Üstad Cifir İlmiyle Yapılan Bu Çıkarımların “Kesinlikle Doğru” Olduğunu Söylemiyor, “Bir Nevî Kanaat, Bir Galip İhtimal Gelebilir” Diyor

I – Bediüzzaman Misal Ebced Sistemiyle Kıyametin Vaktini Haber Verirken Bu Çıkarımların “Kesinlikle Doğru” Olduğunu Söylemiyor; “Bu İmalar Gerçi Yalnız Bir Tevafuk Olduğundan Delil Olmaz Ve Kuvvetli Değil; Fakat Birden İhtar Edilmesi Bana Kanaat Verdi. Hem Kıyametin Vaktini Kat’î Tarzda Kimse Bilmez; Fakat, Böyle Îmalarla Bir Nevî Kanaat, Bir Galip İhtimal Gelebilir.” Diyor

.

I – Bediüzzaman Misal Ebced Sistemiyle Kıyametin Vaktini Haber Verirken Bu Çıkarımların “Kesinlikle Doğru” Olduğunu Söylemiyor; “Bu İmalar Gerçi Yalnız Bir Tevafuk Olduğundan Delil Olmaz Ve Kuvvetli Değil; Fakat Birden İhtar Edilmesi Bana Kanaat Verdi. Hem Kıyametin Vaktini Kat’î Tarzda Kimse Bilmez; Fakat, Böyle Îmalarla Bir Nevî Kanaat, Bir Galip İhtimal Gelebilir.” Diyor
Mustafa İslamoğlu, 339. sayfada, 88. dipnotta Said Nursi’nin “ebced sistemiyle Kur’an’dan kıyametin vaktini haber vermeye kalkışanlardan biri” olduğunu söylüyor. Buna tamam diyelim. Gerçi tam olarak tamam demek zor. Çünkü burada Kur’an’dan değil, hadisten yola çıkarak bu izahı yapıyor. Son kısımda Fatiha suresinin 6-7. ayetlerinin de bunu teyit ettiğini söylediğini hesaba katarak buna tamam diyelim. Bediüzzaman ilgili mektupta 3 ayrı tarihe değiniyor ve bunların üç büyük inkılaba tetabuk ve tevafuk ettiğini açıklıyor, bu doğru.
Ama sonrasındaki açıklamayı eklemezsek, işte bu tam anlamıyla cımbızlamak olur. Çünkü Bediüzzaman orada zaten cifir ilmiyle yapılan bu çıkarımların “kesinlikle doğru” olduğunu söylemiyor. Bu tarihlerin “tam tamına manidar, makul ve hikmetli” olduğunu söyledikten sonra şunları söylüyor:
“Bu imalar gerçi yalnız bir tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil; fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi. Hem kıyametin vaktini kat’î tarzda kimse bilmez; fakat, böyle îmalarla bir nevî kanaat, bir galip ihtimal gelebilir.” (Kastamonu Lahikası, Söz Basım Yayın, s. 47-48.)
Üstelik dört paragraflık bir mektupta dört defa “Gaybı yalnız Allah bilir” diyerek bu konuda nasıl hassas durduğunu da unutmamamız icap eder.
Burada şunu sormamız gerekir: Tefsir açısında hadiseye baktığımız zaman, kim yaptığı izaha “işte bu kesin doğrudur” diyebilir ki?
Kaynak: https://www.risalehaber.com/mustafa-islamoglunun-risale-i-nur-hakkindaki-iddialari-16678yy.htm

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın