I – Fakihler, Evliyânın Firavun’ları Ve Tanrının İyi Kullarının Deccallarıdır
“… fakihler, evliyânın Firavun’ları ve Tanrının iyi kullarının Deccallarıdır…
Kaynak: El – Futûhât El – Mekkiyye, Muhyiddin İbn’ül Arabi, sayfa 11.
Kaynak: https://kiziroglu.wordpress.com/2007/06/09/m-arabinin-vahdeti-vucud-iddialari/
II – Fıkh Sözlükte “Bilmek, Bir Şeyi İyi Anlamak, Bir Konuda Derin Bilgi Sahibi Olmak” Anlamında Olup Bu Kökten Türeyen Fakīh De “Bir Şeyi İyi Bilen, İyi Anlayan Kimse” Demektir.
Fıkh sözlükte “bilmek, bir şeyi iyi anlamak, bir konuda derin bilgi sahibi olmak” anlamında olup bu kökten türeyen fakīh de “bir şeyi iyi bilen, iyi anlayan kimse” demektir. Fakihin İslâm ilimlerinde bir terim olarak anlamı ise tarih içinde fıkıh kelimesinin mânası ile paralel değişiklikler geçirerek oluşmuştur.
Kur’ân-ı Kerîm’de on dokuz âyette (bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “fḳh” md.) muzâri sîgası ile geçen fıkh masdarı “anlamak, hakkıyla idrak etmek” mânasındadır. Bir âyette (et-Tevbe 9/122) yer alan tefakkuh ise “dinde bilgi ve şuur sahibi olmayı” ifade etmektedir. Hadislerde fıkh ve tefakkuh “iyi anlamak, din ve Kur’an konularında bilgi sahibi olmak” anlamında kullanılmıştır (Buhârî, “ʿİlim”, 20, “Enbiyâʾ”, 8, 14, 19; Ebû Dâvûd, “Ṣalât”).
“Şeytana karşı bir fakih bin sofudan daha çetindir” meâlindeki hadiste (Tirmizî, “ʿİlim”, 19) fakih “din âlimi” mânasında kullanılmıştır. Âlimle sofuyu (âbid) karşılaştıran diğer hadisler de (bk. Wensinck, el-Muʿcem, “fḳh” md.) bu mânaya delâlet etmektedir. Hadislerde fakihin tanımı yapılırken yalnızca din bilgisi ve derin anlayışla yetinilmemiş, bir kimseye fakih denilebilmesi için onun dünyaya düşkün olmaması, Allah’tan korkması, sabırlı ve soğukkanlı olması, insanları Allah’ın rahmetinden ümit keser hale getirmemesi gibi niteliklere sahip bulunması gerektiği de kaydedilmiştir (Dârimî, “Muḳaddime”, 16, 29). Bütün bunları göz önüne alarak Resûlullah devrinde fakihi “anlayışlı, şuurlu, ahlâklı din âlimi” şeklinde tanımlamak mümkündür.
Kaynak: https://islamansiklopedisi.org.tr/fakih