Azrail İle Kimin Canını Alacağına Dair Pazarlığa Oturdum, Eceli Henüz Gelmemiş Başka Birinin Ruhunun Ölüm Meleğine Vererek O Kulu Ölümden Kurtardım

I – Şeyh Abdurrahman Tahi (k.s.) Hazretleri: İmam-I Şafi Hazretleri İle Azrail Kimin Canını Alacağına Dair Pazarlığa Oturdu, En Sonunda Kızımın Ruhunu Almasına Karar Verdik

II – Muhyiddin İbn’ül Arabi, Eceli Gelen Birinin Yerine, Eceli Henüz Gelmemiş Başka Birinin Ruhunun Ölüm Meleğine Vererek Eceli Gelmiş Olanın Ölümden Kurtarmıştır

.

I – Şeyh Abdurrahman Tahi (k.s.) Hazretleri: İmam-I Şafi Hazretleri İle Azrail Kimin Canını Alacağına Dair Pazarlığa Oturdu, En Sonunda Kızımın Ruhunu Almasına Karar Verdik
Gavsül azam hazretlerine intisab ettiğim ilk günlerde ağır bir hastalığa tutuldum. Hastalığım o kadar ağır seyrediyordu ki aklımı kaçıracağımdan korkuyordum. Bir gece İmam-ı Şafı hazretlerini ayakucumda, şeyhim Gavsülazam hazretlerini başucumda gördüm. İmam-ı Şafi hazretleri Gavsülazam hazretlerinden bana şefaatçi olmasını, hayatta kalmam hususunda himmetini kullanmasını istedi. Cenab-ı Gavs: “Ben ulu Allah’ın muradına karşı koyamam.” diye buyurdu. İmam-ı Şafi hazretleri bırakmadı. “O kitap yazıyor, henüz bitirmedi. Himmetini kullan şu zat ölmesin.” Ölüm meleği geldi. İmam-ı Şafi hazretleri: “Azrail (a.s.) onun yerine babasının ruhunu alsın.” dedi. Gavsül azam hazretleri: “Olmaz, adamın hanımını ve kızını acıya düşürmeye hakkımız yok.” deyince İmam-ı Şafi hazretleri: “Öyle ise Azrail (a.s.) onun yerine kızının ruhunu alsın, babası razı olur fakat annesi kızından ayrılmaya razı olmaz.” derken her iki imam benim yerime Azrail’in kızımın ruhunu almasında görüş birliğine vardılar. Bu sırada ben gözümü açtım. Hanımın, “kızım öldü” diye ağlıyordu. Hanıma işin iç yüzünü anlatınca, bu defa da sevindi.
Allah katında evliyanın ne kadar makbul olduğu görülüyor. Evliya-i izam ve şeyhlerimiz bu yüce makamlara tasavvuf ve tarikatın kemalatı ile ayak bastılar.
Kaynak: Tasavvufi Hayat – Mehmet Ildırar, Sey-Taç Yay., 1.Baskı, Ankara 1996(S.114-120)

.

II – Muhyiddin İbn’ül Arabi, Eceli Gelen Birinin Yerine, Eceli Henüz Gelmemiş Başka Birinin Ruhunun Ölüm Meleğine Vererek Eceli Gelmiş Olanın Ölümden Kurtarmıştır
…şeyhlerimizden birine, insanların yararlandığı sultan kızlarının birinden söz (haber) ettiler : O kızın bu şeyhe itikâdı vardı. Huzûruna gelsin diye ona (haber) iletti. Şeyh de (kalkıp) gitti. (Kadının) kocası olan melik, onun yanındaydı. Sultan saygı olarak ayağa kalktı. Sonra şeyh can çekişmekteki kadına baktı ve :
– Ölmeden önce, yakalayın onu dedi.
– Neyle? dediler.
– Diyetiyle (dedi) : Ödeyin onu!
Böylece kadının diyeti, tam olarak şeyhe getirildi ve (kadındaki) can çekişme ile (kocasındaki ve babasındaki) hüzün durdu. (Kadın) gözlerini açtı ve Şeyh’e selâm verdi. Şeyh de ona :
– Sen hiç üzülme dedi : Ancak burada bir incelik var ki o da : Ölüm çözülünce sefil (yani eli boş) olarak geri mümkün değildir. Ona muhakkak bir (başka) eser (yani can) lâzımdır. Biz seni (gerçi) ölümün elinden aldık. Halbu ki o, kendi hakkını bizden (yine de) istiyor : Ancak, alınmış bir rûh ile geri döner. Seni, sen yaşadığın zaman ahâli senden faydalanmıştır. Sen yüksek değerlisin. Biz de senin fidyeni, bizim indimizde, bu ölüden daha yücesiyle (öderiz : Şöyle ki) bence bütün kız (evlât)lardan daha sevgili bir kızım var benim. (İşte) senin diyetin olarak ölümü ona vereceğim. Sonra şeyh Azrail’e dönerek dedi ki :
– Rabb’ine geri götürmek üzere sana bir rûh lazımdır. (sana vereceğim), kızım(ın rûhu)dur. Ona (olan) sevgimi biliyorsun. Bu rûha bedel olarak onun rûhunu al.
Sonra şeyh, kalkıp kızına gitti. Hiçbir râhatsızlığı olamayan kızına (şöyle) dedi :
– Sevgili kızım bana rûhunu ver. Çünkü sen (insanlara) fayda (konusun)da Emir’ül-müminin’in kızı Zeyneb’in yerini tutamazsın.
Kız dedi ki :
– Babacığım senin hükmündeyim. Ruhumu sana (elbette) veririm.
Şeyh de ölüme (yani Azrâil’e) :
– Al onu dedi.
Böylece (kızcağız) o anda vefât etti…>>
İşte son derece hazin olmakla berâber bu hikayede işlenen motif, şâyan-ı dikkattir. Halkın ve umûmun menfaatı için, kendince en sevgili varlıklardan ferağat edebilmek, gerçekte islâm ahlâkı’nın gâyesini teşkil eder. Diğergamlık mânasına gelen <<altruisme>> in bundan daha gözel numûnesi acabâ tasavvur edilebilir mi?
Kaynak: El – Futûhât El – Mekkiyye, Muhyiddin İbn’ül Arabi, çeviri. Prof Dr. Nihat Keklik, Kültür Bakanlığı Yayınları – 1990 sayfa 151-152

.

(Ayet) Allah, vadesi gelen hiçbir kimseye artık daha fazla süre tanımaz. Allah, işlediğiniz her şeyden hakkıyla haberdardır.
MUNAFİKUN Suresi 11. Ayet
12 – Ali Ünal: Allah, vadesi gelen hiçbir kimseye artık daha fazla süre tanımaz. Allah, işlediğiniz her şeyden hakkıyla haberdardır.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın