Kendisine Gizli-Örtülü Bir Şey Yoktur; Karanlık Gecede, Kara Taş Üzerinde Kara Karıncanın Yürüdüğünü Görür, Ayağının Sesini İşitir; Kara Karınca, Kara Taş Üstünde, Karanlık Bir Gecede Yürür De, Ben Onun Ayak Sesini Duymazsam, Kendim İçin: “Ben, Kandırılmışım, Rabbımın Mekre Uğramışıyım” Derim!

I – Melekler, İns, Cinn, Hayvanlar, Bitkiler, Hiç Bir Şey Kendisine Gizli Kalmaz. Gece Karanlığında Kara Taş Üzerinde Kara Karıncanın Yürüdüğünü Görür. Ve Ayağı Sesini Eşitir

II – Doğudan Batıya Bütün Mevcudat, Melekler, İns Ve Cin, Vahşi Hayvanlar Ve Kuşlar, Ağaçlar… Zerreye Varıncaya Kadar Her Şey Önünde Açılır Ve Kendisine Artık Gizli-Örtülü Bir Şey Kalmaz. Karanlık Gecede, Kara Taş Üzerinde Kara Karıncanın Yürüdüğünü Görür, Ayağının Sesini İşitir. Bu Öylesine Bir İhsandır Ki, Anlatmakla Anlamağa İmkân Ve İhtimal Yoktur. En Küçük Zerreye Kadar, Bütün Mevcudat Sâlike İtaat Eder Ve Boyun Eğer

III – Kara Karınca, Kara Taş Üstünde, Karanlık Bir Gecede Yürür De, Ben Onun Ayak Sesini Duymazsam, Kendim İçin: “Ben, Kandırılmışım, Rabbımın Mekre Uğramışıyım” Derim!

.

I – Melekler, İns, Cinn, Hayvanlar, Bitkiler, Hiç Bir Şey Kendisine Gizli Kalmaz. Gece Karanlığında Kara Taş Üzerinde Kara Karıncanın Yürüdüğünü Görür. Ve Ayağı Sesini Eşitir
Sâlik, şevk, muhabbet ve mürşidinin ruhâniyetinden istimdatla murakabesine devam ederken, Cenab-ı Hakkın fazlu kereminden Beka billâh tecellisi âsârı zuhur eder. Hak ile bâki alâmeti ki, lâhut âlemine kadar çıkar.
Batıdan doğuya kadar bütün varlıklar: Melekler, ins, cinn, hayvanlar, bitkiler, hiç bir şey kendisine gizli kalmaz. Gece karanlığında kara taş üzerinde kara karıncanın yürüdüğünü görür. Ve ayağı sesini eşitir.
Kaynak: Miftahul kulub1 –Mehmed Nuri Şemsittin Nakşibendi Demir Kitabevi, İst-1968 (s:34)

.

II – Doğudan Batıya Bütün Mevcudat, Melekler, İns Ve Cin, Vahşi Hayvanlar Ve Kuşlar, Ağaçlar… Zerreye Varıncaya Kadar Her Şey Önünde Açılır Ve Kendisine Artık Gizli-Örtülü Bir Şey Kalmaz. Karanlık Gecede, Kara Taş Üzerinde Kara Karıncanın Yürüdüğünü Görür, Ayağının Sesini İşitir. Bu Öylesine Bir İhsandır Ki, Anlatmakla Anlamağa İmkân Ve İhtimal Yoktur. En Küçük Zerreye Kadar, Bütün Mevcudat Sâlike İtaat Eder Ve Boyun Eğer
“Salik, bu makamda da şevk ve muhabbetini artırarak ve mürşidinin ruhaniyetinden imdat isteyerek murakabesine devam ederken, Allah Tealâ sonsuz lütuf ve ihsaniyle BEKABÎLLAH tecellisini zuhura getirir. Bu, Hak’la baki alametidir ki, âlem-i lâhuta kadar çıkar. Doğudan batıya bütün mevcudat, melekler, ins ve cin, vahşi hayvanlar ve kuşlar, ağaçlar… zerreye varıncaya kadar her şey önünde açılır ve kendisine artık gizli-örtülü bir şey kalmaz. Karanlık gecede, kara taş üzerinde kara karıncanın yürüdüğünü görür, ayağının sesini işitir.
Bu öylesine bir ihsandır ki, anlatmakla anlamağa imkân ve ihtimal yoktur. En küçük zerreye kadar, bütün mevcudat sâlike itaat eder ve boyun eğer. Kendisi:
-Evveliyn ve âhiriyn ilimlerini sana ihsan eyledim. Var git kullarımı irşat edip bana getir, hitab-i izzetine mazhar olur.”
Kaynak: Tam Miftah-ül-Kulub -El-Hac Mehmed Nuri Şemsüddin -el-Nakşibendi (Sultan 2. Mahmut Devri Yazarı)-Yayınlayan: Salah Bilici Kitabevi Sayfa 37-38

.

III – Kara Karınca, Kara Taş Üstünde, Karanlık Bir Gecede Yürür De, Ben Onun Ayak Sesini Duymazsam, Kendim İçin: “Ben, Kandırılmışım, Rabbımın Mekre Uğramışıyım” Derim!
Halbuki, efrad ve aktabdan her biri için, bu varlık ülkesinde tasarruf vardır..
Bunlardan her biri: Gecede ve gündüzde neler olur, onu dahi bilirler; kuş dillerini bilmek bunun yanında hiç kalır..
Bu manada Şiblî rh. der ki:
• Kara karınca, kara taş üstünde, karanlık bir gecede yürür de, ben onun ayak sesini duymaz sam, kendim için:
• Ben, kandırılmışım; Rabbımın mekre uğramışıyım..
Derim..
Başka bir zat ise, şöyle demiştir:
— Ben o gibi hareketleri anlamadığımı nasıl söyleyebilirim?.. Onun hareket için hazırlanışı, benim gücümle olmaktadır..
Onu. hareket ettiren benim.. Nasıl onu anlamadığımı, söyleyebilirim.. Hem de, onu hareket ettiren olarak..
Kaynak: İnsan-ı Kamil cilt 1 – Abdulkerim Ceyli, Üçdal Neşriyat, İst-1980 (S.437)

.

(Ayet) Bilinmeyen nice hazîneler ve görünmeyen gayb âleminin anahtarları O’nun yanındadır. Onları kendisinden başkası bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun haberi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yeraltı tabakalarının karanlıkları içindeki tek bir tane hasılı yaş ve kuru hiç bir şey yoktur ki; açık, net bir kitapta bulunmasın.
el-En’âm -59-
Bilinmeyen nice hazîneler ve görünmeyen gayb âleminin anahtarları O’nun yanındadır. Onları kendisinden başkası bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun haberi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yeraltı tabakalarının karanlıkları içindeki tek bir tane hasılı yaş ve kuru hiç bir şey yoktur ki; açık, net bir kitapta bulunmasın.