I – Peygamber Vekili Olan Bir Mürşid Merdiven Gibidir. Cenâb-ı Hakk’ın İlmi Ezelîsinde Hidâyet Nasip Ettiği Kulları Tasarrufu İle O Ulvî Âlemlerin Yüksek Makamlarına Tekrar Ulaştırır. Burası Nebilerin Velilerin Makamıdır, “İnsan Benîm Sırrındır, Ben De İnsanın Sırrıyım” Hadis-i Kudsî’si Bu Ruhu Tavsif Eder
.
I – Peygamber Vekili Olan Bir Mürşid Merdiven Gibidir. Cenâb-ı Hakk’ın İlmi Ezelîsinde Hidâyet Nasip Ettiği Kulları Tasarrufu İle O Ulvî Âlemlerin Yüksek Makamlarına Tekrar Ulaştırır. Burası Nebilerin Velilerin Makamıdır, “İnsan Benîm Sırrındır, Ben De İnsanın Sırrıyım” Hadis-i Kudsî’si Bu Ruhu Tavsif Eder
Peygamber vekili olan bir mürşid merdiven gibidir. Cenâb-ı Hakk’ın ilmi ezelîsinde hidâyet nasip ettiği kulları tasarrufu ile o ulvî âlemlerin yüksek makamlarına tekrar ulaştırır. Nefis de ruha tabi olarak o makamlara çıkar. Tarikat-ı Nakşibendiyenin bir hususiyeti de budur. Mürşid, muhabbet ve teslimiyet nisbetinde tasarrufunu kullanır. Günâ gün nasibini vererek sınıflarını geçirir, mekteplerini değiştirir. Böylece ruh tekâmül edip yükselmeye başlar. Meleküt âlemine çıktığında ruhanî ruh olur. Ceberut âlemine çıkabilirse sultanî ruh ve nihayet lâhut âlemine yükseldiği zaman kudsî ruh olmuş olur. Burası nebilerin velilerin makamıdır, «insan benîm sırrındır, ben de insanın sırrıyım.» Hadis-i kudsî’si bu ruhu tavsif eder.
‘Hazret-i Allah kudsî ruhla desteklediği ve lahut alemine kadara çıkmaya fırsat verdiği bu kullarından dilediklerini orda tutan dilediklerini de irşad için tekrar insanların arasına geri gönderir. O her ân Allah iledir. Kendisi istemediği halde emir tahtında döndürülmüştür, insanları irşad için beşeriyet kisvesine bürünmüştür. Görünüşte halk ile, fakat batini Hakk ile meşguldür. Yeryüzünde Cenâb-ı Hakk’ın emriyle tasarruf eder. Fâil-i mutlak’ını fiillerini görür, bir yap rağın tutunduğu kadara bile tutunacak varlığı yoktur. Bir çöp kadara kıymeti olmadığını bilir; kendisini bir resimden hiç fark edemez. Çünkü Fâil-i mutlak o resimde tecellî ediyor. Fakat bu bilinmediği için herkes resmi görür.
Kaynak: Sözler ve Notlar – Ömer Öngüt, Akyol Matbaası, İzmir-1982 (S.292-293)
.
(Ayet) Allah’ tan başka dostlar edinenler: “Bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye onlara ibadet ediyoruz” derler. Allah şüphesiz yalancı ve kafir olan kimseyi doğru yola eriştirmez
Zümer:
3. İyi bilinmelidir ki halis din Allah’ındır. Allah’ tan başka dostlar edinenler: “Bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye onlara ibadet ediyoruz” derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve kafir olan kimseyi doğru yola eriştirmez.