Velilerin Sonuncusu, Peygamberlerin Sonuncusundan Daha Büyük Olduğu İçin, Veliler Keyfi ve Daha Üstün Kerametler Göstermiştir; Sahabe Açlıktan Kıvrandığı Bir Dönemde Peygamber Efendimiz Sadece Bir Bulut Çıkartabilmişken Gavs Dilediği Zaman Yağmur veya Siddetli Bir Fırtına Oluşturabilmiştir; Yoksulluk Ve Sıkıntı Çeken Sahabe’den Sabretmeleri İstenirken, Gavsımın Gelen Misafirlerine İkram Olarak Sunulabilmek İçin Hayvanlar “Beni Kes” Diye Gavsın Ayağına Koşarak Gelmiştir

I – Nübüvvet Makamının Mevkii Rasûlün Üstünde Ve Velinin Altında Bir Yerdir. Velilerin Sonuncusu, Peygamberlerin Sonuncusundan Daha Büyüktür. Çünkü Peygamberler Ancak Bir Aracı Vasıtası İle Allah’tan Bilgi Alabilirken Veli Bu Bilgiyi Aracısız Olarak Doğrudan Doğruya Alabilmektedir

II – Nebide Bir Peygamberlik, Bir De Velilik Vardır; Bu Yüzden Peygamber’in Veliliği, Peygamberliğinden Üstündür Diyenler Olduğu Gibi Şeyh-i Ekber Diye Anılan Muhyiddin-i Arabi Gibi “Hatem-i Velayet” Olduğunu İddia Ederek Veliliğin, Bütün Peygamberlere Feyiz Verdiğini Ve Kendisindeki Velayetin, Hz. Muhammed’in Velayeti Olup Ondan Ayrı Olmadığını Söyliyen Ve Adeta Peygamberlik İddiasına Girişenler De Vardır

III – Allah Rasûlü (s.a.v) Ellerini Kaldırdı Ve: ‘Allah’ım Bizi Kurtar (Yağmur Yağdır)’ Diye Üç Defa Tekrarladı. Vallahi Semada Hiç Bulut Yoktu. Sel’ Tepesinin Ardından Bir Bulut Çıktı. Semanın Ortasına Gelince Yayıldı, Sonra Yağmur Yağdı

IV – Bir Kadın Şeyh Zuğbi’ye Geldi. ‘İnsanlar Şiddetli Bir Kıtlık, Yağmursuzluk Ve Pahalılık İçinde Yaşıyor, Siz İse Bu Durumdan Habersiz/Gafilsiniz’ Şeyh Sustu. Sonra Kadın Katırına Binip Yola Koyuldu. Harran Şehrine Yakın Köprüye Ulaşınca Yağmur Yağdı Ve Şiddetli Bir Rüzgar Esti. Rüzgar Kadını Bineğinden Düşürdü…

V – Selman-ı Farisî (r .a).: “Misafir Var; Bir Besili Kuş. Bir Geyik Gelsin..” Der Demez Hemen Bir Kuş Uçarak, Bir De Geyik Koşarak Geldi.

(Ayet) Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye niyaz etmişlerdi

.

I – Nübüvvet Makamının Mevkii Rasûlün Üstünde Ve Velinin Altında Bir Yerdir. Velilerin Sonuncusu, Peygamberlerin Sonuncusundan Daha Büyüktür. Çünkü Peygamberler Ancak Bir Aracı Vasıtası İle Allah’tan Bilgi Alabilirken Veli Bu Bilgiyi Aracısız Olarak Doğrudan Doğruya Alabilmektedir
İbn Arabî bir şiirinde şöyle der: Nübüvvet makamının mevkii rasûlün üstünde ve velinin altında bir yerdir.
Kaynak: Şerhu Akidetu’t-Tahaviye,II/743). (Buhari.C:7 s.3331,3332)

Velilerin sonuncusu, peygamberlerin sonuncusundan daha büyüktür. Çünkü peygamberler ancak bir aracı vasıtası ile ALLAH’tan bilgi alabilirken veli bu bilgiyi aracısız olarak doğrudan doğruya alabilmektedir
Kaynak: İman Risalesi. M. İslâmoğlu. S98,99; Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm. s.154-155,193; İbn Arabî ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz: İmam İbn Teymiyye Külliyat C:2s. 163)

.

II – Nebide Bir Peygamberlik, Bir De Velilik Vardır; Bu Yüzden Peygamber’in Veliliği, Peygamberliğinden Üstündür Diyenler Olduğu Gibi Şeyh-i Ekber Diye Anılan Muhyiddin-i Arabi Gibi “Hatem-i Velayet” Olduğunu İddia Ederek Veliliğin, Bütün Peygamberlere Feyiz Verdiğini Ve Kendisindeki Velayetin, Hz. Muhammed’in Velayeti Olup Ondan Ayrı Olmadığını Söyliyen Ve Adeta Peygamberlik İddiasına Girişenler De Vardır
Nebide bir peygamberlik bir de velilik vardır; peygamberlik Allah ile Kul arasında vasıta oluştur, bu bakımdan peygamber, peygamberliği itibariyle halkla uğraşır. Halbuki velilik Hak’la olan muameledir.
Bu yüzden peygamber’in veliliği, peygamberliğinden üstündür diyenler olduğu gibi Şeyh-i Ekber diye anılan Muhyiddin-i Arabi gibi “Hatem-i velayet” olduğunu iddia ederek veliliğin, bütün peygamberlere feyiz verdiğini ve kendisindeki velayetin, Hz. Muhammed’in velayeti olup ondan ayrı olmadığını söyliyen ve adeta peygamberlik iddiasına girişenler de vardır. Peygamberliğin kisbi, yani süluk ile kaanılır bir mertebe sayanları ve binaenaleyh Hz. Muhammed’in “hatem” yani somn peygamber oluşunu tevil edenleri bile bulunmuştur. Hicri 587’de (1191) Haleb’de öldürülen Şeyh Şihabeddin-i Maktul de bu inanıştaydı. Mevlana da bu beyitlerde Mesnevi’nin vahiy olduğunu söylüyor. Zaten 6 cildin umum dibacesi (açıklaması) sayılan birinci cildin dibacesinde de bunu apaçık söylemektedir.
Kaynak: Mesnevi 4. Cild Sf. 326 Açıklama MEB Yay.

.

III – Allah Rasûlü (s.a.v) Ellerini Kaldırdı Ve: ‘Allah’ım Bizi Kurtar (Yağmur Yağdır)’ Diye Üç Defa Tekrarladı. Vallahi Semada Hiç Bulut Yoktu. Sel’ Tepesinin Ardından Bir Bulut Çıktı. Semanın Ortasına Gelince Yayıldı, Sonra Yağmur Yağdı
Evliyaların(!) hayatlarının anlatıldığı bir kitapta nakledilen bu kıssayla Sahiheyn’de sabit olan Allah Rasûlü’nün sallallahu aleyhi ve sellem şu kıssasına bakın! Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Allah Rasûlü Cuma hutbesini irad ederken bir adam mescide girdi. ‘Ey Allah’ın Rasûlü hayvanlar helak oldu, yollar kapandı; Allah’a dua et de bizi kurtarsın’ dedi. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı ve: ‘Allah’ım bizi kurtar (yağmur yağdır)’ diye üç defa tekrarladı. Vallahi semada hiç bulut yoktu. Sel’ tepesinin ardından bir bulut çıktı. Semanın ortasına gelince yayıldı, sonra yağmur yağdı…”
Kaynak: Buhari, 932-1014; Müslim, 897
Kaynak: http://tevhiddergisi.net/makale/tasavvufta-veli-seyh-tasavvuru

.

IV – Bir Kadın Şeyh Zuğbi’ye Geldi. ‘İnsanlar Şiddetli Bir Kıtlık, Yağmursuzluk Ve Pahalılık İçinde Yaşıyor, Siz İse Bu Durumdan Habersiz/Gafilsiniz’ Şeyh Sustu. Sonra Kadın Katırına Binip Yola Koyuldu. Harran Şehrine Yakın Köprüye Ulaşınca Yağmur Yağdı Ve Şiddetli Bir Rüzgar Esti. Rüzgar Kadını Bineğinden Düşürdü…
‘Şam diyarına şiddetli bir kıtlık isabet etti. Hace Rumiyye adında yaşlı bir kadın vardı. Yöneticilerin çocuklarına mürebbiyelik yaptığından ve Şeyh Muhammed Zuğbi’nin kardeşi olduğundan insanlar değer verirdi. Katırına binip Şeyh Zuğbi’ye geldi. ‘İnsanlar şiddetli bir kıtlık, yağmursuzluk ve pahalılık içinde yaşıyor, siz ise bu durumdan habersiz/gafilsiniz’ Şeyh sustu. Sonra kadın katırına binip yola koyuldu. Harran şehrine yakın köprüye ulaşınca yağmur yağdı ve şiddetli bir rüzgar esti. Rüzgar kadını bineğinden düşürdü… Sonra şeyhe geldi ve: ‘Biz sana yağmur yağdır dedik, sen ise beni bineğimden çamura attın! Niye?’ diye sordu. Şeyh: ‘Boş konuştuğundan/gevezeliğinden dolayı.’ diye cevapladı.’
Kaynak: Siyeru’l Evliya 58
Kaynak: http://tevhiddergisi.net/makale/tasavvufta-veli-seyh-tasavvuru

.

V – Selman-ı Farisî (r .a).: “Misafir Var; Bir Besili Kuş. Bir Geyik Gelsin..” Der Demez Hemen Bir Kuş Uçarak, Bir De Geyik Koşarak Geldi.
Hasan-ı Basrî anlatıvor;
• Bir gün Selman-ı Farisi r,a, şehri dolaşmaya çıktı. Yanında bir de misafiri vardı. Önlerine bir geyik çıktı. Geyik koşarak gidiyordu Birtakım kuşlarda şemada uçuyorlardı. Selman-ı Farisî r .a.:
• Misafir var; bir besili kuş. bir geyik gelsin..
Der demez hemen bir kuş uçarak, bir de geyik koşarak geldi. Bunu göre misafir hayret etti ve:
–Gökteki kuşları, yerdeki hayvanları emrine hazır kılan Allah sübhandır.
Dedi.. Bunun üzerine Selman-ı Farisî misafire döndü ve söyle dedi.
– Buna şaşıyor musun? Halbuki şaşılacak bir şey yoktur , Sen, Allah’a itaat edene âsi olanı gürdün mü?
Kaynak: Onların Alemi – Ahmed-el Rufai, Çev.Abdülkadir Akçiçek, Rahmet Yayınları, 3.Baskı, İst-Tarihsiz. (S.97)

.

(Ayet) Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye niyaz etmişlerdi
Bakara Suresi
214. Yoksa sizden öncekilerin çektikleriyle karşılaşmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye niyaz etmişlerdi. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın