I – Gavs, Kutup, Üçler-Yediler-Kırklar Diye Bilinen Veliler, Bütün İslâm Ülkelerine Mi Dağılmıştır? Yoksa Türkiye’de Ayrı, Mısır’da Ayrı Mıdır? Cevap: Belki Allah (Cc)’In Velileri Dört Bir Tarafa Dağılmıştır. Ancak “İki İmam” Dediğimiz Zatlar, Her Zaman Bulunabilir Ama, Gavs Her Zaman Olmayabilir
II – Kutupların Tasarrufları, Memur Bulundukları, Yerde Bizzat Bulunmaları Demek Değildir. Kendisi İstanbul’da Bulunur Ve Memuriyeti Hindistan’da Olur Ama, Bir Ânda İcrasına Muktedirlerdir. Onlara Göre, Uzak Veya Yakın Müsavidir
III – Kutbun Yardımcıları, Hizmet Edenleri Çok Olduğundan Kutba, (Kutb-Ül-Aktâb) Da Denir. Çünki, Kutb-Ül-Aktâbın Yardımcıları, Hizmet Edenleri, Onun Vekîlleri Demekdir. Bunun İçindir Ki, Muhyiddîn-i Arabî “Rahmetullahi Aleyh” Buyuruyor Ki: Müslimânların Olsun, Kâfirlerin Olsun, Her Şehrde Bir Kutb Bulunur.
.
I – Gavs, Kutup, Üçler-Yediler-Kırklar Diye Bilinen Veliler, Bütün İslâm Ülkelerine Mi Dağılmıştır? Yoksa Türkiye’de Ayrı, Mısır’da Ayrı Mıdır? Cevap: Belki Allah (Cc)’In Velileri Dört Bir Tarafa Dağılmıştır. Ancak “İki İmam” Dediğimiz Zatlar, Her Zaman Bulunabilir Ama, Gavs Her Zaman Olmayabilir
Soru: Gavs, Kutup, Üçler-Yediler-Kırklar diye bilinen veliler, bütün İslâm ülkelerine mi dağılmıştır? Yoksa Türkiye’de ayrı, Mısır’da ayrı mıdır?
Cevap: Belki Allah (cc)’ın velileri dört bir tarafa dağılmıştır. Ancak “iki imam” dediğimiz zatlar, her zaman bulunabilir ama, Gavs her zaman olmayabilir.
Ayrıca her Kutup, Gavs değildir. Bir ölçüde kutbiyet, gavsiyetin hasse-i lazimesidir. Ve bunlar vefat edince Allah’ın izniyle vesayetleri devam eder. Yani tasarrufları, bir rahmet bulutu gibi üzerimizde tüllenir durur. İmam Rabbanî, A. Kadir-i Geylanî, Şeyhu’l-Harranî ve Bediüzzaman gibi zatları bunlardan sayabiliriz.
Kaynak: Fasıldan Fasıla 1, M.Fethullah Gülen, Nil Yayınları, 3.Baskı, Eylül 1995, Sayfa 37-38
.
II – Kutupların Tasarrufları, Memur Bulundukları, Yerde Bizzat Bulunmaları Demek Değildir. Kendisi İstanbul’da Bulunur Ve Memuriyeti Hindistan’da Olur Ama, Bir Ânda İcrasına Muktedirlerdir. Onlara Göre, Uzak Veya Yakın Müsavidir
Kutupların tasarrufları, memur bulundukları, yerde bizzat bulunmaları demek değildir. Kendisi istanbul’da bulunur ve memuriyeti Hindistan’da olur ama, bir ânda icrasına muktedirlerdir. Onlara göre, uzak veya yakın müsavidir.
Bunlardan başka, YÜZLER, ÜÇ YÜZLER, YEDİ YÜZLER ve BİNLER de vardır. Tarafı ilâhiden, bunlar da Kutb-ül-Aktâbın ve diğer kutupların hizmetlerine memurdurlar.
Ayrıca, ÜÇ BİNLER, YEDİ BİNLER, ON BİNLER de vardır. Bunların, kâmil ve mükemmeli olsa bile, tasarruf işlerine karışmazlar ve bunlarla birlikte her asırda rivayete göre 124,000 VELİYULLAH mevcut bulunur. Kıyamet gününe kadar da bu mevcut hiç eksilmez.
Kaynak: Miftahul Kulub 2 (Kalblerin Anahtarı) Mehmed Nuri Şemsüddin Nakşibendi, Salah Bilici Kitabevi, İst-1979 (s:48)
.
III – Kutbun Yardımcıları, Hizmet Edenleri Çok Olduğundan Kutba, (Kutb-Ül-Aktâb) Da Denir. Çünki, Kutb-Ül-Aktâbın Yardımcıları, Hizmet Edenleri, Onun Vekîlleri Demekdir. Bunun İçindir Ki, Muhyiddîn-i Arabî “Rahmetullahi Aleyh” Buyuruyor Ki: Müslimânların Olsun, Kâfirlerin Olsun, Her Şehrde Bir Kutb Bulunur
Bu mektûb, meyân şeyh Bedî’uddîne yazılmışdır. Kutb ve Kutb-ül-aktâb ve Gavs ne demek olduğu bildirilmekdedir:
ALLAHü teâlâya hamd olsun. Onun seçdiği, sevdiği insanlara selâm olsun. Bir dervîşle gönderdiğiniz kıymetli mektûb geldi. Bizleri çok sevindirdi.
Süâl: Kutb, kutb-ül-aktâb, Gavs ve Halîfe ne demekdir? Herbirinin vazîfesi nedir? Vazîfelerinin neler olduğunu bilirler mi, bilmezler mi? Bir kimsenin Kutb-ül-aktâb olduğu gaybdan müjdelenirmiş. Bu doğru mudur, yoksa hayâl midir?
Cevâb: Resûlullahın “aleyhissalâtü vesselâm” izinde ilerliyenlerin büyükleri, Ona uyarak Nübüvvet makâmının derecelerini geçdikden sonra, içlerinden bir kaçına (İmâmet) makâmını verirler. Başkalarını, o dereceleri geçirmekle bırakıp, bu makâmı vermezler. Bu büyükler de, onlar gibi bu dereceleri geçmişlerdir. İmâmet makâmını almadıkları için, onlardan ayrılırlar. Bu makâma bağlı olan şeylerden mahrûmdurlar. Resûlullaha “sallALLAHü aleyhi ve sellem” tâbi’ olanların büyükleri, peygamberliğin vilâyet derecelerini temâmlayınca, bunlardan birkaçına (Hilâfet) makâmını verirler. Geri kalanlara bu makâmı vermeyip, yalnız o dereceleri geçirirler. İmâmet ve hilâfet makâmları, o derecelerin kendilerini geçerek elde edilir. Bu derecelerin zıllerinde, görüntülerinde, imâmet makâmının karşılığı (Kutb-i irşâd) makâmıdır. Hilâfet makâmının karşılığı ise (Kutb-i medâr) makâmıdır. Aşağıda bulunan bu iki makâm, yukardaki o iki makâmın sanki zılli, gölgesi gibidir. Muhyiddîn-i Arabî hazretlerine göre, (Gavs), Kutb-i medâr demekdir. Kutb-i medârdan başka bir Gavslik makâmı olmadığını söylemekdedir. Bu fakîre göre, Gavs başkadır. Kutb-i medâr başkadır. Gavs [dahâ üstün olup] Kutb-i medârın yardımcısıdır. Kutb-i medâr, birçok işlerinde, ondan yardım bekler. (Ebdâl) denilen makâmlara getirilecek Evliyâyı seçmekde bunun rolü vardır. Kutbun yardımcıları, hizmet edenleri çok olduğundan kutba, (Kutb-ül-aktâb) da denir. Çünki, Kutb-ül-aktâbın yardımcıları, hizmet edenleri, Onun vekîlleri demekdir. Bunun içindir ki, Muhyiddîn-i Arabî “rahmetullahi aleyh” buyuruyor ki, (Müslimânların olsun, kâfirlerin olsun, her şehrde bir kutb bulunur).
Kaynak : Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek (S.566-567)
.
IV – Yüzyirmidörtbin Peygamber Kıdemindeki Veliden İzin Almadan Başka Bir Veli İstanbul’a Giremez
Hazır olan bir beldeye müvekkel olan bir tek kimse var. Burada, sancağı şerifi bekleyen zat var burada. Peygamber sancağı buradadır. Onu beklemeye müvekkel bululan vazifeli bir veliyyullah var. Yüzyirmidörtbin peygamberin kıdeminde olan zattır. Ondan destur almadan hiçbir veliyyullah içeri giremez, İstanbul hududuna. Ondan illa destur alacak. Gelirken ona göre izin verirse içeri girer. İzin vermezse edeben ta izin verilinceye kadar durur. Burası boş yer değil, burası makam.
Kaynak: M. Nazım Kıbrısi – Tasavvuf Sohbetleri, Nush yayınları, İst-1986( s.17)