Bizim Kaynağımız Hz Muhammed Mustafa! Bütün Nebileri Müşahede Ettim. Ne Söylüyor Ve Ne Yapıyorsam Nebînin (s.a.v) Sözüne Dayanarak Söylüyorum, Yapıyorum, Kendi İlmime, Bizzat Gözlemime Ve Müşahedeme Dayanarak Değil

I – Fetullah Gülen: Ehlullahtan Bazıları Efendimizden Ve Sahabeden Hadis Aldıklarını Söylüyorlar. Hatta Ben Tabiindenim Diyen İnsanların Sayısı Az Değildir… Doğrudan Doğruya Efendimizden Emir Aldım Diyenlerin Sayısı Da Az Değildir

II – İbrahim et-Temimi: ‘Ey Allah Resulü! Hızır Bana Bu Hadisi Senden Duyduğunu Haber Verdi’ Dedim, Allah Resulü (Sav) De Şöyle Buyurdu: Hızır Doğru Söylemiş. Hızır Doğru Söylemiş. Sana Anlattığı Her Şey Haktır. O, Yeryüzü Halkının Alimi, Abdal’ın Reisi Ve Allah’ın Yeryüzündeki Askerlerinden Biridir.

III – Muhyiddin İbn Arabi: Caizlik, Helallik Ve Vaciplik İle İlgili Olarak Akli Düşüncenin Hükmü Nedir, Bilemezdim O Zamanlar. Allah Gözlerimi, Basiretimi Ve Hayalimi Açtı. Bütün Nebileri Müşahede Ettim. Ne Söylüyor Ve Ne Yapıyorsam Nebînin (s.a.v) Sözüne Dayanarak Söylüyorum, Yapıyorum, Kendi İlmime, Bizzat Gözlemime Ve Müşahedeme Dayanarak Değil.

.

I – Fetullah Gülen: Ehlullahtan Bazıları Efendimizden Ve Sahabeden Hadis Aldıklarını Söylüyorlar. Hatta Ben Tabiindenim Diyen İnsanların Sayısı Az Değildir… Doğrudan Doğruya Efendimizden Emir Aldım Diyenlerin Sayısı Da Az Değildir
“Yani insan, mahiyeti itibariyle zaman üstü, mekân üstü olabilir. Dünü yarınla beraber görebilir. Doğrudan doğruya huzur-i risaletpenâhiye ulaşabilir ve Efendimizi dinleyebilir. Hz. Cibril’i Kur’an okurken duyuyor gibi olabilir. Zât-ı uluhiyyetin bikem u keyf kendisine konuştuğunu duyabilir. Buna binaen ehlullahtan bazıları Efendimizden ve sahabeden hadis aldıklarını söylüyorlar. Hatta ben tabiindenim diyen insanların sayısı az değildir… Doğrudan doğruya efendimizden emir aldım diyenlerin sayısı da az değildir.”
Kaynak: Fetullah Gülen, Sohbet-i Canan, Nil Yayınları, İstanbul 2013, s. 21-22

.

II – İbrahim et-Temimi: ‘Ey Allah Resulü! Hızır Bana Bu Hadisi Senden Duyduğunu Haber Verdi’ Dedim, Allah Resulü (Sav) De Şöyle Buyurdu: Hızır Doğru Söylemiş. Hızır Doğru Söylemiş. Sana Anlattığı Her Şey Haktır. O, Yeryüzü Halkının Alimi, Abdal’ın Reisi Ve Allah’ın Yeryüzündeki Askerlerinden Biridir.
İbrahim et-Temimi bundan sonra, o gece uykusunda meleklerin kendisine geldiklerini ve cennete taşıdıklarını görmüş ve cennette gördüklerini çok güzel bir şekilde anlatmıştır. O der ki: Meleklere, bütün bunların kimin için hazırlandığını sordum. Bana şu cevabı; verdiler: Bunlar, senin yaptığın amelleri yapanlar içindir.
İbrahim et-Temimi, o gece cennetin meyvalarından yediğini Ve meleklerin kendisine cennet şaraplarından sunduklarını kaydeder ve der ki: Ve Allah Resulü (sav) yanıma geldi. Beraberinde yetmiş peygamber ve her bir saffı doğu ile batı arasını dolduran yetmiş saf halindeki melekler vardı. Bana selam verdi ve ellerimden tuttu. Ben de, ‘Ey Allah Resulü! Hızır bana bu hadisi senden duyduğunu haber verdi’ dedim, Allah Resulü (sav) de şöyle buyurdu: Hızır doğru söylemiş. Hızır doğru söylemiş. Sana anlattığı her şey haktır. O, yeryüzü halkının alimi, Abdal’ın reisi ve Allah’ın yeryüzündeki askerlerinden biridir.
Kaynak: Kûtü’l-Kulûb (4 Cilt), Ebû Tâlib El-Mekkî, İz Yayıncılı Cilt 1(S.31-32)

.

III – Muhyiddin İbn Arabi: Caizlik, Helallik Ve Vaciplik İle İlgili Olarak Akli Düşüncenin Hükmü Nedir, Bilemezdim O Zamanlar. Allah Gözlerimi, Basiretimi Ve Hayalimi Açtı. Bütün Nebileri Müşahede Ettim. Ne Söylüyor Ve Ne Yapıyorsam Nebînin (s.a.v) Sözüne Dayanarak Söylüyorum, Yapıyorum, Kendi İlmime, Bizzat Gözlemime Ve Müşahedeme Dayanarak Değil.
Allah’a ve Resulüne, Resulünün getirdiklerine, mücmel ve mufassal olarak, bize ulaşsın, ulaşmasın kesin bir şekilde iman ettik. Bu akideyi taklidi olarak anne ve babamdan aldım. Caizlik, helallik ve vaciplik ile ilgili olarak akli düşüncenin hükmü nedir, bilemezdim o zamanlar. Ben, buna dair imanıma dayalı olarak amel ettim. Ta ki nereden ve neden iman ettiğimi bilinceye kadar. Allah gözlerimi, basiretimi ve hayalimi açtı. Bu yüzden mesele benim için doğrudan müşahede düzeyine ulaştı. Taklide dayalı olarak tahayyül edilen ve vehmedilen hüküm de mevcuttu. Derken tabî olduğumun, yani Hz. Muhammed’in (s.a.v) değerini bildim. Bütün Nebileri müşahede ettim. İcmali olarak iman ettiklerimin tümüne muttali oldum. Nitekim görüp bizzat müşahede etmemden elde ettiğim ilim önceki imanımla çatışmadı. Bu yüzden ne söylüyor ve ne yapıyorsam Nebînin (s.a.v) sözüne dayanarak söylüyorum, yapıyorum, kendi ilmime, bizzat gözlemime ve müşahedeme dayanarak değil. İman ile gözlem arasında bir denge kurdum. İşte tabi olma bağlamında çok değerli bir tutumdur bu.”
Kaynak: Tefsir-i Kebir Te’vilat (2 Cilt) – Muhyiddin İbn Arabi, tefsir-i kebir te’vilat (2 cilt), TEFSIR-I KEBIR TE’VILAT (2 CILT),
Muhyiddin İbn Arabi KİTSAN BASIM YAYIN

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın