I – Fark Perdededir. Velilerde Perde Yoktur. Allah’ın Emri İle Alıyor, Belki Ona Faydası Vardır. Hırsız İse Perdelidir. Sırf Kendi Menfaati İçin Alır. Seyyidi Mansur Mevlâna Îkiz Hz.lerinin Yanına Girdi. Seyyid Beyazıd Bekâri’yi Ziyafet Ediyordu. Onun Malını Alıp Çıktı. Seyyid Mansur Hz.leri Kutup Olduğu İçin Onun Levhi Mahfuzdaki Akıbetini Gördü, Hak Teâlâdan Emri Telakki Etti. Onun Üzerine Malını Alması Helaldir. Nasıl Mümkün Olursa Alır. Hırsız İse Mahcubdur. Rabbından Gafildir. Onun İçin Onun Alışı Suçtur.
.
I – Fark Perdededir. Velilerde Perde Yoktur. Allah’ın Emri İle Alıyor, Belki Ona Faydası Vardır. Hırsız İse Perdelidir. Sırf Kendi Menfaati İçin Alır. Seyyidi Mansur Mevlâna Îkiz Hz.lerinin Yanına Girdi. Seyyid Beyazıd Bekâri’yi Ziyafet Ediyordu. Onun Malını Alıp Çıktı. Seyyid Mansur Hz.leri Kutup Olduğu İçin Onun Levhi Mahfuzdaki Akıbetini Gördü, Hak Teâlâdan Emri Telakki Etti. Onun Üzerine Malını Alması Helaldir. Nasıl Mümkün Olursa Alır. Hırsız İse Mahcubdur. Rabbından Gafildir. Onun İçin Onun Alışı Suçtur.
İşte onun için fark perdededir. Velilerde perde yoktur. Allah’ın emri ile alıyor, belki ona faydası vardır. Hırsız ise perdelidir. Sırf kendi menfaati için alır. Seyyidi Mansur Mevlâna îkiz Hz.lerinin yanına girdi. Seyyid Beyazıd Bekâri’yi ziyafet ediyordu. Onun malını alıp çıktı. Seyyid Mansur Hz.leri kutup olduğu için onun Levhi Mahfuzdaki akıbetini gördü, Hak Teâlâdan emri telakki etti. Onun üzerine malını alması helaldir. Nasıl mümkün olursa alır. Hırsız ise mahcubdur. Rabbından gafildir. Onun için onun alışı suçtur. Seyyid Abdurrahman Terzuk Hz.lerinin talebeleri bir gün bir öküz bulup getirmişler. O da “kesin öküzü” dedi ve yedi. Yanında Seyyid Yusuf Fâsi Hz.leri vardı. O yemedi. Biraz sonra öküzün sahibi olan kimse geldi ki, o da Abdurrahman Merzuk Hz.lerinin müridlerindendi; “Efendim, onu zaten size sadaka olarak ayırmıştım” dedi. Seyyid Beyazıd Hz.leri de Seyyid Mansur Hz.leri ona “Etinden kes, ver” dese, keser verirdi. Hiç çekinmezdi.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.354-55)