I – Muhyiddîni Arabi: Hazreti Âdem, Hazreti Yahya, Hazreti Yusuf, Hazreti İdris, Hazreti Musa ve İbrahim Aleyhisselâm’la Görüştüm, Bütün Nebiler Tarafından İltifatla; “Hoş Geldin Ya Varis-i Muhammedi” Diye Karşılandım
II – Futûhât’da Tesbît Edebileceğimiz Sekizinci Motif, İbn’ul-Arabî’nin Hızır İle Bizzat Karşılaştığını Ve Hattâ Bilmeksizin Onunla Konuştuğunu Bildirmesidir. İbn’ul-Arabî’nin Hızır İle İlk Karşılaşması İşbiliyye’de (İspanya’daki Sevilla Şehrine) Olmuştur. İşte Bu Karşılaşmada İbn’ul-Arabî, Hocalarına İtaat Emrini Ondan Almıştır Ki, Mesele (Bu Metinde) İsmini Vermediği Fakat Bundan Sonraki Anlatışında İsmen Zikrettiği Hocası Şeyh Ureynî (MİA, 69, 70, 72, 77) İle Münâkaşa Etmesinden Doğmaktaydı
III – Padişah’ın Su’i Zan Ettiği Gencin Hz İlyas Olduğunu Anlaması: Pâdişahın Eli Küpeştede İken Parmağındaki Yüzüğü Denize Düşer. Yanlarındaki Genç Hemen Atlar Ve Yüzüğü Padişaha Uzatarak Ortadan Kaybolur. Padişah: “Aman Çocuk Boğuldu” Diye Bağırınca Hüdâyî: Senin Sû-i Zanla Gördüğün Bu Mahcûb Civan Hızır’ın Kardeşi İlyâs’tır” Der
IV – Hızır (A.S.)’ın Seyyid Abdülazîz Bin Mes’ûd Debbağ’a Okuması İçin Verdiği Dua: Adam Benimle Konuşmağa Başladı, Îçimde Gizli Olan Şeyleri Keşfediyordu. Anladım Ki, Bu Ârifibillâh Bir Velidir. “Efendim, Bana Bir Zikir Telkin Et” Dedim. “Sana Vereceğim Virdi Terk Etmeyeceğine Allah’la Ahdetmedikçe Sana Ders Vermem” Dedi. Ben De Verdiği Dersi Terk Etmeyeceğime Dair Allah’ın Ahdini Ve Misakını Verdim: O Zaman Bana Dedi Ki: “Her Gün 7000 Defa Şunu Oku Dedi.
V – Lehvaç Hz.lerinin Vefatiyle Ondaki Esrara Da, Cenabı Hakk’ın İhsaniyle Ben Vâris Oldum. İşte Maruf Zatlardan Görüştüklerim Bunlardır. İlk Görüştüğüm Şeyh, Şeyhlerin Şeyhi, Kutb’ül Arifin, Velilerin İmamı Olan Seyyidina Hızır (a.s.)dı
VI – İbrahim B. Havvas (k.s.) Hazretleri Bir Gün Kırda Dolaşırken Hızır Aleyhisselam’a Rastladı. Ona Ne Sebeple Rastladığını, Kendisine Görünmesinin Sebebini Sordu. Hızır Aleyhisselam: “Annene Yaptığın İyilik Sebebiyle” Diye Karşılık Yermiştir
.
I – Muhyiddîni Arabi: Hazreti Âdem, Hazreti Yahya, Hazreti Yusuf, Hazreti İdris, Hazreti Musa ve İbrahim Aleyhisselâm’la Görüştüm, Bütün Nebiler Tarafından İltifatla; “Hoş Geldin Ya Varis-i Muhammedi” Diye Karşılandım
Muhyiddîni Arabi Fütühât-ı Mekkiye’nin 667 babında diyor ki:
«Hazreti Âdem, Hazreti Yahya, Hazreti Yusuf, Hazreti İdris, Hazreti Musa ve İbrahim Aleyhisselâm’la görüştüm Cümlesinden hakayık öğrendim Bütün nebiler tarafından iltifatla; «Hoş geldin ya varis-i Muhammedi» diye karşılandım»
Kaynak: Muhyiddid İbn Arabi – El-Futahat-Mekkiyye, Prof.Dr.Nihat Keklik, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara-1990 (S39)
Kaynak: Muhyiddini Arabi Hazretleri – M.Kemal Pilavoğlu, Elifbe Yayınları, 3.Baskı, İst-1979 (S.39)
.
II – Futûhât’da Tesbît Edebileceğimiz Sekizinci Motif, İbn’ul-Arabî’nin Hızır İle Bizzat Karşılaştığını Ve Hattâ Bilmeksizin Onunla Konuştuğunu Bildirmesidir. İbn’ul-Arabî’nin Hızır İle İlk Karşılaşması İşbiliyye’de (İspanya’daki Sevilla Şehrine) Olmuştur. İşte Bu Karşılaşmada İbn’ul-Arabî, Hocalarına İtaat Emrini Ondan Almıştır Ki, Mesele (Bu Metinde) İsmini Vermediği Fakat Bundan Sonraki Anlatışında İsmen Zikrettiği Hocası Şeyh Ureynî (MİA, 69, 70, 72, 77) İle Münâkaşa Etmesinden Doğmaktaydı
Futûhât’da tesbît edebileceğimiz sekizinci motif, İbn’ul-Arabî’nin Hızır ile bizzat karşılaştığını ve hattâ bilmeksizin onunla konuştuğunu iddia etmesidir.
İşte bu karşılaşmalardan birincisi İspanya’da (=Endülüs’te), ikincisi de Tunus’da olmuştur.
Rivayet edildiğine göre Hızır, eski peygamberlerden Hz. Nuh’un soyundan olup, Belyâ ibn-i Malkân isimli bir şahıs idi. Kendi devrinde orduda vazifeli bir kimseyken, ordunun kumandanı tarafından -askere su aramak üzere- gönderil¬mişti. Bu yolculukta âb-ı hayâtdenilen hayat kaynağına (pınarına) tesadüf etmiş sonra bu su’dan içerek ölümsüzlüğe kavuşmuştur. (Tafsilât için bk. A. J. Wensinck, Hızır maddesi, İsl. Ans. c. 5, s. 457-462).
Biraz yukarda ifâde ettiğimiz gibi İbn’ul-Arabî’nin Hızır ile ilk karşılaşması İşbiliyye’de (İspanya’daki Sevilla şehrine) olmuştur. İşte bu karşılaşmada İbn’ul-Arabî , hocalarına itaat emrini ondan almıştır ki, mesele (bu metinde) ismini vermediği fakat bundan sonraki anlatışında ismen zikrettiği hocası şeyh Ureynî (MİA, 69, 70, 72, 77) ile münâkaşa etmesinden doğmaktaydı.
Kaynak: Muhyiddid İbn Arabi – El-Futahat-Mekkiyye, Prof.Dr.Nihat Keklik, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara-1990 (s:79)
.
III – Padişah’ın Su’i Zan Ettiği Gencin Hz İlyas Olduğunu Anlaması: Pâdişahın Eli Küpeştede İken Parmağındaki Yüzüğü Denize Düşer. Yanlarındaki Genç Hemen Atlar Ve Yüzüğü Padişaha Uzatarak Ortadan Kaybolur. Padişah: “Aman Çocuk Boğuldu” Diye Bağırınca Hüdâyî: Senin Sû-i Zanla Gördüğün Bu Mahcûb Civan Hızır’ın Kardeşi İlyâs’tır” Der
Padişah’ın Su’i zan ettiği gencin Hz İlyas olduğunu anlaması;
Bir gün padişahın vekil olarak gönderdiği nedimlerinden biri, Hüdâyî’yi dergâhında bulamayınca Bulgurlu’daki Çilehâne’sine gider. Ora-da Hz. Hudâyi’yi karşısına aldığı bir gençle sohbet eder bir halde bulur. Padişahın nedimi hemen selâm verip baş kestikten sonra geri döner, ve mal bulmuş mağribî gibi koşarak bu durumu padişaha yetiştirir. Bunu işiten padişah ertesi gün Üsküdar’a gelir ve aynı hali o da görür. Bir müddet sonra müstade talebiyle kalkmak isteyince Hüdâyî:
«— Biz de karşıya geçmek istiyoruz, kayığa kabul olunursak biz de gelelim.» der.
Teklif kabul edilip beraberce karşıya geçerlerken bir ara pâdişa-akhın eli küpeştede iken parmağındaki yüzüğü denize düşer. Yanlarındaki genç hemen atlar ve yüzüğü padişaha uzatarak ortadan kaybolur. Padişah:
«— Aman çocuk boğuldu» diye bağırınca Hüdâyî :
«— Senin sû-i zanla gördüğün bu mahcûb civan Hızır’ın kardeşi İlyâs’tır.» der.
Kaynak: Aziz Mahmud Hüdayi ve Celvetiyye Tarikati, Doç.Dr. Kamil Yılmaz, Erkam Yayınları, İst-1990(S.84-85)
.
IV – Hızır (A.S.)’ın Seyyid Abdülazîz Bin Mes’ûd Debbağ’a Okuması İçin Verdiği Dua: Adam Benimle Konuşmağa Başladı, Îçimde Gizli Olan Şeyleri Keşfediyordu. Anladım Ki, Bu Ârifibillâh Bir Velidir. “Efendim, Bana Bir Zikir Telkin Et” Dedim. “Sana Vereceğim Virdi Terk Etmeyeceğine Allah’la Ahdetmedikçe Sana Ders Vermem” Dedi. Ben De Verdiği Dersi Terk Etmeyeceğime Dair Allah’ın Ahdini Ve Misakını Verdim: O Zaman Bana Dedi Ki: “Her Gün 7000 Defa Şunu Oku Dedi.
Hızır (A.S.)’ın Seyyid Abdülazîz Bin Mes’ûd Debbağ’a okuması için verdiği dua
Bir gece yine âdetimiz veçhile Kaside-i Bürde’yi okuduk. Sonra ben türbeden çıktım. Odanın kapısına yakın bir yerdeki sidrenin altına oturmuş birini gördüm. Adam benimle konuş¬mağa başladı, îçimde gizli olan şeyleri keşfediyordu. An¬ladım ki, bu ârifibillâh bir velidir. “Efendim, bana bir zi¬kir telkin et” dedim. Sanki benden gaflet ediyormuş gibi başka işler konuşmağa başladı. Tekrar ısrar ettim, tâ şafak sökene kadar onu bırakmadım, talebimde ısrar ettim. Ni¬hayet “sana vereceğim virdi terk etmeyeceğine Allah’la ahdetmedikçe sana ders vermem” dedi. Ben de verdiği dersi terk etmeyeceğime dair Allah’ın ahdini ve misakını verdim: O zaman bana dedi ki: “Her gün 7000 defa şunu oku dedi.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.19-20)
.
V – Lehvaç Hz.lerinin Vefatiyle Ondaki Esrara Da, Cenabı Hakk’ın İhsaniyle Ben Vâris Oldum. İşte Maruf Zatlardan Görüştüklerim Bunlardır. İlk Görüştüğüm Şeyh, Şeyhlerin Şeyhi, Kutb’ül Arifin, Velilerin İmamı Olan Seyyidina Hızır (a.s.)dı
Şeyh Hz.lerine sordum:
Bernavi Hz.leri ile Seyyid Mansur Hz.lerinden hangisi daha büyüktür?
Seyyid Abdullahi Bernavi Hz.leri daha büyüktür. Her ne kadar ikisi de kutup ise de. Seyyid Mansur Hz.lerinin vefatiyle de ondaki esrara ben vâris oldum. Ondan sonra büyüklerden Seyyid Muhammed-il Lehvaç Hz.lerine mülâki oldum. Memleketi Tetavün şehrine yakındı. Seyyid Lehvaç Hz.leri ile görüşmem Seyyid Mansur Hz.lerinden evveldi, fakat vefatı ise Seyyid Mansur Hz.lerinden az sonra oldu. Lehvaç Hz.lerinin vefatiyle ondaki esrara da, Cenabı Hakk’ın ihsaniyle ben vâris oldum. İşte maruf zatlardan görüştüklerim bunlardır. İlk görüştüğüm şeyh, şeyhlerin şeyhi, Kutb’ül arifin, velilerin imamı olan Seyyidina Hızır (a.s.)dı
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.26-27)
.
VI – İbrahim B. Havvas (k.s.) Hazretleri Bir Gün Kırda Dolaşırken Hızır Aleyhisselam’a Rastladı. Ona Ne Sebeple Rastladığını, Kendisine Görünmesinin Sebebini Sordu. Hızır Aleyhisselam: “Annene Yaptığın İyilik Sebebiyle” Diye Karşılık Yermiştir
İbrahim Ethem ve İbrahim Havvas’ın Hızır’la görüşmesi
Bu ümmet içinde, Allah dostlarının büyüklerinden iki İbrahim gelmiştir. Bunlar:
1- İbrahim b. Ethem (k.s.).hazretleri.
2- İbrahim b. Havvas (k.s.) hazretleri.
İbrahim b. Havvas (k.s.) hazretleri bir gün kırda dolaşırken Hızır Aleyhisselam’a rastladı. Ona n e sebeple rastladığını, kendisine görünmesinin sebebini sordu. Hızır Aleyhisselam: “Bi birrike ümmike” (annene yaptığın iyilik sebebiyle) diye karşılık yermiştir.
Burada anneye yapılan hizmet ve iyi davranışın çok önemli bir ibadet olduğu, Allah dostlarının en büyükleriyle bile görüşüp tanışmaya vesile teşkil ettiği vurgulanmaktadır.
Hızır Aleyhisselam, İbrahim b. Havvas (k.s.)
” Sen halen nefsine hangi makamda riyazet veriyor ve hangi makama ulaşıp yerleşmeye çalışıyorsun?” diye sordu. O da:
“Otuz seneden beri “Tevekkül Makâmı”nda nefsime riyazet veriyor ve onu düzeltmeye çalışıyorum” dedi.
Kaynak: M. Nazım Kıbrısi – Tasavvuf Sohbetleri, Nush yayınları, İst-1986 (S.45)