Neden Gavsın Kitabı, Hadis Kitabı Olarak Değerlendirilmesin? Gavsımın Kitabı Doğrudan Doğruya Hazret-i Peygamber Tarafından Şeyh-i Ekber’e Talim Ve Telkin Edilmiş Bir Eser Olduğuna Göre, Bu Eserin Bir Hadis Kitabı Gibi Telâkki Edilmesi Gereklidir

I – Risale-i Nur Kur’ân Ve Hadisten Sonra Evliyaların Baş Tacı, Eserlerin Sultanı Ve Mananın Özü Ve Allah’ın Lütfu Ve Allah’ın Hediyeleri Ve Feyyaz-ı Rahmânîdir. Risale-i Nur Hakikatler Okyanusu Ve Bir İnce Sırların Kaynağı Ve Bilgilerin Hazinesi Ve İkramlar Deryasıdır. Risale-i Nur Hastalara Hem Şifahane Hem Zemzem Suyu, Sağlara Hakikat Gıdası Ve Güzel Kokulu Ruh’dur

II – Fusûs Ul-Hikem’in Doğrudan Doğruya Hazret-i Peygamber Tarafından Şeyh-İ Ekber’e Talim Ve Telkin Edilmiş Bir Eser Olduğuna Göre, Şeyhin Taraftarları Bu Hususta Şüphe Ve Tereddüde Mahal Olmadığını Ve Şeyh’e Hâşâ Yalan İsnatı Varit Olamayacağını Söyliyerek Mevzu Ve Gayesi İman Ehlinin İrşadına Matuf Olan Bu Eserin Bir Hadîs Kitabı Gibi Telâkki Edilmesi Gerekli Bulunduğunda İttifak Etmişlerdir

.

I – Risale-i Nur Kur’ân Ve Hadisten Sonra Evliyaların Baş Tacı, Eserlerin Sultanı Ve Mananın Özü Ve Allah’ın Lütfu Ve Allah’ın Hediyeleri Ve Feyyaz-ı Rahmânîdir. Risale-i Nur Hakikatler Okyanusu Ve Bir İnce Sırların Kaynağı Ve Bilgilerin Hazinesi Ve İkramlar Deryasıdır. Risale-i Nur Hastalara Hem Şifahane Hem Zemzem Suyu, Sağlara Hakikat Gıdası Ve Güzel Kokulu Ruh’dur
Muhterem, sevgili, mübarek kardeşlerim Risale-i Nur talebelerine beyan ediyorum ki: Risale-i Nur, nurdan bir ibrişimdir ki, kâinat ve kâinattaki mevcudatın tesbihatları onda dizilmiştir.
Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir radyo-yu Kur’âniyedir ki, onun tel ve lâmbaları, âyine, tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdârâne bast edilmiştir ki, yarın her ilim ve fen adamları ve her meşrep ve meslek sahipleri, ilim ve iktidarları miktarında âlem-i gayb ve âlem-i şehadetten ve ruhaniyat âleminden ve kâinattaki cereyan eden her hâdisattan haberdar olabilir.
Risale-i Nur mü’minlere; Kur’ân’dan hedâyâ-yı hidâyet, kevneyn-i saadet, mazhar-ı şefaat ve feyz-i Rahmândır.
Risale-i Nur, kâinata baharın feyzini veren bir âb-ı hayat ve ayn-ı rahmet ve mahz-ı hakikat ve bir gülzar-ı gülistandır.
Risale-i Nur lütf-ü Yezdan (ilahi lütuf) , kemal-i iman, tefsir-i Kur’ân ve bereket-i ihsandır.
Risale-i Nur, kâfire hazân, münkire tufan; dalâlete düşmandır.
Risale-i Nur bir kenz-i mahfî ve bir sandukça-i cevher (mücvherler sandığı) ve menba-ı envardır. (nurların kaynağı)
Risale-i Nur hakaik-i Kur’ân ve mirâc-ı imandır.
Risale-i Nur Kur’ân ve hadisten sonra sertac-ı evliya (evliyaların baş tacı), sultanü’l-eser (eserlerin sultanı) ve zübdetü’l-meâni (mananın özü) ve atâyâ-yı İlâhî (Allah’ın lütfu) ve hedâyâ-yı Sübhânî (Allah’ın hediyeleri) ve feyyaz-ı Rahmânîdir.
Risale-i Nur bir bahr-i hakaik (hakikatler okyanusu) ve bir sırr-ı dekaik (ince sırların kaynağı) ve kenzü’l-maarif (bilgilerin hazinesi) ve bahrü’l-mekârimdir (ikramlar deryası).
Risale-i Nur hastalara şifahane-i hikmet ve mâ-i zemzem (hemşifahane hem zemzem suyu), sağlara maişet-i hakikat (hakikat gıdası) ve rih-ı reyhan (güzel kokulu ruh) ve misk-i anberdir.
Kaynak: Risale-i Nur Külliyatı | Emirdağ Lâhikası – I | ( 60 )

.

II – Fusûs Ul-Hikem’in Doğrudan Doğruya Hazret-i Peygamber Tarafından Şeyh-İ Ekber’e Talim Ve Telkin Edilmiş Bir Eser Olduğuna Göre, Şeyhin Taraftarları Bu Hususta Şüphe Ve Tereddüde Mahal Olmadığını Ve Şeyh’e Hâşâ Yalan İsnatı Varit Olamayacağını Söyliyerek Mevzu Ve Gayesi İman Ehlinin İrşadına Matuf Olan Bu Eserin Bir Hadîs Kitabı Gibi Telâkki Edilmesi Gerekli Bulunduğunda İttifak Etmişlerdir
Fusûs ul-hikem, Muhyiddin-i Arabi’nin 627 hicret yılında Şam’da bulunduğu sıralarda bir gece görmüş olduğu gerçek bir rüyan’ın ilhamıyla yazılmıştır. Şeyh o gece mâna âleminde Hazret-i Peygamber’i görüyor, elinde bir kitap tutmuş, kendisine hitap ederek, “bu, Fusûs ul-hikem kitabıdır. Bunu al ve halkın faydalanması için muhteviyatını açıkla” diyor.
Şeyh de Yüce Peygamber’in bu manevî işaretine uyarak hemen Cenab-ı Peygamber’den aldığı emir ve ilham çerçevesi içinde, kitap muhtevasını, artıksız ve eksiksiz olarak, olduğu gibi naklediyor, daha doğrusu Hazret-i Peygamber’den aynen nakil ve tercüme ediyor.
Fusûs ul-hikem’in doğrudan doğruya Hazret-i Peygamber tarafından Şeyh-i Ekber’e talim ve telkin edilmiş bir eser olduğuna göre, Şeyhin taraftarları bu hususta şüphe ve tereddüde mahal olmadığını ve Şeyh’e hâşâ yalan isnatı varit olamayacağını söyliyerek mevzu ve gayesi iman ehlinin irşadına matuf olan bu eserin bir hadîs kitabı gibi telâkki edilmesi gerekli bulunduğunda ittifak etmişlerdir.
Kaynak: Tefsir-i Kebir TEVİLAT, Muhyiddin-i Arabi (2 CİLT) , Kitsan Basım Yayın (S.11-12)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın