I – Sofî Bu Haliliyet Mertebesine Vardığı Ve Allah (C.C.) İle Arasında Bu Münâsebet Hüküm Sürdüğü Zaman Artık Üzerinden Bütün Dinî Teklifler Düşer Ve Başkalarına Mubah Olmayan Şeyler, Ona Mubah Olur. Başkasına Helâl Olmayan, Onun İçin Helâl Olur, Madem Ki, Dünyada Her Ne Varsa Allah’ındır. Onun Halili Mertebesine Varan Bir Kul Da Dilediğini Helâl Saymak Mevkiindedir
(Ayet) Yoksa Allah’ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.
(Ayet) “Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: “Şu helaldir, şu haramdır” demeyin; aksi halde Allah’a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah’a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar. Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır.
(Ayet) De ki: Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?
.
I – Sofî Bu Haliliyet Mertebesine Vardığı Ve Allah (C.C.) İle Arasında Bu Münâsebet Hüküm Sürdüğü Zaman Artık Üzerinden Bütün Dinî Teklifler Düşer Ve Başkalarına Mubah Olmayan Şeyler, Ona Mubah Olur. Başkasına Helâl Olmayan, Onun İçin Helâl Olur, Madem Ki, Dünyada Her Ne Varsa Allah’ındır. Onun Halili Mertebesine Varan Bir Kul Da Dilediğini Helâl Saymak Mevkiindedir
Sofî bu haliliyet mertebesine vardığı ve Allah (C.C.) ile arasında bu münâsebet hüküm sürdüğü zaman artık üzerinden bütün dinî teklifler düşer ve başkalarına mubah olmayan şeyler, ona mubah olur. Çünkü dünyada her ne varsa hepsi Allah’ın-‘dır. Allah’a (C.C:) göre helâl ve haram diye bir mâna mutasavver olmadığı için herşey onun için he¬lâldir. Haliliyyet mertebesine varan kül için de vaziyet aynıdır. Başkasına helâl olmayan, onun için he¬lâl olur, Madem ki, dünyada her ne varsa Allah’ın¬dır. Onun halili mertebesine varan bir kul da diledi¬ğini helâl saymak mevkiindedir.
Kaynak: Hazret-i Rabiatü’l Adeviyye- Ömer Rıza Doğrul, Eser Matbaası, İstanbul-1976 (S.138-141)
.
(Ayet) Yoksa Allah’ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.
Şura
21. Yoksa Allah’ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.
.
(Ayet) “Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: “Şu helaldir, şu haramdır” demeyin; aksi halde Allah’a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah’a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar. Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır.
Nahl
116-117. Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: “Şu helaldir, şu haramdır” demeyin; aksi halde Allah’a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah’a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar. Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır.
.
(Ayet) De ki: Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?
Yunus,
59. De ki: Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?
Araf,
32. De ki: Allah’ın, kulları için yarattığı ziyneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında(kâfirlerle birlikte) müminler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için ayetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz”