I – Zamanın Medrese Bilginleri Abdulaziz Debbağ’ın İrşâdını Küçümsemişler, Câhillerden Nasıl Şeyh Olur Diyerek İleri Geri Suçlamalarda Bulunmuşlardır, Fahat Zâhir Âlimleri Zâhiri Bilgilerle İlgili Ne Kadar Şey Sordularsa “Ümmî Abdul Aziz Debbağ” Herkesi Hayran Bırakacak Derecede Cevaplamıştır
II – Allah Dostları Allah’ın Nûru İle Görür Ve İşitir. Her Harfin Ve Her Kelimenin Ve Her Cümlenin Bir Nûru Vardır. Eğer Sözler Kur’an Âyeti İse Onu Okuyan İnsanın Ağzından Gözleri Kör Edecek Kadar Parlak Işıklar Çıkar
III – Mürşidim Abdulaziz Debbağ Hz.leri İse Okuryazarlardan Değildir. Fakat Aklı, Hafızası Ve Doğuştan Getirdiği İlim Yeteneği İle Okuryazarlardan Daha İleri Derecelerde Zâhiri İlimlere Sahib Olmuştur. O Kendisini Denemek İsteyen Bilginlere Kızmamış, Onlara Bir Tek Cümle Sormamış Ve Tüm Soruları Kur’an ve Hadislere Göre Cevaplamıştır. Bu Sınavdan Sonra Hiç Kimse Kolay Kolay Kendilerinin De ‘Ümmî Ârif’ Olduğunu İddia Edemez Hale Gelmiştir
.
I – Zamanın Medrese Bilginleri Abdulaziz Debbağ’ın İrşâdını Küçümsemişler, Câhillerden Nasıl Şeyh Olur Diyerek İleri Geri Suçlamalarda Bulunmuşlardır, Fahat Zâhir Âlimleri Zâhiri Bilgilerle İlgili Ne Kadar Şey Sordularsa “Ümmî Abdul Aziz Debbağ” Herkesi Hayran Bırakacak Derecede Cevaplamıştır
Zamanın medrese bilginleri Abdulaziz Debbağ’ın irşâdını küçümsemişler, câhillerden nasıl şeyh olur diyerek ileri geri suçlamalarda bulunmuşlardır. Zamanın yöneticileri zâhir âlimlerinden yana olarak ilmî bir tartışma düzenlemişlerdir. Amaçları Abdulaziz Debbağ’ın câhil olduğunu halka göstermek ve onu rezil etmektir.
Zâhir âlimleri zâhiri bilgilerle ilgili ne kadar şey sordularsa “ümmî Abdul Aziz Debbağ” herkesi hayran bırakacak derecede cevaplamıştır. Fıkıh (ilmihal bilgileri), İslâm Hukuku, Siyer (Hz. Muhammed a.s.’ın hayatı) gibi kitabi bilgilerde doğru cevapları alan bilginler bu sefer onun Kur’an ve hadisleri bilmediğini göstermek için bir tuzak hazırlarlar.
Bir sayfa üzerine karışık olarak âyet, hadis, kutsi hadis, mevzu (uydurma) hadis, şüpheli hadis ve hadislere benzettikleri sözler yazarlar. Okurlar ve okudukları sayfayı açıklamasını isterler.
Abdulaziz Debbağ hazretleri, hepsini de tek tek ayırarak izah eder.
Şunlar âyettir… şunlar hadistir… şunlar kutsi hadistir… gibi diğerleri ile birlikte açıklar. Bilginler bu durum karşısında söyleyecek bir şey bulamamışlar ve hazretin elini öperek ilmine saygı göstermişlerdir.
Kaynak: https://tasavvufdefteri.wordpress.com/2009/06/29/en-buyuk-keramet/
.
II – Allah Dostları Allah’ın Nûru İle Görür Ve İşitir. Her Harfin Ve Her Kelimenin Ve Her Cümlenin Bir Nûru Vardır. Eğer Sözler Kur’an Âyeti İse Onu Okuyan İnsanın Ağzından Gözleri Kör Edecek Kadar Parlak Işıklar Çıkar
Abdulaziz Debbağ’a her zaman saygılı olup da onun hizmetinde bulunan âlimlerden Ahmed bin Mubârek daha sonra bu işin sırrını sorar.
Hazret der ki;
“Allah dostları Allah’ın nûru ile görür ve işitir. Her harfin ve her kelimenin ve her cümlenin bir nûru vardır. Eğer sözler Kur’an âyeti ise onu okuyan insanın ağzından gözleri kör edecek kadar parlak ışıklar çıkar. Kutsi hadislerde ışığın parlaklığı azalır. Hadislerde daha azalır. İçinde Resulullah a.s.’ın kastettiği mânâları bulunduran fakat kelimeler O’na ait olmayan şüpheli hadislerin sözlerine ait ışık değişik renklerdedir. Uydurma hadisler ise ne ışığa ne de renge sahiptir. Âyet ve hadis olmayan İnsan sözleri ise, konuşan kişinin niyetine göre renkler ve ışıklar saçar. Gözümüzü kapatsak dahi bedenimizin her zerresi ile biz bu nurları idrak ederiz…”
Kaynak: https://tasavvufdefteri.wordpress.com/2009/06/29/en-buyuk-keramet/
.
III – Mürşidim Abdulaziz Debbağ Hz.leri İse Okuryazarlardan Değildir. Fakat Aklı, Hafızası Ve Doğuştan Getirdiği İlim Yeteneği İle Okuryazarlardan Daha İleri Derecelerde Zâhiri İlimlere Sahib Olmuştur. O Kendisini Denemek İsteyen Bilginlere Kızmamış, Onlara Bir Tek Cümle Sormamış Ve Tüm Soruları Kur’an ve Hadislere Göre Cevaplamıştır. Bu Sınavdan Sonra Hiç Kimse Kolay Kolay Kendilerinin De ‘Ümmî Ârif’ Olduğunu İddia Edemez Hale Gelmiştir
Ahmed bin Mübârek, Abdulaziz Debbağ’ın bu tartışmaya niçin katıldığını şöyle izah eder;
“Zamanımızda okuması ve yazması olmayan, gerçek âlimlerden ilim tahsil etmeyen bâzı câhiller sırf şöhret için kendilerini kalb gözü açık evliya olarak tanıtmaya çalışıyorlar. Bu yolla ya dünyalık gelir elde ediyorlar ya da nefislerini şan ve şöhret ile tatmin ediyorlar. Kendilerine insanların hayranlık duymalarından sınırsız zevk alıyorlar. Mürşidim Abdulaziz Debbağ Hz.leri ise okuryazarlardan değildir. Fakat aklı, hafızası ve doğuştan getirdiği ilim yeteneği ile okuryazarlardan daha ileri derecelerde zâhiri ilimlere sahib olmuştur. O kendisini denemek isteyen bilginlere kızmamış, onlara bir tek cümle sormamış ve tüm soruları Kur’an ve hadislere göre cevaplamıştır. Bu sınavdan sonra hiç kimse kolay kolay kendilerinin de ‘ümmî ârif’ olduğunu iddia edemez hale gelmiştir.”
Ahmed bin Mübârek el-İbriz (Som Altın) isimli kitabında Abdulaziz Debbağ Hz.lerinden dinlediklerini ve öğrendiklerini toplamıştır.
Kemal GÖKDOĞAN
Kaynak: https://tasavvufdefteri.wordpress.com/2009/06/29/en-buyuk-keramet/