I – Ben Her Lisandan, Yılanın Lisanını Da Bilirim, Kurdun, Kuşun Lisanını Da Bilirim, Her İnsanın Lisanından Da Bilirim
II – Hz. Hüdâyî, Artık Nebatatın Bile Teşbihini Duyar Hâle Gelmişti: Efendimize Ne Takdim Etsek Azdır; Fakat Hangi Bir Çiçeği Koparmak İçin El Uzattımsa Teşbihini İşiterek Elimi Çektim. Ancak Sapının Kırılmasından Dolayı Bu Çiçeği Teşbihinden Kalmış Gördüm.
III – Bu Sabah Çıktım, Kapıyı Açtım; Yarım Dakikada Döndüm, Baktım, ‘Kuddüs Kuddüs’ Zikrini Yapan Bir Kuş Odamda Gördüm, Gülerek Dedim: ‘Bu Misafir Ne İçin Geldi?’ Tam Bir Saat Bana Baktı, Uçmadı, Ürkmedi. Ben De Okuyordum. Bir Saat Bana Baktı; Ekmek Bıraktım, Yemedi; Yine Kapıyı Açtım, Çıktım, Yarım Dakikada Geldim; O Misafir De Kayboldu
.
I – Ben Her Lisandan, Yılanın Lisanını Da Bilirim, Kurdun, Kuşun Lisanını Da Bilirim, Her İnsanın Lisanından Da Bilirim
Bir defasında Hazret dedi ki: “Her lisandan, yılanın lisanını da bilirim, kurdun, kuşun lisanını da bilirim, her insanın lisanından da bilirim.”
Kaynak: M. Nazım Kıbrısi – Tasavvuf Sohbetleri, Nush yayınları, İst-1986 (s.155)
Veliler başbuğu Şahı Nakşibend Kitabından;
EVLİYADAN SUDÛR EDEN KERAMETLER: Allah’ın Velilerinden sudur eden yüksek kerametlerin sayısı ve çeşitleri pek çok olduğundan bunları bir arada zikretmek imkan dışıdır. Yalnız şunu belirtelim ki kerametin nevi (türü) yirmi beştir.
2.Taş, ağaç ve hayvanların Allah’ı tesbih etmelerini duyabilmek ve onlarla konuşabilmek
24.Gözden uzakta olan mensuplarını korumak, kötülükten kurtarmak, ibadete mecbur etmek
Kaynak: Nasrullah Efendi, Veliler Başbuğu Şah-ı Nakşibend, Syf. 166-167
.
(Ayet) Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih eder; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan’dır.
İSRA Suresi 44. ayet
17 – Diyanet İşleri (eski): Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih eder; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan’dır.
18 – Diyanet Vakfi: Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halîmdir, bağışlayıcıdır.
.
II – Hz. Hüdâyî, Artık Nebatatın Bile Teşbihini Duyar Hâle Gelmişti: Efendimize Ne Takdim Etsek Azdır; Fakat Hangi Bir Çiçeği Koparmak İçin El Uzattımsa Teşbihini İşiterek Elimi Çektim. Ancak Sapının Kırılmasından Dolayı Bu Çiçeği Teşbihinden Kalmış Gördüm.
Hz. Hüdâyî, Üftâde’nin neshinde her geçen gün ma’nevî tecellîlere nail oluyor, ruhu olgunlaşıyor ve yüceliyordu. Nefsini tezkiye ve kalbini tasfiyeye muvaffak olan Hüdâyî, artık nebatatın bile teşbihini duyar hâle gelmişti.
Üftâde hazretleri bir gün mürîdân ile tenezzühe çıkmışlardı. Dervişler, efendilerine takdim etmek üzere her biri birer demet çiçek topladılar. Hüdâyî Efendi de eline bir adet sapı kırılmış bir çiçek alarak geri döndü. Herkes hediyelerini şeyhleri Uftâde’ye takdim etmiş, Üftâde de kabul ile memnuniyetini izhâr etmişti.
Hz. Hüdâyî hediyesini verince Hz. Üftâde :
«— Oğlum arkadaşlarınız demet demet çiçek getirdiler, siz bize bir tek çiçeği mi lâyık gördünüz?» buyurdu. Hz. Hüdâyî de:
«— Efendimize ne takdim etsek azdır; fakat hangi bir çiçeği koparmak için el uzattımsa teşbihini işiterek elimi çektim. Ancak sapının kırılmasından dolayı bu çiçeği teşbihinden kalmış gördüm. Bunu bir takdime olmak üzere huzûr-ı âlîlerinize getirdiğim ma’lûm-i mürşidâ-neleridir.» zarif ve lâtîf cevabını vererek şeyhinin bir kat daha muhabbet ve teveccühünü kazandı.
Kaynak: Aziz Mahmud Hüdayi ve Celvetiyye Tarikati, Doç.Dr. Kamil Yılmaz, Erkam Yayınları, İst-1990(S.78)
.
III – Bu Sabah Çıktım, Kapıyı Açtım; Yarım Dakikada Döndüm, Baktım, ‘Kuddüs Kuddüs’ Zikrini Yapan Bir Kuş Odamda Gördüm, Gülerek Dedim: ‘Bu Misafir Ne İçin Geldi?’ Tam Bir Saat Bana Baktı, Uçmadı, Ürkmedi. Ben De Okuyordum. Bir Saat Bana Baktı; Ekmek Bıraktım, Yemedi; Yine Kapıyı Açtım, Çıktım, Yarım Dakikada Geldim; O Misafir De Kayboldu
Said Nursi’nin Kuddüs Kuddüs Zikri Yapan Kuşu Dinlemesi
““buna benzer örneklere risale-i nur adıyla anılan kitaplarda sıkça rastlanmaktadır. said-i kürdi, dolaylı anlatımla peygamber mucizelerine benzer durumları anlatır:
“dün, birdenbire bir serçe kuşu pencereye geldi, pencereye vurdu. biz uçurmak için işaret ettik, gitmedi. mecbur olduk, dedim: ‘pencereyi aç, o ne diyecek?’ girdi, durdu., tâ bu sabaha kadar; sonra o odayı ona bıraktık, yatak odama geldim. bu sabah çıktım, kapıyı açtım; yarım dakikada döndüm, baktım, ‘kuddüs kuddüs’ zikrini yapan bir kuş odamda gördüm, gülerek dedim: ‘bu misafir ne için geldi?’
tam bir saat bana baktı, uçmadı, ürkmedi. ben de okuyordum. bir saat bana baktı; ekmek bıraktım, yemedi; yine kapıyı açtım, çıktım, yarım dakikada geldim; o misafir de kayboldu.”
Kaynak: sikke-i tasdik-i gaybi, redoks. s. 209.” [alıntılayan: mustafa yıldırım – meczup yaratmak]
Kaynak: https://eksisozluk.com/kuddus-kuddus-zikri-yapan-kus–2327752