Mezarlarında Yatan Ölüler Bile İsteklerinin Yerine Gelmesi İçin Gavsa Rica Ve İstirhamda Bulunur!

I – Gavsû’l-âzâm Buyurdular Ki: «Bugün Şeyh Hammad Hazretleri’ni Kabrinde Gördüm, Bana, “Hakk Teâlâ’ya Rica Ve Niyazda Bulun Ki; Kullanılmaz Haldeki Elime Güç Versin, Yani Onu Bana İade Etsin.” Ben, Hemen Hak (c.c.)’den Rica Ve İstirhamda Bulundum. Ayrıca, Ölülerden Beş Yüce Velî Dâhi Kendi Kabirlerinden Rica Ve İstirhamda Bulundular. Bu Beş Velîden Birisi, O Kadar İstirhamda Bulundu Ki; Hak (c.c.) Hazretleri Dualarımızı Kabul Buyurarak, Hammad (k.s.)’un Elini Geri Verdi Ve O El Benim Elimi Bıkarak, Benimle Görüştü…»!

II – Bu Söz, Bağdat’a Yayılınca, Bağdat Şeyhleri Ve Onların Müritleri Toplanıp, Şeyh Abdülkâdîr Geylânî Hazretleri’nin Sözlerinin, Doğru Olup Olmadığını Araştırma Yoluna Saptılar. Hak, Sübhane Ve Teâlâ Buyurdu Ki: “Ey Yusuf! Koş O Cemaat’a Duyur. Gavsü’l-âzâm Mahbub’umun Anlattıkları, Doğru Ve Aynen Vâkidir.”

.

I – Gavsû’l-âzâm Buyurdular Ki: «Bugün Şeyh Hammad Hazretleri’ni Kabrinde Gördüm, Bana, “Hakk Teâlâ’ya Rica Ve Niyazda Bulun Ki; Kullanılmaz Haldeki Elime Güç Versin, Yani Onu Bana İade Etsin.” Ben, Hemen Hak (c.c.)’den Rica Ve İstirhamda Bulundum. Ayrıca, Ölülerden Beş Yüce Velî Dâhi Kendi Kabirlerinden Rica Ve İstirhamda Bulundular. Bu Beş Velîden Birisi, O Kadar İstirhamda Bulundu Ki; Hak (c.c.) Hazretleri Dualarımızı Kabul Buyurarak, Hammad (k.s.)’un Elini Geri Verdi Ve O El Benim Elimi Bıkarak, Benimle Görüştü…»!
Gavsû’l-âzâm buyurdular ki:
-«Bugün Şeyh Hammad Hazretleri’ni kabrinde gördüm.
Elmaslarla süslü bir elbise giymişti. Başında yakuttan bir taç,
elinde altın bilezikler ve ayağında atından ayakkabılar vardı.
Yalnız dikkat ettim, sağ eli nedense tutmuyordu. Kendilerine
sordum…
Cevaben dediler ki:
“İşte bu elimle seni suya atmıştım.” Sonra bana dönerek;
“Bu illeti benden geçirmeğe gücün yeter mi?” diye sordular.
“Evet, gücüm yeter” dedim. O zaman bana,
“Hakk Teâlâ’ya rica ve niyazda bulun ki; kullanılmaz
haldeki elime güç versin, yani onu bana iade etsin.”
Ben, hemen Hak (c.c.)’den rica ve istirhamda bulundum. Ayrıca, ölülerden beş yüce velî dâhi kendi kabirlerinden rica ve istirhamda bulundular. Bu beş velîden birisi, o kadar istirhamda bulundu ki; Hak (c.c.) Hazretleri dualarımızı kabul buyurarak, Hammad (k.s.)’un elini geri verdi ve o el benim elimi bıkarak, benimle görüştü…»
Kaynak: Gayb’ın Dili Abdülkadir Geylani’nin Menkıbeleri… – Muhammed Sadık Ul Sadi, Kitsan, İst. 1996, Tercüme: Seyyid Hüseyin Fevzi Paşa (S.142-143)

.

II – Bu Söz, Bağdat’a Yayılınca, Bağdat Şeyhleri Ve Onların Müritleri Toplanıp, Şeyh Abdülkâdîr Geylânî Hazretleri’nin Sözlerinin, Doğru Olup Olmadığını Araştırma Yoluna Saptılar. Hak, Sübhane Ve Teâlâ Buyurdu Ki: “Ey Yusuf! Koş O Cemaat’a Duyur. Gavsü’l-âzâm Mahbub’umun Anlattıkları, Doğru Ve Aynen Vâkidir.”
Bu söz, Bağdat’a yayılınca, Bağdat şeyhleri ve onların müritleri toplanıp, Şeyh Abdülkâdîr Geylânî Hazretleri’nin sözlerinin, doğru olup olmadığını araştırma yoluna saptılar…
Bu haberi kendisine sormak için, Şeyh Hazretlerinin medresesine geldiler. Fakat Şeyh’in heybetinden, kendisine kimse bir şey soramadı.
Lâkin, Yüce Gavsü’l-âzâm (k.s.) onların ne maksatla geldiklerini keşfen anlamışlardı.
Onlara dönerek:
«Aranızdan keşfü kerametine inandığımız iki zâtı seçiniz. Onlar sözlerimin doğruluk derecesini araştırsınlar» buyurdu.
O cemaatda keşif ehli olduğuna, kimsenin şüphe etmediği Şeyh Ebu Yusuf Bin Eyyübü’l-Hamedâni (k.s.) ile Şeyh Muhammed Abdürrahman (k.s.)’u seçtiler.
Gavsü’l-âzâm onlara şöyle buyurdu:
«Bu iki keşif ehli çekilip, ibâdet edebilecekleri bir yere gitsinler. Siz dâhi onlar gelinceye kadar, murakabe halinde burada bekleyiniz.» dediler.
Gavsü’l-âzâm dahil hepsi murakabeye daldılar. Aradan bir süre geçmişti. Önce Yusuf Hazretleri tahkikini bitirmiş olacaklar ki; medrese dışında bir ses yükseldi.
Yusuf (k.s.) pek fazla acele ederek, medreseye doğru koşuyordu. Medreseye vardığında bu keşif sahibi velî şöyle buyurdu:
“Hak, Sübhane ve Teâlâ buyurdu ki:
«Ey Yusuf! Koş o cemaat’a duyur. Gavsü’l-âzâm mahbub’umun anlattıkları, doğru ve aynen vâkidir.»
Daha Yusuf (k.s) bu sözleri söylerken, arkadan Şeyh Abdürrahman (k.s.) teşrif edip, Şeyh Yusuf (k.s.)’nin anlattıklarını doğruladı.
Kaynak: Gayb’ın Dili Abdülkadir Geylani’nin Menkıbeleri… – Muhammed Sadık Ul Sadi, Kitsan, İst. 1996, Tercüme: Seyyid Hüseyin Fevzi Paşa (S.142-143)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın