Ne Oldu? Onların Üflemesi İle Güneş Söndü Mü? Hayır! Mübarek Nakşibendi Efendimize Çevresinden, O Dönem Alim Bilinenlerden, İnsanlardan Çokça Ve Şiddetli İtirazlar Olmuş, Hatta Nakşibendi Efendimizi Bid’atçilikle Suçlamışladı, Fakat Bugün Nakşibendi Efendimizin Feyzi Ve Nispeti Bir Güneş Gibi Kainatı Aydınlatmaktadır!

I – Mübarek Nakşibendi Efendimize Çevresinden, O Dönem Alim Bilinenlerden, İnsanlardan Çokça Ve Şiddetli İtirazlar Olmuştur.. Hatta Tasavvuf Ehli Bilinen Çevreler Dahi Şiddetle Karşı Çıkmışlar.. Nakşibendi Efendimizi Bid’atçilikle Suçlamışlar.. Haşa.. Hatta Küfür İle İtham Edenler Olmuş.. Ne Oldu? Onların Üflemesi İle Güneş Söndü Mü? Hayır.. Bugün Nakşibendi Efendimizin Feyzi Ve Nispeti Bir Güneş Gibi Kainatı Aydınlatmakta.. Kendisine İtiraz Edenlerin, Şiddetle Karşı Çıkanların Nispeti, Nakşi Nispetinin Yanında Mum Gibi Sönüp Kalıyor.. Öyle Ya Güneşe Nispetle Mum Ne İfade Eder Ki?!
Mübarek Nakşibendi Efendimize çevresinden, o dönem alim bilinenlerden, insanlardan çokça ve şiddetli itirazlar olmuştur.. Hatta Tasavvuf ehli bilinen çevreler dahi şiddetle karşı çıkmışlar.. Nakşibendi Efendimizi bid’atçilikle suçlamışlar.. Haşa.. İslam Dinini, Tarikat-ı Muhammediyye’yi aslından saptırmakla itham etmişler.. Hatta küfür ile itham edenler olmuş..
Ne oldu?
Onların üflemesi ile güneş söndü mü?
Hayır..
Bugün Nakşibendi Efendimizin feyzi ve nispeti bir güneş gibi kainatı aydınlatmakta.. Bütün dünyada caridir.. Hem de çok kısa zamanda Nakşibendi Efendimizin nispeti öyle bir yürüyor, öyle bir çoğalıyor ki; kendisine itiraz edenlerin, şiddetle karşı çıkanların nispeti, Nakşi nispetinin yanında mum gibi sönüp kalıyor.. Öyle ya güneşe nispetle mum ne ifade eder ki?!
O nispet nice büyük alimler, nice büyük arifler, nice Müslüman dervişler yetiştiriyor.. Her birinin namı şerefi bütün cihana yayılıyor.. İsimleri halen dillerde, sevgileri halen kalplerdedir.. Eserleri kütüphanelerdedir..
Kendisine itiraz edenlerin, kendisini haşa küfür ve şirk ile suçlayanların esamesi bile kısa zamanda okunmaz oluyor.. Bugün onların adından sanından eser yok..
Zaten, Nakşibendi Efendimizin, ulu bir makamda dualarından biridir ki nakşi müridanı bunu iyi bilirler:
“Ya Rabbi, bizim yolumuz kıyamete kadar açık kalsın!”
Hatta pek çok Evliyaullah bildirmiştir: Nakşi Nispeti, Kıyamete kadar berdevam olacaktır..
Bunu şuraya bağlamak isterim:
İbni Teymiyye ve Vehhabilik kaynaklı tasavvuf inkarcılığı ve şiddetli itirazı alemde yeni bir şey değildir.. 3. ve 4. Hicri asırdan bu yana hep görülegelmiştir..
Gerçi tasavvuf inkarcıları sadece Teymiyyeci ve Vehhabiler de değil.. Çok var.. Kimisi de cahilliğinden itiraz ediyor.. Bilmediğinden.. Kimisi devri geçmiş olarak görüyor.. Kimisi Mezhebi tutumundan silip atıyor.. Kimisi, kendini ondan üstün addediyor.. Hepsi nefsani.. Aldanmışlardan.. Allah korusun.. Kapılanları Allah kurtarsın… Kimisi de Tasavvufun kokusunu duymamış, kendini Ehli Tasavvuf olarak addediyor.. Allah cümlemize acısın.. Hatta Tasavvuf adına Tasavvufu inkar eden çevreler var.. Bunlarınki bir nevi görüntü.. Bunlar azınlık ama varlar..
Ne kadar itiraz ederlerse etsinler; Tasavvuf kıyamete kadar İslam’ın “insan yetiştirme okulu” olmaya devam edecek.. Bu güneşi hiç birinin söndürmeye ömrü nefesi yetmez.. Çünkü bu yollar esasen Resulullah Efendimizce açılmıştır.. Mesela Hafi yolu, Asr-ı Saadetten Ebu Bekir Sıddık Efendimizden sonra yeniden ortaya çıkaran ve yaygınlaştıran Nakşibendi Efendimizdir.. Yoksa Tarikat esasen Onun değil, mübarek Peygamber Efendimizindir.. Ol mübareğin açtığını kapamaya kimsenin gücü yetmez!
Adem AS.’dan Kıyamete kadar bütün insanlığın maddi ve manevi güçlerini eritip birleştirseler yine de Resulullah Efendimizin gücü ve maneviyatı yanında zerre kalır.. Asla kimsenin gücü yetmez..
Bakın bu başlıkta bir katrecik göstermeye çalıştık.. Tabi görene.. Tasavvuf asla İslam dışı değildir.. Delilleriyle isnadıyla.. İslam’ın özüdür.. Dinin ruhudur.. İslam sarayının içidir Tasavvuf.. İhsan makamıdır.. Bir insan iman ve teslimiyet ile Beşeri sıfata geçer, hayvani sıfatlardan kurtulur.. Meleki ve daha üstün sıfata geçip Allah’a dost olabilmek içinse İhsan makamına ulaşması gerekir.. Nefs-i Razıye ve ötesine yol bulmalıdır.. Ruh-i Revani makamına ulaşmalıdır.. Ki ordan ötelere yol bulabilsin..
Adem AS’a Meleklerin secde ettiği Ahsen-i Takvim makamıdır anlatılan yüce mertebeler.. Adem olmak ister isen bul Adem’i birader..
Anlamak istemeyenlere; belki insaf ve vicdan gösterirler diye bir kez daha söylüyor ve ilan ediyorum: İsnad dindendir.. İslam Dini, alim ve nakil dinidir.. Biz sahih rivayetin Müslümanlarıyız..
Ve sahih rivayetlerle ortadadır ki Tasavvuf Kur’an ahlakıdır; İslam’ın takvasıdır.. Sünnet-i Resulullah’tır.. Tatbikat-ı Sahabe.. İkbal-ı Tabiin ve tebe-i tabiin.. Büyük alimlerin icmaıdır.. Üzerinde tam bir ittifak vardır.. İnkar edenler cahilliklerinden inkar etmişlerdir.. Böyleleri gerçek alim sayılmazlar.. Ya da nefsi inad ve münkiratlarından inkar etmişlerdir.. Bile bile.. İblis aleyhilane de öyleydi.. Büyük ilmi vardı ama Adem’i inkar eyledi.. Ondaki şerefi, ilmi, makamı, makbuliyeti ve mahbubiyeti bilemedi..
İblis kibir gösterip Adem’i inkar etmekle ne oldu? Kendini düşürdü, merdut kıldırdı.. Adem AS. şerefinden kaybetti mi?
Kaynak: http://www.ihvanforum.org/showthread.php/15927-Evliyaullah-Rabita-ve-Hadis-i-SerfilerleAlimlerin-Gorusleriyle-Tasavvuf/page31

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın