I – Abdülaziz Debbağ (r.a) dan “Bir Velînin 366 Vücudu Olurmuş?” Diye Sordum Da Buyurdu Ki: Böyle Olan Zat, Varisi Kâmil Olan Gavs’tır. Keşfi Açılmazdan Evvelki Günahtan, Keşfi Açıldıktan Sonra Hepsi Sevap Yazılır. Günah Mahcublardan Sadır Olabileceği İçin Keşfi Açıldıktan Sonra Artık Ondan Günah Sadır Olmaz
II – Evliyadan Bir Çoğu, Bir Ânda Çeşidli Yerlerde Görülmüş Birbirine Uymıyan İşler Yapmışlar. Burada Da Latifeleri, İnsan Şekline Girmekde, Başka Başka Bedenler Hâlini Almakdadır. Bunun Gibi, Meselâ Hindistânda Oturan Ve Şehrinden Hiç Çıkmamış Olan Bir Velîyi, Hacılar Kâ’bede Görüp Konuşduklarını, Başkaları Da, Meselâ Aynı Günde İstanbulda, Bir Kısm Kimseler De, Bu Velî İle, Yine O Gün, Bağdâdda Görüşdüklerini Söylemişlerdir
III – Somuncu Baba’nın Ulucamii’nin Açılış Günü Cami’nin 3 Kapısından Aynı Anda Çıktığı Görüldüğü Ve Sırrı Açığa Çıktığı İçin Bursayı Terkettiği SöylenirBursa Ulucaminin Hikayesi
IV – Efendi Hazretleri İle Bir Sohbet Dönüşünde Kaza Yaptıklarını, Arabanın Uçurum Gibi Bir Boşluğa Yuvarlandığını, Efendi Hazretlerinin Kemiklerinin De Kırıldığını Anlatıyor. Efendi Hazretlerimiz Hiç Boş Durmamış, Her Vakit Bir Camide Sohbet Etmişler
V – Ramazan-ı Şerif’te Bir Gün Ayrı Ayrı Yetmiş Kişi, Birbirinden Habersiz, Abdülkadir Geylani Hazretleri’ni İftara Davet Etti. Abdülkadir Geylani 70 Kişinin İftar Davetine Aynı Anda Katılmasına Şaşıran Hizmetçisine: Onlar Doğru Söylüyorlar, Her Birinin Davetinde Bulundum, Ayrı Ayrı Fakat Aynı Zamanda Herbirinin Evlerinde İftar Ettim, Yemek Yedim.” Buyurdu
.
I – Abdülaziz Debbağ (r.a) dan “Bir Velînin 366 Vücudu Olurmuş?” Diye Sordum Da Buyurdu Ki: Böyle Olan Zat, Varisi Kâmil Olan Gavs’tır. Keşfi Açılmazdan Evvelki Günahtan, Keşfi Açıldıktan Sonra Hepsi Sevap Yazılır. Günah Mahcublardan Sadır Olabileceği İçin Keşfi Açıldıktan Sonra Artık Ondan Günah Sadır Olmaz
Abdülaziz Debbağ (r.a) dan “Bir velînin 366 vücudu olurmuş?” diye sordum da buyurdu ki:
– Böyle olan zat, varisi kâmil olan Gavs’tır.
Benî yine dedim ki:
Hz. Peygamberden miras kalan zat ise 124.000 dir. Gavs niçin bunun hepsine varis olmuyor da 366’sına varis oluyor?
– Resuluüah Efendimizin takat getirdiğine hiç kimse takat getiremez. Gavs’ın Resulullah Efendimiz’e miras¬çı olmasının manası şudur ki, Gavs’tan başka hiçbir zat, Resulullah Efendimizin bâtınından Gavs kadar feyiz içmiş değildir, demektir.
Abdülaziz Debbağ (r.a.) buyurdu ki:
– Büyük fetih sahibi velilerin geçmiş ve gelecek günahları marifet olunur. Onların hasenatlan makbuldür. Keşfi açılmazdan evvelki günahtan, keşfi açıldıktan sonra hepsi sevap yazılır. Günah mahcublardan sadır olabileceği için keşfi açıldıktan sonra artık ondan günah sadır ol¬maz. Fethi kebir sahibi velîler daima Hak Teâlâ’nın müşa hedesindedirler. Hakk’ı müşahede de günah işlemeğe manidir.
Ayet-i kerime ile de sabittir ki, melekler müşahe¬de ehli olmaları sebebiyle Allah’a hiç isyan etmezler ve Cenab-ı Hak ne emretti ise onu işlerler.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst. (S.562-563)
.
II – Evliyadan Bir Çoğu, Bir Ânda Çeşidli Yerlerde Görülmüş Birbirine Uymıyan İşler Yapmışlar. Burada Da Latifeleri, İnsan Şekline Girmekde, Başka Başka Bedenler Hâlini Almakdadır. Bunun Gibi, Meselâ Hindistânda Oturan Ve Şehrinden Hiç Çıkmamış Olan Bir Velîyi, Hacılar Kâ’bede Görüp Konuşduklarını, Başkaları Da, Meselâ Aynı Günde İstanbulda, Bir Kısm Kimseler De, Bu Velî İle, Yine O Gün, Bağdâdda Görüşdüklerini Söylemişlerdir
Evliyadan bir çoğu, bir ânda çeşidli yerlerde görülmüş birbirine uymıyan işler yapmışlar. Burada da latifeleri, insan şekline girmekde, başka başka bedenler hâlini almakdadır. Bunun gibi, meselâ Hindistânda oturan ve şehrinden hiç çıkmamış olan bir Velîyi, hacılar Kâ’bede görüp konuşduklarını, başkaları da, meselâ aynı günde İstanbulda, bir kısm kimseler de, bu Velî ile, yine o gün, Bağdâdda görüşdüklerini söylemişlerdir. Bu da, o Velînin latifelerinin muhtelif sekiler almasıdır. Ba’zan o Velînin bunlardan haberi olmaz. Seni gördük diyenlere, yanılıyorsunuz, o zamân, evimde idim. O memleketlere gitmemişdim, o şehrleri bilmiyorum ve sizleri de tanımıyorum der.
Yine bunlar gibi, güç hâlde bulunan kimseler, korku ve tehlükelerden kurtulmak için, ölü veya diri olan ba’zı Evliyadan yardım istemişdir. O büyüklerin, kendi sekilerinde olarak, hemen orada bulunduklarını ve imdâdlarına yetiştiklerini görmüşlerdir. Bu Evliyanın “kadde-sALLAHü teâlâ esrârehümül’azîz, yapdıkları yardımdan ba’zan haberi olmakda, ba’zan da olmamakdadır. [Bu hâl, bilhassa muharebelerde görülmüşdür.] Böyle yardımları yapanlar, o din büyüklerinin ruhları ve latifeleridir. Latifeleri ba’zan, bu âlem-i şehâdetde, ba’zan da âlem-i misâlde şekl almakdadır. Nitekim Peygamberimizi “sallALLAHü aleyhi ve sellem” bir gecede, binlerce kimse, rü’yâda görüp istifâde etmekdedir. Bu gördükleri, hep Onun “sallALLAHü aleyhi ve sellem” latifelerinin ve sıfatlarının âlem-i misâldeki şekileridir. Yine bunlar gibi, sâlikler, mürşidlerinin âlem-i misâldeki suretlerinden istifâde ederler ve bu yolla müşkillerini çözerler.
Kaynak: Tam İlmihal, Saadet-i Ebediye, Hakikat Kitabevi, 80.Baskı, İst.2000 (s: 85)
.
III – Somuncu Baba’nın Ulucamii’nin Açılış Günü Cami’nin 3 Kapısından Aynı Anda Çıktığı Görüldüğü Ve Sırrı Açığa Çıktığı İçin Bursayı Terkettiği Söylenir
Bursa Ulucaminin Hikayesi
Yıl 1396. Osmanlı sultanı Yıldırım Beyazıd Haçlı ordusunun İstanbul’u kuşatmak için hareket ettiğini ve Niğbolu önlerinde olduğunu duyunca ordusunu hazırlayıp yola çıkar. Eğer Niğbolu kuşatmasından zaferle dönerse ,elde edeceği ganimetle 20 tane camii yapmayı vaad eder. Zafer kazanılmıştır,sıra 20 camii nin yapılmasına gelmiştir. Damadı Emir Sultan (Hz.Peygamberimizin soyundan ve Bursa Evliyasının büyüklerinden)kendisine 20 camii yerine 20 kubbeli büyük bir camii yapmasını tavsiye eder. Ve camii 1399 yılında ,Osmanlı İmparatorlığunun 100.kuruluş yıldönümünde açılır. Açılışında kimler mi vardır. İlk Namazı kıldıran Somuncu Baba(Bursa evliyasından,Hacı Bayram veli’nın Hocası ,Açılış günü Ulucamii nin 3 kapısından aynı anda çıktığı görüldüğü ve sırrı açığa çıktığı için Bursayı terkettiği söylenir.),ilk cemaati;Emir sultan Hazretleri,Sultan Yıldırım Beyazıt,Molla Fenari(Osmanlının ilk şeyhülislamI),İlk imamı Süleyman Çelebi (Mevlid’in yazarı),Müezzini ise Üftade Hazretleri(Aziz Mahmut Hüdai’nin Hocası)ve birçok Bursanın büyük şahsiyetleri hazır bulunmaktaymış.
Kaynak: http://burasibursa.blogspot.com.tr/2010/02/bursa-ulucaminin-hikayesi.html
.
IV – Efendi Hazretleri İle Bir Sohbet Dönüşünde Kaza Yaptıklarını, Arabanın Uçurum Gibi Bir Boşluğa Yuvarlandığını, Efendi Hazretlerinin Kemiklerinin De Kırıldığını Anlatıyor. Efendi Hazretlerimiz Hiç Boş Durmamış, Her Vakit Bir Camide Sohbet Etmişler
VÜCUDU FEDA OLDU
İsmailağa camiine hergün vakit namazlarına gidip gelen Efendi Hazretlerimizin 10 yılı aşkın şöförlüğünü yapmış, sonradan gözlerini kaybeden Osman amca var. Efendi Hazretleri onun için ”O, kalbi ile görüyor” buyurmuş. İşte Osman amca; Efendi Hazretleri ile bir sohbet dönüşünde kaza yaptıklarını, arabanın uçurum gibi bir boşluğa yuvarlandığını, Efendi Hazretlerinin kemiklerinin de kırıldığını anlatıyor.
Efendi Hazretlerimiz hiç boş durmamış, her vakit bir camide sohbet etmişler.
Kaynak: http://www.ihvanlar.net/2011/05/13/mahmud-efendi-hazretlerinin-hic-bilmediginiz-yonleri/
.
V – Ramazan-ı Şerif’te Bir Gün Ayrı Ayrı Yetmiş Kişi, Birbirinden Habersiz, Abdülkadir Geylani Hazretleri’ni İftara Davet Etti. Abdülkadir Geylani 70 Kişinin İftar Davetine Aynı Anda Katılmasına Şaşıran Hizmetçisine: Onlar Doğru Söylüyorlar, Her Birinin Davetinde Bulundum, Ayrı Ayrı Fakat Aynı Zamanda Herbirinin Evlerinde İftar Ettim, Yemek Yedim.” Buyurdu
Ramazan-ı Şerif’te bir gün ayrı ayrı yetmiş kişi, birbirinden habersiz, Abdülkadir Geylani Hazretleri’ni iftara davet etti.
Hazreti Abdülkadir Geylani yetmiş dervişinin davetini kabul etti.
Aynı anda yani aynı gecede davet edenlerin evlerinde iftarda bulundu.
Bu haber hafsalaya sığmaz keramet bir anda Bağdat’a yayıldı.
Huzurunda hizmet eden hizmetçilerden biri:
“Abdülkadir Geylani Hazretleri o akşam tekkesinden çıkmadığı, iftarı burada yaptığı halde o kimselerin evlerine girip, onlarla iftar etmesi ve bu yemeğin aynı anda olması nasıl olur?” diye düşündüğü zaman, Abdülkadir Geylani Hazretleri o hizmetçisine dönerek:
“Onlar doğru söylüyorlar, her birinin davetinde bulundum, ayrı ayrı fakat aynı zamanda herbirinin evlerinde iftar ettim, yemek yedim.” buyurdu.
Kaynak: http://www.alemlererahmet.com/dini-kissalar/5/bilgi-4/
.
(Ayet) Kâfirlerin Keyfî Olarak İstedikleri Mûcizeleri Göndermeyişimizin Tek Sebebi, Daha Önceki Kâfirlerin Bu Gibi Mûcizeleri Yalanlamış Olmalarıdır. Nitekim Semud Halkına Açık Bir Mûcize Olarak O Dişi Deveyi Verdik De Onu Öldürdüler Ve Bu Yüzden Kendilerine Zulmettiler. Biz O Âyetleri Sadece Korkutmak İçin Göndeririz
İsra suresinin 59. ayet
Kâfirlerin keyfî olarak istedikleri mûcizeleri göndermeyişimizin tek sebebi, daha önceki kâfirlerin bu gibi mûcizeleri yalanlamış olmalarıdır. Nitekim Semud halkına açık bir mûcize olarak o dişi deveyi verdik de onu öldürdüler ve bu yüzden kendilerine zulmettiler. Biz o âyetleri sadece korkutmak için göndeririz