Her Şeyin Yaratılması, Rızıkların Gönderilmesi, Dertlerin, Belâların Giderilmesi, Hastaların İyi Olmaları, Bedenlerin Âfiyette Olması, Kutb-i Ebdâl Da Denen Kutb-i Medârın Feyzleri İle Olur.

I – İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Buyuruyor Ki: “Kutb-i Medâr, Âlemde, Dünyâda Her Şeyin Var Olması Ve Varlıkta Durabilmesi İçin, Feyz Gelmesine Vâsıta Olur. Her Şeyin Yaratılması, Rızıkların Gönderilmesi, Dertlerin, Belâların Giderilmesi, Hastaların İyi Olmaları, Bedenlerin Âfiyette Olması, kutb-i ebdâl Da Denen Kutb-i Medârın Feyzleri İle Olur. Îmân Sâhibi Olmak Hidâyete Kavuşmak, İbâdet Yapabilmek, Günâhlara Tövbe Etmek İse Kutb-i İrşâdın Feyzleri İle Olur

(Ayet) Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allâh, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

.

I – İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Buyuruyor Ki: “Kutb-i Medâr, Âlemde, Dünyâda Her Şeyin Var Olması Ve Varlıkta Durabilmesi İçin, Feyz Gelmesine Vâsıta Olur. Her Şeyin Yaratılması, Rızıkların Gönderilmesi, Dertlerin, Belâların Giderilmesi, Hastaların İyi Olmaları, Bedenlerin Âfiyette Olması, kutb-i ebdâl Da Denen Kutb-i Medârın Feyzleri İle Olur. Îmân Sâhibi Olmak Hidâyete Kavuşmak, İbâdet Yapabilmek, Günâhlara Tövbe Etmek İse Kutb-i İrşâdın Feyzleri İle Olur
Büyük âlim İmâm-ı Rabbânî’nin bildirdiğine göre, Kutb-ul-ebdâl veya kutb-i medâr da denilen bu zât her zaman bu-lunur. Resûlullah efendimiz zamânında da vardı. Fakat bunlara inzivâ (insanlar arasına karışmamak) lazımdır. Bunları herkes tanımaz. Hattâ bâzıları, kendilerini bile bilmezler.
Yine İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyu¬ruyor ki: “Kutb-i medâr, âlemde, dünyâda her şeyin var olması ve varlıkta durabilmesi için, feyz gelmesine vâsıta olur. Her şeyin yaratılması, rızıkların gönderilmesi, dertlerin, belâların giderilmesi, hastaların iyi olmaları, bedenlerin âfiyette olması, kutb-i ebdâl da denen kutb-i medârın feyzleri ile olur. Îmân sâhibi olmak hidâyete kavuşmak, ibâdet yapabilmek, günâhlara tövbe etmek ise kutb-i irşâdın feyzleri ile olur.
Kutb-i ebdâlin (kutb-i medârın) her zamanda, her asırda bulunması lâzımdır. Âlemin ondan boş kalması mümkün değildir. Çünkü âlemin nizâmı ona bağlı kılınmıştır. Eğer bu kutublardan biri giderse (ölürse), yerine başkası tâyin edilir. İrşâd kutbu böyle değildir. Çünkü, âlemin rüşd, hidâyet ve îmândan boş olduğu zamanlar olur. Peygamber efendimiz, zamânının irşâd kutbu idi. Bu zamanda ebdâl kutbu ise hazret-i Ömer ile Üveys el-Karânî idiler. (E. Ans. c.1, s. 8)
Kaynak: Evliyalar Ansiklopedisi 1.cilt, Türkiye Gazetesi
Kaynak: http://kainatingunesi.com/kutb-ul-aktab/

.

(Ayet) Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allâh, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
Necm
23 Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allâh, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın