I – Haklı Dahî Görünse Müridin Üstâzma İ’tirazı Haramdır. Ahkâm-ı Şerî-âte Hıyanet Eden, Esrâr-ı İlâhiyeye Emîn Olamaz, Ya’ni Lâyık Olamaz
II – Mürşid-i Kâmilin Emir Ve Hareketlerine İtirazın Çirkinliği, Diğer Bütün Çirkinlikleri Gölgede Bırakır. İtiraz Eden Mazur Görülmez. Çünkü Mürşid-i Kâmile İtiraz Eden Kendisini Öylesine Perdeler Ki, Bu Derdin İlacı Yoktur. Basar Ve Basireti Üzerine İnen Perdeyi Kaldırması İmkansız Denecek Kadar Zordur. Neticede Bütün Feyzi Kesilir Ve İstifade Edemez.
III – Ne Olursa Olsun, Kendi Bildiği Hak Bile Olsa, Şeyhin Sözünü Red Etmemelidir. Ayrıca Şeyhinin Hatası Kendinin Savabından-Doğrusundan- Daha Hayırlı Ve İsabetli Olduğuna İtikat Etmelidir.
.
I – Haklı Dahî Görünse Müridin Üstâzma İ’tirazı Haramdır. Ahkâm-ı Şerî-âte Hıyanet Eden, Esrâr-ı İlâhiyeye Emîn Olamaz, Ya’ni Lâyık Olamaz
Tâlib, mücâhede ve azîmet yoluna teveccüh etmeli, müsâade ve ruhsat tarafını tutmamalıdır. Zîrâ terakkiden kalır. Haklı dahî görünse müridin üstâzma i’tirazı haramdır. Ahkâm-ı Şerî-âte hıyanet eden, esrâr-ı ilâhiyeye emîn olamaz, ya’ni lâyık olamaz.
Kaynak: Mehmed Zahid kotku. Tasavvufi Ahlak.Cilt.2 Syf.5.2..Seha yayınları
Online: http://www.vesiletunnecat.com/vesiletun/arsiv-kitap-oku/kulliyatlar/mzkotku/tasavvufiAhlak/Cilt2.htm
.
II – Mürşid-i Kâmilin Emir Ve Hareketlerine İtirazın Çirkinliği, Diğer Bütün Çirkinlikleri Gölgede Bırakır. İtiraz Eden Mazur Görülmez. Çünkü Mürşid-i Kâmile İtiraz Eden Kendisini Öylesine Perdeler Ki, Bu Derdin İlacı Yoktur. Basar Ve Basireti Üzerine İnen Perdeyi Kaldırması İmkansız Denecek Kadar Zordur. Neticede Bütün Feyzi Kesilir Ve İstifade Edemez.
Mürid, mürşid-i kâmilin elinde, gassal (yıkayıcı) elindeki meyyit (Ölü)gibi olmalıdır. Gassal, meyyiti iyice yıkamak için nasıl öteye beriye çevirirse, mürid de bütün arzu ve isteklerini terkeîmeli, yani mürşidin karşısında varlık göstermemeli ki, mürşid onu layıkıyla temizlesin ve menzili maksuduna eriştirsin. Mürşidin fiil ve hareketlerine kalben itiraz etmemesi gerekir. Eğer anlayamadığı bir hareketini görürse onu hayra yorar. Bunu yapamazsa kendini anlayamamış olarak kabul etmelidir. Burada Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın yolculuklarını kendisine Örnek alır.
Mürşid-i kâmilin emir ve hareketlerine itirazın çirkinliği, diğer bütün çirkinlikleri gölgede bırakır.
İtiraz eden mazur görülmez. Çünkü mürşid-i kâmile itiraz eden kendisini öylesine perdeler ki, bu derdin ilacı yoktur. Basar ve basireti üzerine inen perdeyi kaldırması imkansız denecek kadar zordur. Neticede bütün feyzi kesilir ve İstifade ede¬mez.
Kaynak: Muhammed ibn Abdullah Hani, Âdâb,152-155
.
III – Ne Olursa Olsun, Kendi Bildiği Hak Bile Olsa, Şeyhin Sözünü Red Etmemelidir. Ayrıca Şeyhinin Hatası Kendinin Savabından-Doğrusundan- Daha Hayırlı Ve İsabetli Olduğuna İtikat Etmelidir.
Bunun için de mürşidin emir ve irşadı karşısında gassal elindeki meyyit gibi olmalı¬dır. Ne olursa olsun, kendi bildiği hak bile olsa, şeyhin sözünü red etmemelidir. Ay¬rıca şeyhinin hatası kendinin savabından-doğrusundan- daha hayırlı ve isabetli ol¬duğuna itikat etmelidir. Mürşidi sormadıkça, hiçbir şeyi ona îarif etmeye, anlatmaya kalkışmamalıdır,
Kaynak: Muhammed ibn Abdullah Hani, Âdâb,152-155