Bu Fakire Göre Müslimânların Cennete Girmeleri Bu İki Büyük Zâtın Emri Ve İzni İle Olacakdır. Sanki Ebû Bekr (r.a.) Cennet Kapısında Durup İçeri Girmeğe İzn Verecek Ve Ömer (r.a) Ellerinden Tutarak İçeri Götürecekdir. Bütün Cennetin, Sanki Ebû Bekrin (R.A) Nûru İle Dolu Olduğunu Hisediyorum

I – Nihâyet Anladım Ki, Bu Ümmetin [Ya’nî Müslimânların] Cennete Girmeleri Bu İki Büyük Zâtın Emri Ve İzni İle Olacakdır. Sanki Ebû Bekr (r.a.) Cennet Kapısında Durup, İçeri Girmeğe, İzn Verecek Ve Ömer (r.a) Ellerinden Tutarak İçeri Götürecekdir. Bütün Cennetin, Sanki Ebû Bekrin (R.A) Nûru İle Dolu Olduğunu Hisediyorum.

.

I – Nihâyet Anladım Ki, Bu Ümmetin [Ya’nî Müslimânların] Cennete Girmeleri Bu İki Büyük Zâtın Emri Ve İzni İle Olacakdır. Sanki Ebû Bekr (r.a.) Cennet Kapısında Durup, İçeri Girmeğe, İzn Verecek Ve Ömer (r.a) Ellerinden Tutarak İçeri Götürecekdir. Bütün Cennetin, Sanki Ebû Bekrin (R.A) Nûru İle Dolu Olduğunu Hisediyorum.
Hazret-i Emîrin “radıyALLAHü anh” ismi Cennet kapısının üzerinde yazılı olduğunu öğrenince, Şeyhayn hazretlerinin [ya’nî Ebû Bekr ile Ömerin] “radıyALLAHü anhüma” Cennet kapısındaki husûsiyyet ve i’tibârlarının nasıl olduğunu merâk etdim. Anlamak için çok uğraşdım. Nihâyet anladım ki, bu ümmetin [ya’nî müslimânların] Cennete girmeleri bu iki büyük zâtın emri ve izni ile olacakdır. Sanki Ebû Bekr “radıyALLAHü anh” Cennet kapısında durup, içeri girmeğe, izn verecek ve Ömer “radıyALLAHü anh” ellerinden tutarak içeri götürecekdir. Bütün Cennetin, sanki Ebû Bekrin “radıyALLAHü anh” nûru ile dolu olduğunu his ediyorum. Bu fakîre göre, Şeyhayn hazretlerinin bütün Sahâbe-i kirâm “aleyhimürrıdvân” arasında ayrı bir şân ve üstünlükleri vardır. Başka hiçbirisi, bunlara ortak değildir. Sıddîk “radıyALLAHü anh”, Peygamber efendimiz “sallALLAHü aleyhi ve sellem” ile sanki aynı bir evin sâhibidir. Farkları, bir evin iki katı arasındaki fark gibidir. Fârûk “radıyALLAHü anh” da, Ebû Bekre “radıyALLAHü anh” tufeyl olarak, bu devlethânede bulunmakdadır. Diğer Sahâbe-i kirâmın, Server-i âleme “sallALLAHü aleyhi ve sellem” yakınlıkları, sünnet-i seniyyesine [ya’nî islâmiyyetine] uydukları kadar, mahalle komşusu veyâ hemşehri gibidirler. Bunlar, böyle olunca, sonra gelenlerin Evliyâsı, nerede kalır, artık düşünmeli!
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek (S.551)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın