”
ve böylece o zati, Amerika’daki o zati yerine getirdi ve kendiside Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı oldu
Ondan sonra, o zatta daha Erzurum’da iken Nurcularla tanışmış Nurcu olmuştu. Onların arasında katılmıştı
Kendisi Erzurum’dan Ayrıldıktan 2 sene sonra da ben Erzurum’a gelmiştim, onun için ben onun çevresini falan hepsini tanıyorum yani. Kimde okuduğunu ne yaptığını biliyorum.
Bir de o zat oradan ayrılmadan önce, o diyanet işleri başkan yardımcılığına giden zat, o dirayetli bir insandı.
Yani burada İstanbul’da büyümüş, İstanbul beyefendisiydi. Kabataş Lisesi’nden terkti, Kabataş lisesini bitirmemişti fakat İstanbul’da eski hocalarından da Arapça ders almıştı yani.
Ve bu arada Bağdat’a gitti, 2 sene de orada Arapça’sını kuvvetlendirmişti, geliştirmişti.
İşte o zat orada de bir tane de Kolej kurmuştu, özel Koleji.
İşte Şimdi bu dönüm noktası oldu. Diyanet yavaş yavaş diyanete yerleştirdiler kendi kadrolarını.
Sonra Diyanet Vakfını da ele geçirdiler.
İşte 1965, dönüm noktası odur.
Bunu bilmeyen yok
Ben bunları, benimle gitmesin, bir belge olarak (kalsın diye) anlatıyorum yani.
bunu bilende yoktur yani
Kaynak: Youtube / Ali Akın Meali ve Müslümanlar İçinde Yok Edilen Tevhid İnancı.. (Dk: 1.21.35)
Site Hakkında:
Copyright ( © ) 2017-2019
Bu Web Sitesi Herhangi Bir Ticari Kar Gütme Amacı İle Yapılmamıştır. Sitede Yerlana Düşünce, Fikir ve Yazılar BANA AİT DEĞİL, KAYNAK GÖSTERİLEN SAHİPLERİNE AİTTİR. Ben Sadece Bir Gözlemciyim ve 2002 Yılında Sorduğum Bir Sorunun Cevabını Bulmak Amacıyla Konuları Kendi Anladığım Başlıklar Altında Siteme Eklemekteyim. Objektif Olmadığını Düşündüğünüz Makalelerin Geliştirilmesi yada Hukuken Suç Teşkil Ettiğini Düşündüğünüz Bir İçeriğin Siteden Kaldırılması İçin Lütfen İletişime Geçin. e-mail: gavsnedir@gmail.comArşivler
-
Son Yazılar
- İddia: “Facir Ve Zalim Bir Kimse Olsa Allah’a İsyanı Emretmediği Müddetçe Müslüman Yöneticiye İtaat Farzdır”: Firevun Rablık İddiası Sadece “Ben Allah’ım” Demesi Değildi: Halkına Zulmetmesi ve “Bu Ülkenin Sahibi Benim. Tüm Emir Ve Yasakların Çıkış Kaynağı Ben Kabul Edilebilirim. Benden Başka Hiç Kimse Emir Vermede Yetkili Değildir” İddiasıydı
- (Yorum) “Nevar Bunda, İsyan Etsinde Ülkede İçsavaş mı Çıksın?” Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri Padişah Üzerinde Çok Ciddi Nüfuza Sahip Olmasına Rağmen, Padişahın “Vergi Veremeyen” 120.000 Vatandaşı Öldürülmesine Bile Karşı Çıkmamıştır
- İddia: “Tanrı Moğolları Seçti Ve Şöyle Dedi: Her Nereye Gidersen, Muzaffer Ol!”: Bu Adamlar Hz Musa’yı Görseler, Reddiye Yazmak İçin Birbirleriyle Yarışırlardı: Bak Musa Kardeş.. Firevun Tanrının Yeryüzündeki Gölgesidir. Firevun, Enel Hak Makamında Kaybolmuş Bir Allah Dostu Olduğu İçin Allah-u Teala Ona, Tıpkı Hz Süleyman’a Verdiği Gibi Kudreti Bahşetmiştir. Ayrıca Bizim Dinmizde Kafir Bile Olsa Yöneticiye İtaat Farzdır. Peygamber Efendimiz Buyuruyor Ki: Sırtına Vurup Malını Alsa Da, Âmirine İtaat Et!
- İddia: “Biz Dervişleriz. Bizim Nazarımız Allah’ın İradesine Bağlıdır”: Moğollar Kayseri’ye Girip Bu Katliamı Gerçekleştirdikleri Sırada Cevlaki (Kalenderi) Dervişler Maalesef Moğollarla Birlikte Hareket Ediyorlardı. Şems-i Tebriz Sohbetlerinde Anadolu İnsanını Moğollara İtaat Etmeye Ve Moğol Yönetiminden Razı Olmaya Çağırırdı
- (Yorum) İddia Ettikleri Gibi Dünya’nın Yönetimi Şayet Şeyh’lerinin Elinde Olsaydı Ne Olurdu? Elimde Olsa Sizi (Kadınları) Erkekler Görmesin Diye Yer Altından Tünel Kazar Da Sizi Gideceğiniz Yerlere Oradan Gönderirdim
- İddia: “Divan-ı Kebir’in Tabii Başkanı Rasûlullâh (a.s)’dir. Onun Gelmediği Toplantılarda İse, Şayet Var İse O Devrin “İnsan-ı Kâmil”i, Yoksa Zamanın “Gavs”ı Başkanlık Görevini İfşa Eder. “İnsan-ı Kâmil” Her Asırda Bulunmaz. “Gavs” İse Her Asırda Vardır Ve Kıyamete Kadar Sürekli, Bir Kişi, O Görevi İfa Eder. Müceddid-i Zaman” Yüz Yılda Bir Gelir”. Peki Sorum Şu: Kim Bu Asrın, Hatta Son 400 Yılın Müceddidi? Tabiki Benim Gavsım. Bu Vasfı Bir İnsana Verirken, Allah Katında Da Sorumlu Olunacağınızı Düşündüğümüzden Bilmenizi İstedik..
- Fatih Nurullah Efendi’den Cübbeli Ahmet Hoca’ya Cevap: Hasetten Böyle Karınları Böyle Dağ Gibi Şişiyor. Ne İstiyorsunuz Ooolum İşinize Bakın Lan Siz…Siz Callcenterlarda Ümmeti Yolmaya Bakın. Sohbetlerimizi Dinleyin Belki Tarikat Öğrenirsiniz Lan! Belki Hakikat Öğrenirsiniz, İnsanlıktan Nasibiniz Olur. Biraz Sohbet Dinleyin Ooolum
- (Yorum) Geçen Gün Bir Köprüden Geçerken, Aşağı Atlamaya Hazırlanan Bir Adam Gördüm Ve Bağırdım: Sen Hangi Dindensin? Şii Misin, Sünni Mi? Peki, Hanefi Misin? Şafii Mi? Peki Hangi Cemaate Mensupsun, Tasavvufi Mi İtikadi Mi? Hangi Tarikat Nakşi, Cerrahi, Kadiri, Halveti? Halidi Kolu Mu? Menzil Mi?
- İddia: “Dünyayı ve Kainatı Gavs Yönetiyor”: Bırak Kainatı, Bunlara Bakkal Emanet Etsen Bakkalı Yönetemezler, Batırırlar. Daha “Ortak Değerler” Üzerine Yaşayan Bu Gruplar Kendi Aralarında Anlaşamıyorlar, Bırakın “Evlilayar Konseyi”’nde Ortak Karar Almayı, Bunların 3 Tanesini Bir Odaya Koysak “Dünyevi İtibar” Uğruna Birbirini Bıçaklarlarlar,
- İddia: “Sadece Alemlerin Yönetimi Değil, Ülkelerin Yönetimide Divan Ehlinin Elindedir ve Gavsımda Bu Divanın Başında Bulunur!”: Ey Müslümanlar! Bir Karar Verin Artık; Dünya’yı Şeytanlar İllumunati Vasıtasıyla mı Yönetiyor, Yoksa Senin Şeyhin mi Yönetiyor da Dünya Bugün Buhalde?