I – “Yazdırıldı,” “İzin Olmadığı İçin Yazılmadı,” “Manen İcbar Ediliyorum,” “Kalbime İhtar Edildi” İfadeleri Pek Çok İnceliği Taşıyan Beyanlardır. Müellif Aklına Gelen Bir Mesele İçin “Kalbime İhtar Edildi” Demeyi Tercih Ediyor. Nitekim Bunda Yine Allah’la Bir Bağlantı Kurma Meselesi Vardır. Çünkü “Aklıma Geldi” Dendiğinde, Özne, İnsanın Kendisi Oluyor. Ortaya Çıkan Güzellik, Netice, Kendi Kabiliyetine Mal Edilmiş Olur. Allah İlham Etmese Kim Neyi Düşünebilir Ki?
.
I – “Yazdırıldı,” “İzin Olmadığı İçin Yazılmadı,” “Manen İcbar Ediliyorum,” “Kalbime İhtar Edildi” İfadeleri Pek Çok İnceliği Taşıyan Beyanlardır. Müellif Aklına Gelen Bir Mesele İçin “Kalbime İhtar Edildi” Demeyi Tercih Ediyor. Nitekim Bunda Yine Allah’la Bir Bağlantı Kurma Meselesi Vardır. Çünkü “Aklıma Geldi” Dendiğinde, Özne, İnsanın Kendisi Oluyor. Ortaya Çıkan Güzellik, Netice, Kendi Kabiliyetine Mal Edilmiş Olur. Allah İlham Etmese Kim Neyi Düşünebilir Ki?
Yazdırıldı,” “izin olmadığı için yazılmadı,” “manen icbar ediliyorum,” “kalbime ihtar edildi” ifadeleri pek çok inceliği taşıyan beyanlardır. Müellif aklına gelen bir mesele için “kalbime ihtar edildi” demeyi tercih ediyor. Nitekim bunda yine Allah’la bir bağlantı kurma meselesi vardır. Çünkü “aklıma geldi” dendiğinde, özne, insanın kendisi oluyor. Ortaya çıkan güzellik, netice, kendi kabiliyetine mal edilmiş olur. Allah ilham etmese kim neyi düşünebilir ki? Mesela unuttuğumuz bir şey birden aklımıza geliyor. Neden az önce gelmedi de şimdi geldi? Gönderildiğine bir işarettir. Ama söz konusu ifadede, hizmette bir hata varsa, o zaten şahsın kendisine ait olur ki Bediüzzaman’ın bu manada pek çok izahları vardır.
Yine mesela Bediüzzaman’ın, “Ne ile yaşıyorsun?” diye soranlara “İktisat ve bereketle yaşıyorum” şeklinde cevap verdiğini biliyoruz. Bu manada Risale-i Nur’un çok yerinde izahlar var. Biraz geçmişe gidersek Bediüzzaman’ın henüz 10’lu yaşlarındayken İşrakiyyun ulemasının fikre açıklık kazandırdığı için riyazat yaptıklarını duyduktan sonra çok hızlı bir şekilde riyazata başladığını görüyoruz. Hatta bir dönem ekmek bile yemiyor. Daha sonra bu riyazat düsturunu hayatı boyunca takip ediyor. Sürgünlerdeyken zenginlerden zekâtı kabul etmeyip az bir yiyeceğe günlerce talim eder. Sonraki yıllarda da “Lezaiz çağırdıkça sanki yedim” diyerek lezzetlerden de uzak duruyor. Şimdi buradan yola çıkarak “Nefsimi ikna ettim. Az yiyerek yaşıyorum” diyebilirdi. Fakat burada kullandığı üslup, başlı başına ders verir mahiyette:
“Ben iktisat ve bereketle yaşıyorum. Rezzakımdan başka kimsenin minnetini almıyorum ve almamaya da karar vermişim.” (Mektubat, Söz Basım Yayın, s. 102.)
Kaynak: https://www.risalehaber.com/mustafa-islamoglunun-risale-i-nur-hakkindaki-iddialari-16678yy.htm