I – Efendimiz (s.a.v) Buyurmuştur Ki “Kıyamete Kadar Hak Üzere Bulunan Bir Cemaat Olacak”. Oda Bu Tariki Aliyedir. Çünkü Diğerlerine Bakıyoruz (İsim Vermiyoruz) Kimi Dünyalık İçin, Kimi Koltuk İçin Çalışıyor
II – Bizim Yolumuz Şeyh Esat Efendi Hazretlerinin Çizdiği Yoldur. Onların Yolunun Hizmetçisi Olarak Kabul Ediyoruz Kendimizi. Tek Kelime İle Hakikatten Ayrılmamak, Ayrılanları Da Onunla Bilmek Ve Bildirmek İçin Risale-i Es’adiyeyi Bastırmışızdır. O Büyük Bir Ölçüdür. Hazret-i Allah Efendilerimin Yolunu Benimsetmiş. Kılı Kılına Ayrılmamak İçin, Bütün Kalıbımızla Hareket Ediyoruz. Çünkü Ondan Fazla Birşey Bilmiyoruz. Bilmediğimiz İçin, Bilenin İzinden Yürümeyi Kendimize Düstur Olarak Kabul Ediyoruz Ve Biz Bu Arada, Sırf Onların Yolunun Hizmetçisi Olarak Kabul Ediyoruz Kendimizi.
.
I – Efendimiz (s.a.v) Buyurmuştur Ki “Kıyamete Kadar Hak Üzere Bulunan Bir Cemaat Olacak”. Oda Bu Tariki Aliyedir. Çünkü Diğerlerine Bakıyoruz (İsim Vermiyoruz) Kimi Dünyalık İçin, Kimi Koltuk İçin Çalışıyor
Gavs-i Sani Hz.leri’nin Sohbeti
1-) ÇOK ÇALIŞMAK : Küfür deniz gibi olmuş çok fazlalaşmış. Sizde çok çalışacaksınız, çok gayret edeceksiniz.
2-) NİYET: Çalışırken de niyetlerinize dikkat edeceksiniz. Sırf (c.c) rızası için olacak. (c.c) rızası olmazsa olmaz, mümkün değil. Sizde (c.c) rızası için Efendimiz (s.a.v) ümmeti için, tariki Nakşi için çok çalışacaksınız. Efendimiz (s.a.v) “Ameller niyetler iledir” buyurmuştur.
3-) BU GRUP KIYAMETE KADAR DEVAM EDER: Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki “Kıyamete kadar hak üzere bulunan bir cemaat olacak”. O da bu tariki aliyedir. Çünkü diğerlerine bakıyoruz (isim vermiyoruz) kimi dünyalık için, kimi koltuk için çalışıyor. Rızası için çalışmıyor yada şeriata dikkat etmiyorlar, edebe adaba uymuyorlar. Gavs hazretleri de “Bu tariki aliye, tariki Nakşi kıyamete kadar devam edecek” demiş. Gavsın bu sözü ve Efendimiz (s.a.v) hadisine bakıyoruz, bu yoldan başka tariki müstakim kalmamış. İnşaAllah kıyamete kadar devam eder. Bizde bu kanaatteyiz.
Kaynak: http://www.nasihatler.org/2013/12/22/gavs-i-sani-hz-lerinin-sohbeti/
.
II – Bizim Yolumuz Şeyh Esat Efendi Hazretlerinin Çizdiği Yoldur. Onların Yolunun Hizmetçisi Olarak Kabul Ediyoruz Kendimizi. Tek Kelime İle Hakikatten Ayrılmamak, Ayrılanları Da Onunla Bilmek Ve Bildirmek İçin Risale-i Es’adiyeyi Bastırmışızdır. O Büyük Bir Ölçüdür. Hazret-i Allah Efendilerimin Yolunu Benimsetmiş. Kılı Kılına Ayrılmamak İçin, Bütün Kalıbımızla Hareket Ediyoruz. Çünkü Ondan Fazla Birşey Bilmiyoruz. Bilmediğimiz İçin, Bilenin İzinden Yürümeyi Kendimize Düstur Olarak Kabul Ediyoruz Ve Biz Bu Arada, Sırf Onların Yolunun Hizmetçisi Olarak Kabul Ediyoruz Kendimizi.
«Yolumuz o yol olduğunu. Şeyh Es’ad Efendi (k.s) Hazretlerimizin çizdiği yol üzerinde yürüdüğümüzü belirtmek maksadı ile Risale-i Es’adiyyeyi bastırmışızdır.
Çünkü görülüyor ki, farz-ı mahal Efendi Hazretlerinin halifesiyim diye ortaya çıkan nice kimselerin ellerindeki derslerin hepsi ayrı ayrıdır. Hepsinin ders kağıtları bir değildir.
Bu noktada bizim düsturumuz Efendilerimizin izidir. Biz bu yoldan gidince, bu yolda gitmek istiyenlere de bu yolu gösteriyoruz. Bunu ihvan iyiden iyiye bilsin.
Tek kelime ile Hakikatten ayrılmamak, ayrılanları da Onunla bilmek ve bildirmek için Risale-i Es’adiy yeyi bastırmışızdır. O büyük bir ölçüdür.
Hazret-i Allah Efendilerimin yolunu benimsetmiş. Kılı kılına ayrılmamak için, bütün kalıbımızla hareket ediyoruz. Çünkü Ondan fazla birşey bilmiyoruz. Bilmediğimiz için, bilenin izinden yürümeyi kendimize düstur olarak kabul ediyoruz.
Küçücük bir çığır açarsam, kendimi yoldan ayrılmış kabul ederim.
Ve biz bu arada, sırf Onların Yolunun hizmetçisi olarak kabul ediyoruz kendimizi.
Onun için Onlar sahip çıkıyorlar yola. Bütün müridânın üzerindeki himmet ve tasarruf hep Onlarındır.
Biz bunu katiyyen benimsemiyoruz, kabul etmiyoruz. Onlarda bütün kanatları ile müridânın üzerine gelmişlerdir.
Maazallah küçücük bir varlık husule gelse, belki onlar çekiliverecekler ve bütün ihvanın feyzi kesilmiş olacak.
Onların deryası olduğu için, ihvanlar deryâlar içersinde rahat rahat yüzebiliyorlar hamdolsun.»
Kaynak: Sözler ve Notlar – Ömer Öngüt, Akyol Matbaası, İzmir-1982 (S.257-258)