Bazı Kullar, Bu Yüce Hitabı Kalbinde Bulur.. Kalben, Yüce Hak’la Konuşur.. Bazıları, Ruh İle, Dünya Semasına Yükselir.. Sıdre-i Müntehaya Yükselen Kimseler De Vardır.. Yükselirler; Konuşmalarını Orada Yaparlar

I – Bazı Kullar, Bu Yüce Hitabı Kalbinde Bulur.. Kalben, Yüce Hak’la Konuşur.. Bazıları, Ruh İle, Dünya Semasına Yükselir.. Sıdre-i Müntehaya Yükselen Kimseler De Vardır.. Yükselirler; Konuşmalarını Orada Yaparlar
Yukarıda anlatılan kelâmlar o kadar güzeldir ki, o kadar tatlıdır ki., o yoldan yapılan ihsanlara ne doyulur, ne de o latifelerden bıkılır..
KELÂM sıfatı kendisinde olanlardan bazıları da: Hak’la konuşur.. Ama, halk dili ile..
Söylenen sözü bir yönden duyar.. Ama, o bilir ki: O söz, bir başka yönden gelmektedir..
Halktan biri ona seslenir; o da duyar..
Ama, Hak’tan duyar.. Halktan değil..
Bu manada şöyle söylerim:
Leylâ ile olurdum, gayrı yoktu görsem bile;
Cemadatla konuşurdum Leylâ’ya hitab ile..
Şaşılacak bir şey yoktur, onlarla konuşsam da;
Cemadattan cevab aldım, Leylâ’dan cevab ile..
KELAM tecellisine nail olan kullardan bazılarını; yüce Hak cisimler âleminden alır, ruhlar âlemine götürür..
Mertebe bakımından, bunlar en yüce mertebelerin sahibidir..
Bazı kullar, bu yüce hitabı kalbinde bulur.. Kalben, yüce Hak’la konuşur..
Bazıları, ruh ile, dünya semasına yükselir..
Bu sınıfa mensub olanlar arasında; ikinci ve üçüncü semaya yükselen zatlar da vardır..
Haliyle, bu yükseliş, kimin kısmetîndeyse.. kısmeti ne kadarsa, o kadar olur..
Sıdre-i müntehaya yükselen kimseler de vardır..
Yükselirler; konuşmalarını orada yaparlar..
Hâsılı: KELÂM teceilisine nail olanlar, haki katler âlemine girdikleri kadar yüce Hakkın mu hatabı olurlar..
Bu böyledir; başka türlü olamaz.. Zira, her şeyin bir yeri vardır..
Yüce ve sübhan Hakkın şanı ise., her şeyi, ye rinde yerine getirmektir..
KELÂM sıfatının tecellisi, Hakkın kelâmına muhatab olacak kimselerden bazıları için bir şeref köşkü kurulur..
Hem de, nurlu ve parlak bir şekilde.. Pırıl pı rıl yanan bir köşk gibi..
Bazı kullar da, iç âleminde parlayan bir nur görür.. Yüce Hakkın hitabına, o nurlu yönden nail olur..
Bu nurun şekli değişiktir..
Bazan, çokluğu kavranabilir ve:
— Şu kadardır..
Denebilir..
Bazan, o nurun çokluğunu anlamak mümkün değildir.. Çok çoktur.. Çoktan da çoktur..
Anlatılan nur, yuvarlak daire biçiminde olabi lir..
Uzayıp giden bir şekilde de olabilir..
Kaynak: İnsan-ı Kamil cilt 1 – Abdulkerim Ceyli, Üçdal Neşriyat, İst-1980 (S.234-237)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın