I – Necmeddin-i Kübra İse Şeyhin Selam Vermesini Beklemeye Koyuldu. Ayaktayken Ona Bir Hal Geldi. Gördü Ki, Kıyamet Kopmuş, Orada Cehennem Orada Cehennem, İnsanları Tutup Tutup Ateşe Atıyorlar. O Ateşin Etrafında Bir Tepe Var. Bir Şahıs Da O Tepenin Üzerinde Oturmuş. Her Kim O Şahsı Göstererek “Ben Bu Zata Bağlıyım” Derse Onu Bırakıyorlar. Cehenneme Atmıyorlar
(Ayet) Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık kıyamet günü yardım görmezler. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. Sonunda Bize geldiği zaman, der ki: “Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).” (Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız
.
I – Necmeddin-i Kübra İse Şeyhin Selam Vermesini Beklemeye Koyuldu. Ayaktayken Ona Bir Hal Geldi. Gördü Ki, Kıyamet Kopmuş, Orada Cehennem Orada Cehennem, İnsanları Tutup Tutup Ateşe Atıyorlar. O Ateşin Etrafında Bir Tepe Var. Bir Şahıs Da O Tepenin Üzerinde Oturmuş. Her Kim O Şahsı Göstererek “Ben Bu Zata Bağlıyım” Derse Onu Bırakıyorlar. Cehenneme Atmıyorlar
Necmeddin-i Kübra ise şeyhin selam vermesini beklemeye koyuldu. Ayaktayken ona bir hal geldi. Gördü ki, kıyamet kopmuş, orada cehennem orada cehennem, insanları tutup tutup ateşe atıyorlar. O ateşin etrafında bir tepe var .
Bir şahıs da o tepenin üzerinde oturmuş .
Her kim o şahsı göstererek “Ben bu zata bağlıyım” derse onu bırakıyorlar, Cehenneme atmıyorlar .
Derken birden Necmeddin-i Kübra’yı (kuddise sirruh) da tutup çekiyorlar .
O “Ben de o zata bağlıyım” diyor. Bunun üzerine onu bırakıyorlar .
Necmeddin –i Kübra o tepenin üzerine çıkıyor, bakıyorki o zat Şeyh Ruzbehan’dır. Huzuruna gidip, ayaklarına kapanıyor.
Şeyh efendi: Bir daha hakikat ehlini inkar etmeyesin diyor ve onun ensesine kuvvetli bir sille vuruyor. Necmeddin’i Kübra yere düşüyor, yere düşünce gözlerini acıyor bakıyorki şeyh Efendi namazını tamamlamış selam vermiş, Necmeddin-i küra, şeyh efendiye yaklaştı, O’na hürmet etti, Şeyh efendi manada olduğu gibi açıktan da ensesine bir sille attı ve daha önce söylediği sözü tekrarladı. Necmeddin Kübra kendini büyük görme, o an, maneviyat ulularını beğenmeme hastalığı Necmeddin’i Kübranın içinden çıkıp gitti.
Şeyh Efendi ona: Geri dön! Şeyh Ammar’ın hizmetine gir dedi. Şeyh Ammar’a verilmek üzere bir mektup yazdı, Necmeddin-i Kübra ile gönderdi.
Mektup da şunlar yazılı idi. ’’ Her ne kadar bakırın varsa, bana gönder, onları halis altın edeyim, yine sana yollayım.’’
Kaynak: Mahmud Usta Osmanoğlu, İrşadü’l Müridin sayfa 183 Yasin yayınları
.
(Ayet) Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık kıyamet günü yardım görmezler. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. Sonunda Bize geldiği zaman, der ki: “Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).” (Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız
Kasas Suresi,
41-42. Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık kıyamet günü yardım görmezler. Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük…
Zuhruf Suresi,
36-39. Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız’; artık bu, onun bir yakın dostudur. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. Sonunda Bize geldiği zaman, der ki: “Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).” (Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız.