(Olumsuz Yorum) Yahu Müşrikler Putların Neyi “Yaratacağına” İnanıyorlardı da İstiyorlardı? Putlardan Neyin Yaratılmasını İstediler? Ev Mi Arabamı Devemi Yaratmasını İstiyorlardı? “Ey Lat, Ağaç Yarat” Diye Mi Yalvarıyorlardı? Putların Ne Yarttığını Gördülerde İstemeye Devam Ettiler?

I – Mekkeli Müşriklerde Allah’ı Bırakan Yoktu Ki! Müştik Allah’ı mı İnkar Ediyor? Şirkin Ne Olduğunu Bilmiyorlar, Şirki İnkar Anlıyorlar. Şirk Ortak Koşmaktır. Diyorlarki Allahı Bırakıp Putlara Taparlar. Allah’ı Bırakan Yokki, Müşrik Allah’ı mı İnkar Ediyor? Zuhruf Suresi: Müşteriklere Sorsanki Sizi Kim Yarattı Elbetteki Allah Diyeceklerdir. Müşriklere Soracak Olsanki Yeri Göğü Kim Yarattı Soracak Olsan Elbetteki Allah Diyeceklerdir. Isra 22: Allah İle Beraber Başka Tanrı Edinme, Allah İle Beraber Diyor, Allah’ı Bırakıp Demiyor. Yedek Tanrı Şefaatçi Edinme Diyor. Kuranın İfadesiyle Batıl Tanrı Olarak Sınıflandırılıyor Şefaatçiler. Yani Kuran Diyorki Başkasından Birşey İstemek Yalvarmak Aracı Edinmek Tanrı Edinmektir Diyor

(Ayet) Andolsun ki onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette “ALLAH” diyecekler. “ALLAH`a hamd olsun.” de. Fakat onların çoğu bilmezler.”

II – Hz Ömer’in Cahiliye Devrinde Helvadan Yaptığı Putun Yaratma Gücü Olduğuna mı İnanıyordu? Ozamanki İnsanlar Aptal Değildir. O Yaptıkları Putlar Aracıydı Sadece.

III – Dua Nedir? Dua Kelime Manası Olarak İstemek, Çağırmak Ve Davet Etmek Manalarına Gelmektedir. İslami olarak ise Allahü Teâlâ’ya Yalvarmak Ondan İstemek Sonsuz Gücü İle Bize Her Türlü Sıkıntımızda Destek Olması İçin Onun Kapısına Sığınmaktır

(Kuran-ı Kerim) De ki: “Ben sadece Rabbime dua ederim ve hiç kimseyi O’na ortak etmem. her kim, konu hakkında hiç bir ikna edici delili olmadan Allah’la beraber başka bir ilâha dua ederse, iyi bilsin ki bunun hesabı Rabbinin huzurunda mutlaka görülecektir: şu kesin ki, inkâr edenler asla kurtuluşa eremeyecekler. Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız O’na özgüleyerek, Allah’a dua edin!.

IV – Müşrükler Putarın “Birşey Yaratağına”: İnanmıyordu Ama Asıl Bu Konuda İleri Giden “Bir Şey Yaratabileceğine” İnanılan “Şey” Gavsın Ta Kendisi!

.

I – Mekkeli Müşriklerde Allah’ı Bırakan Yoktu Ki! Müştik Allah’ı mı İnkar Ediyor? Şirkin Ne Olduğunu Bilmiyorlar, Şirki İnkar Anlıyorlar. Şirk Ortak Koşmaktır. Diyorlarki Allahı Bırakıp Putlara Taparlar. Allah’ı Bırakan Yokki, Müşrik Allah’ı mı İnkar Ediyor? Zuhruf Suresi: Müşteriklere Sorsanki Sizi Kim Yarattı Elbetteki Allah Diyeceklerdir. Müşriklere Soracak Olsanki Yeri Göğü Kim Yarattı Soracak Olsan Elbetteki Allah Diyeceklerdir. Isra 22: Allah İle Beraber Başka Tanrı Edinme, Allah İle Beraber Diyor, Allah’ı Bırakıp Demiyor. Yedek Tanrı Şefaatçi Edinme Diyor. Kuranın İfadesiyle Batıl Tanrı Olarak Sınıflandırılıyor Şefaatçiler. Yani Kuran Diyorki Başkasından Birşey İstemek Yalvarmak Aracı Edinmek Tanrı Edinmektir Diyor
Geçengün tevhidi savuna bir profosör dediki “ya Oruç babaya gidiyorlarda sanki oruç babadan birşey mi istiyorlar, yine Allah’dan istiyorlar.” Şirkin ne olduğunu bilmiyorlar, şirki inkar anlıyorlar. Şirk ortak koşmaktır. Diyorlarki allahı bırakıp putlara taparlar.
Allah’ı bırakan yokki, müştik Allah’ı mı inkar ediyor?
Ankebut 61-65, zumer 9-3, zuhruf sureleri.. müşteriklere sorsanki sizi kim yatrattı elbetteki Allah diyeceklerdir. Müşriklere soracak olsanki yeri göğü kim yarattı soracak olsan elbetteki Allah diyeceklerdir.
Kuran bunu söylüyor.
Müşrik Allah’ı kabul ediyor, Hacda yapıyor kendine göre namazı kurbanıda vardır, fakat Allah’a ortak koşuyor.
Nasıl koşuyor? Enam ayet 19; Siz Allah ile berbaer başka tanrılar olduğunaı şahitlik ediyorsunuz, beraber diyor, yanısıra yani. Allah’ı inkar etme yoktur.
Furkan suresi 63-68 Rahmanın vasıfları anlatılıyor, 68 de diyorki Allah ile beraber başka tanrıya yalvarmazlar, birşey istemezler, onarl Allah ile kendi aralaında aracı olmalarını kabul etmezler.
Kasas 88: Allah ile beraber başka tanrılara yalvarma.
Isra 22: Allah ile beraber başka tanrı edinme, allah ile beraber diyor, Alalh’ı bırakıp demiyor. Yedek tanrı şefaatçi edinme diyor. Kuranın ifadesiyle batıl tanrı olarak sınıflandırılıyor şefaatçiler.
Hicr 94: Yani sana emrolunanı aykır ve müşriklerden yüz çevir Müşrik kimdir? Allah’ın yanısıra başka tanrı edinenler.
Yani kuran diyorki başlasından birşey istemek yalvarmak aracı edinmek tanrı edinmektir diyor.
Kaynak: Youtube / TASAVVUF VE TARİKATLERDEKİ ŞİRK BATAĞI – ALi AKIN – KURANLA YÜZLEŞME (Dk:40.50)

.

(Ayet) Andolsun ki onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette “ALLAH” diyecekler. “ALLAH`a hamd olsun.” de. Fakat onların çoğu bilmezler.”
Lukman suresi : 25. ayet ”Andolsun ki onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette “ALLAH” diyecekler. “ALLAH`a hamd olsun.” de. Fakat onların çoğu bilmezler.”

 

II – Hz Ömer’in Cahiliye Devrinde Helvadan Yaptığı Putun Yaratma Gücü Olduğuna mı İnanıyordu? Ozamanki İnsanlar Aptal Değildir. O Yaptıkları Putlar Aracıydı Sadece.
Sorarlar: Ya Ömer! (ra) Peki güldüğün olay nedir?
HZ. ÖMER (ra) cevap verir: Bizler yine cahiliye döneminde özellikle uzun yolculuğa çıkacağımız zaman ve sair zamanlarda kendimize helvadan putlar yapardık. Yolculuk boyunca gün boyunca onlara tapınırdık. Bu arada o helvadan yaptığımız putlar kururdu. Bir o kadarda lezzetlenirdi. Bizlerde acıktığımız zaman o taptığımız ilah saydığımız putların kollarını bacaklarını koparır onları bir güzel yerdik. İşte bu olay aklıma geldiğinde de kendimi tutamaz gülerim.
Kaynak: https://www.facebook.com/notes/biz-osmanliyiz/bir-%C5%9Fey-i%C3%A7in-a%C4%9Flar%C4%B1m-ve-bir-%C5%9Fey-i%C3%A7in-g%C3%BClerim/398434992811/

Cahiliye devrinden aktarılan bir tecrübedir. Doğru olması muhtemeldir.
Nitekim ilk müslümanlar habeşistan’a sığındıklarında da şöyle bir olay gerçekleşmiştir:
O zaman henüz müslüman olmamış olan amr ibn as, nüfuzunu kullanarak habeşistan kralını müslümanlara sığınma hakkı vermemesi konusunda ikna etmeye çalışmaktadır. Kralın hristiyan olduğunu bilen müslümanlar da: “ama mekkeliler putlara tapıyor” deyince o zaman paganlardan olan amr ibn as da “hayır biz o putların kendisine değil simgeledikleri güce tapıyoruz. Onların taş-toprak olduğunu biz de biliyoruz” demiştir.
Yani paganlık çağrı ve muadili filmlerde gösterildiği gibi taşı mermeri tanrı sanıp secde etmek, elini eteğini öpmek değildir. İcabında oturup yerler de. Paganlıkta önemli olan onun simgelediği güç.
Müslümanlık açısından da, bir insanın tanrıya bir biçim atfetmesi ya da tanrı dışında bir varlıktan yardım dilemesi putperest olmak için yeterlidir. Hololo hololo diye heykellere delice tapınmak çok istisnai ve hatta belki salt kurgusal bir durumdur.
Kaynak: http://eksisozluk.com/helvadan-put-yapip-acikinca-yemek–1502198)

.

III – Dua Nedir? Dua Kelime Manası Olarak İstemek, Çağırmak Ve Davet Etmek Manalarına Gelmektedir. İslami olarak ise Allahü Teâlâ’ya Yalvarmak Ondan İstemek Sonsuz Gücü İle Bize Her Türlü Sıkıntımızda Destek Olması İçin Onun Kapısına Sığınmaktır
Dua nedir? Dua kelime manası olarak istemek, çağırmak ve davet etmek manalarına gelmektedir. İslami olarak ise Allahü teâlâ’ya yalvarmak ondan istemek sonsuz gücü ile bize her türlü sıkıntımızda destek olması için onun kapısına sığınmaktır
Kaynak: https://islamiyet.co/dua-nedir-h144.html

.

(Kuran-ı Kerim) De ki: “Ben sadece Rabbime dua ederim ve hiç kimseyi O’na ortak etmem. her kim, konu hakkında hiç bir ikna edici delili olmadan Allah’la beraber başka bir ilâha dua ederse, iyi bilsin ki bunun hesabı Rabbinin huzurunda mutlaka görülecektir: şu kesin ki, inkâr edenler asla kurtuluşa eremeyecekler. Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız O’na özgüleyerek, Allah’a dua edin!.
Cin suresi 20.ayet
De ki: “Ben sadece Rabbime dua ederim ve hiç kimseyi O’na ortak etmem.”

Nûh 23
Dediler ki: “Sakın ilâhlarınızı bırakmayın, sakın Vedd, Suvâ, Yeğus, Yeûk ve Nesr’i bırakmayın.

Mu’minun 117
Şu halde her kim, konu hakkında hiç bir ikna edici delili olmadan Allah’la beraber başka bir ilâha dua ederse, iyi bilsin ki bunun hesabı Rabbinin huzurunda mutlaka görülecektir: şu kesin ki, inkâr edenler asla kurtuluşa eremeyecekler.

Mümin suresinin 14.Ayet:
“Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız O’na özgüleyerek, Allah’a dua edin!”

.

IV – Müşrükler Putarın “Birşey Yaratağına”: İnanmıyordu Ama Asıl Bu Konuda İleri Giden “Bir Şey Yaratabileceğine” İnanılan “Şey” Gavsın Ta Kendisi!
Bir Arif Sulak Bir Yere Geldi Ve Hoşuna Giderek Cenab-I Hakk Şurada Bir Şehir Yaratsaydı Diye Düşündü, Tekrar Oraya Geldiğinde O Şehrin Kurulmuş Olduğunu Gördü
Yine Abdülaiziz Debbağ (r.a.) buyurdu ki:
– Ehlullahın hatırı için Cenab-ı Hak, onların hatır¬larına kalblerine gelen şeyleri husule getirir. Nitekim bir arif bir gün giderken çayırlık, sulak bir yere geldi ve hoşuna giderek temenni etti ki, ne olurdu Cenab-ı Hak şurada bir şehir yaratsaydı! Camiler olsaydı da burada Allah’a ibadet edilseydi, diye düşündü. Allah meleklere emretti, insan suretinde indiler. Allah şehre de (Ol) emri¬ni verdi ve derhal orada istediği gibi bir şehir oldu. O arif kimse tekrar o mevkiye geldiği vakitte temenni ettiği gibi bir şehir kurulmuş gördü ve Allah’a hamdetti. Cenab-ı Hak o arif kişinin hatın için o şehri onun ölümüne kadar orda bırakır. O öldükten sonra her şey aslına döner. Nite¬kim Mühiddini Arabi Hz.lerinden hikâye edilir ki; “Mev¬ziinden başka bir yerde ben cenneti gördüm” demiştir. Gerek mekanlarda gerek zamanlarda o ariften daha şeref¬li bir şey yoktur. Allah o müşahede üzerine onu sevaplan-dınr. Arifin o cihetinde Allah ona bir cennet hal keder ve arif zanneder ki, cenneti mevziinin gayrisinde görmüştür. Halbuki o hakiki cennet değildir. Cenab-ı Hak onun hatm için onu orada yaratmıştır. Vallahü âlem.
Yine bu ruculün nazarında Cenab-ı Hakk’ın bu şeh¬ri, bu melekleri yaratmasının hakikatini de Abdülaziz Debbağ (r.a.) dan işittim. Buyurdu ki:
–Seninle benim aramdaki şu hava’ya bak!
–Evet, bakıyorum, dedim. Parmağıyle bir yeri işaret etti.
–Cenab-ı Hak şu parmağın kadar yerin havasına emreder ve aramızdaki mesafeyi doldurur. Sonra Cenab-ı Hak bu parmak kadar havayı hem genişletecek hem de
bunda müteaddit renkler yapacak. Birinci havayı, bu ikinci havadan da perdeliyecek ve o havada bulunan her şeyden bu genişletip renk renk yaptığı havayı perdeliye¬
cek. Sonra birinci havanın bir parçasını alır ve o bir parça¬yı da ilk havadan perdeleyecek, ikinci havaya dahil ede-cek, ona acaiplikler gösterecek, sonra tekrar oradan çıka¬
rıp birinci havaya iade edecek, îkinci havayı da bütün varlığı ile beraber giderecek. Rabbımız Azze ve Celle bu¬na kadir değil midir? dedi.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst. (S.516-517)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın