İçimde Şüphe Oluştu, Ebu Hanife, 99 Kez Allah’ı Görmüş Müdür? Peygamberimize Bile Sadece Miraçda Nasip Olan Bir Şey Ebu Hanifeye Nasıl 100 Kez Nasip Oluyor? Evet, Dünya Gözüyle Allah’ı Görmek Mümkün Değildir Fakat Rüyalar İse, Başka Bir Alemdir. Alimlerin Çoğuna Göre Rüyada Allah’ı Görmek Mümkündür

I – Ebu Hanife, 99 Kez Allah’ı Görmüş Müdür? İçimde Şüphe Oluştu… Ebu Hanifeye Karşı İçimde Bi Süphe Kaldı. Peygamberimize Bile Sadece Miraçda Nasip Olan Bir Şey Ebu Hanifeye Nasıl 100 Kez Nasip Oluyor? Kuran-ı Kerim Ayetlerine Ters Değilmi?
Soru: Selamun aleyküm hocam. Uzun süredir sizi Youtube üzerinden takip ediyorum sayenizde kendimi her geçen gün geliştiriyorum. Çok fazla meal okuyan birisiyim muhkem ayetler hariç tefsirlerden müfessirlerin ayetler hakkında yorumlarını inceliyorum. Sorumun daha detaylı anlaşılması için kaynak belirtmek istiyorum.
İmam-ı azam hazretleri şöyle buyurmuştur: “Yüce rabbimi rüyamda doksan dokuz kere gördüm. Kendi kendime, “Eğer Rabbimi yüzüncü defa görürsem Kıyamet gününde mahlukat azabdan ne ile kurtulacak’ diye kendisine mutlaka soracağım dedim. Arkasından Hak Sübhanehü ve Teala’yı gördüm ve ‘Ey Rabbim, sana yakın olan yücedir, senin mehdin çok yücedir ve isimlerin mukaddestir, Kıyamet gününde kulların senin azabından ne ile kurtulur?’ dedim.
Hak Sübhanehu ve Teala şu cevabı verdi:
“Her kim sabah akşam namazından sonra SÜBHANEL EBEDİYYİL EBED derse azabımdan kurtulur.” (İbn Abidin c.1. shf 51)
“Gözler onu görmez, o ise bütün gözleri görür. O her şeyin inceliklerini bilendir, her şeyden haberdardır” (En’am 103)
“Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder..“ (Şura 51)
“Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi de onunla konuşunca dedi ki “Rabbim, bana kendini göster de Sana bakayım.” Buyurdu ki: “Beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sen de Beni görebileceksin.” Rabbi o dağa tecelli edince, onu paramparça etti. Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: “Seni tenzih ederim. Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim.” (A’raf 143)
Çok daraldım sıkıldım, Ebu Hanifeye karşı içimde bi süphe kaldı. Peygamberimize bile sadece Miraçda nasip olan bir şey Ebu Hanifeye nasıl 100 kez nasip oluyor? Mezhebimi değiştirmeyi düşünüyorum ne yapacağımı bilemıyorum Allah rızası için cevabınızı bekliyorum sağolun. Ebu Hanife gibi akılcı bir zatın bunu söylediğine inanmıyorum inanmak istemiyorum.
Kaynak: http://keremonder.com/ebu-hanife-99-kez-allahi-gormus-mudur-icimde-suphe-olustu/


II – Şimdi Buradan Da Ne Anlaşılıyor? Zâhirde Allah’ı Görüyor, Yine Allah’tan İsteseydi, Ayıkken de İsteseydi. Demek Ki Hal Sahibi Veyahut Maneviyat Sahibi, O İstekte Ne Oluyor? O İstekte Bir Başka Hal Tecelli Ediyor, Başka Bir Âleme Geçiyor. Orada Başka Bir İstek Oluyor, Onda Başka Bir Arzu Oluyor
Şimdi buradan da ne anlaşılıyor? Zâhirde Allah’ı görüyor, yine Allah’tan isteseydi, ayıkken de isteseydi. Demek ki hal sahibi veyahut maneviyat sahibi, o istekte ne oluyor? O istekte bir başka hal tecelli ediyor, başka bir âleme geçiyor. Orada başka bir istek oluyor, onda başka bir arzu oluyor. Bundan bu anlaşılıyor.
Şu da var,
Peygamber Efendimiz, Bedir Muharebesi’nde toprak attı, düşman basıldı. Ayet-i kerime nazil oldu. “Habibim o toprağı sen atmadın, biz attık” buyruluyor. Peygamber Efendimiz bütün savaşlarda o toprağı atsaydı, mağlubiyet görmeseydiler. Uhud Muharebesi’nde mağlup oldular, Huneyn Gazası’nda mağlup oldular.
İşte demek ki velîler olsun, nebiler olsun, onların her zamanları bir değil. Zaten Peygamber Efendimiz ne buyuruyor hadisinde? “Bizim öyle zamanımız oluyor ki arş, kürs, levh, kalem bizim yanımızda bir zerre kalıyor, onları hep seyrediyorum. Öyle zamanım da oluyor ki yanımdaki Ayşe’yi bile göremiyorum, bilemiyorum.”
Şimdi demek ki Veysel Karani Hazretleri’ni ayılttılar. Fakat onun ân’ı vardı, geçti o. Hani onda bir sıfat tecelli etmişti, sonra o sıfat ondan geçti.
Bu gibi şeylerin tecelli anında, Cenabı Hakk’ın sıfat-ı subutiyyesi onda tecelli ediyor, o sıfatta istiyorlar ve o sıfatta Allah halk ediyor.
Kaynak: http://salihler.com/gulden-bulbullere-teveccuh-sohbetleri-6


III – Yukarıda Zikrettiğiniz Ayetleri Delil Alan Alimler, Dünya Gözüyle Allah’ı Görmenin Mümkün Olmadığı Sonucunu Kayda Geçirmişlerdir. Rüyalar İse, Başka Bir Alemdir. Alimlerin Çoğuna Göre Rüyada Allah’ı Görmek Mümkündür. Tabii Allah Kendi Zatıyla Değil, Sıfatlarının Ve İsimlerinin Tecellisiyle Görünür
Cevap: Ve aleyküm selam kardeşim
Yukarıda zikrettiğiniz ayetleri delil alan alimler, dünya gözüyle Allah’ı görmenin mümkün olmadığı sonucunu kayda geçirmişlerdir.
Rüyalar ise, başka bir alemdir.
Alimlerin çoğuna göre rüyada Allah’ı görmek mümkündür. Tabii Allah kendi zatıyla değil, sıfatlarının ve isimlerinin tecellisiyle görünür.
İki binin müceddidi İmam-ı Rabbani hazretleri, rüyalarında bu gibi tecellileri görenler hakkında şu izahı yapar:
“Evinde oturan bir adam, pencereden içeriye giren güneş ışığını gördüğünde, ‘güneşi gördüm’ derse, bu kişi yalancı değildir. Büyük zatların gördüğünü söylediği her ne varsa bu Allah’ın sıfatlarının ya da esmâsının bir tecellisidir, zatı değildir.
Allah’ın zatı, ancak cennette, cennete ait olan gözlerle görülebilecektir.”
Resulullah (aleyhisselatü vesselam) efendimiz ise, Miraç’ta Rabbini gözleriyle değil, kalbiyle görmüştür.
Konuyla alakalı deliller aşağıdadır:
İkrime diyor ki:
“Abdullah b. Abbas dedi ki: ‘Muhammed rabbini gördü.” ben de ona dedim ki: ‘Allah “Gözler onu göremez, o ise bütün gözleri görür.” buyurmamış mıdır?’ Abdullah b. Abbas ise şöyle cevap verdi: ‘Vay senin haline, bu durum, Allah’ın, nuruyla göründüğü zamandır. Görülen O’nun nurudur. Allah’ın nuru Muhammed’e iki kere gösterildi.” (Tirmizî, K.Tefsir el-Kur’an, Sure: 53, bah: 7, Hadis no: 3279.)
Abdullah b. Şekik diyor ki:
“Ben, Ebu Zer’e dedim ki: ‘Şayet Resulullahın zamanına yetişmiş olsaydım, ben ona bir şey sorardım.’ Ebu Zer: ‘Ondan neyi sorardın?’ dedi. Abdullah da: ‘Ey Allah’ın Resulü, sen rabbini gördün mü?’ diye sorardım.” dedi. Ebu Zer dedi ki: ‘Ben onu sordum o da: “Ben nur olarak gördüm.” dedi.” (Müslim, K. İman, bab: 292, Hadis no: 178)
Ata tarikiyle gelen bir rivayette İbni Abbas: “Peygamber, O’nu kalbi ile gördü.” dedi. (Müslim)
Şa’bî diyor ki:
“Abdullah b. Abbas Arafat’ta Kâ’b ile karşılaştı ve ondan bazı şeyler sordu. Bunun üzerine Kâ’b “Allahu Ekber” diye seslendi. Öyle ki yankısı dağlardan geldi. Bunun üzerine Abdullah b. Abbas dedi ki: “Biz, Haşimioğullarıyız.” Kâ’b ise “Allah, görünmesiyle konuşmasını Muhammed ile Musa arasında taksim etti – Musa ile iki kere konuştu. Muhammed de onu iki kere gördü.” dedi.” (Tirmizi, K. Tefsir Kur’an sure 53, Hadis No: 3278)
Bu delillerin ışığında, İmam-ı Azam’ın ‘rüyamda Allah’ı gördüm’ derken gördüğü, Allah’ın esmâsının bir tecellisi;
Resulullah (aleyhisselatü vesselam)’ın ‘Rabbimi gördüm’ derken kastettiği ise, ‘kalbimle O’nu bir nur olarak gördüm’manasındadır.
Cennette bütün mü’minler, Allah’ı keyfiyetsiz bir şekilde göreceklerdir:
“O gün Rablerine bakan, pırıl pırıl parlayan yüzler de vardır.” (Kıyâmet 22-23)
“Hayır! Hayır! Bu, cezasız kalmayacak. Onlar, o gün Rablerini görmekten mahrum kalacaklardır.” (Mutaffifin 15)
Kaynak: http://keremonder.com/ebu-hanife-99-kez-allahi-gormus-mudur-icimde-suphe-olustu/

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın