Gavsımdan Öyle Şeyler Dinledim Ki, Zannedersin O Her Peygamberle Beraber Bulunmuş Ve Onun Zamanında Yaşamış, O Peygamberin Asrında Yaşayan İnsanları Ve Geçen Olayları Gözleriyle Görmüş Ve Tesbit Etmiştir

I – Varlığın Efendisi, Şühûdun Belgesi, Seyyidimiz Ve Mevlâmız Muhammed’in (S.A.V.) Yüce Kıymeti, Şerefli Makam Ve Mertebesi Hakkında, İnsan Olarak Varlık Âlemine Ayak Bastığımdan Beri Kulağımın İşitmediği Ve Hiçbir Divanda Yazılı Olarak Göremediğim Ma’rifet (Dolu Çok Şeyler) Ondan Duydum

II – Peygamberler Ve Resuller Hakkında, Onları Tanıma Konusunda Öyle Şeyler Ondan Dinledim Ki, Zannedersin Abdülâziz Debbağ Hazretleri Her Peygamberle Beraber Bulunmuş Ve Onun Zamanında Yaşamış, O Peygamberin Asrında Yaşayan İnsanları Ve Geçen Olayları Gözleriyle GörMüş Ve Tesbit Etmiştir. Melekler Ve Cinslerinin Değişiklikleri, Mertebelerinin Farklılığı Hakkında Da Öyle Şeyler Kendisinden İşittim Ki, Kendi Kendime: «Beşer Böyle Bir İlme Erişemez» Diyecek Gibi Oldum

III – Nakşibendi Saâdatının (Üstadlarının), Meşa Yih-İ İzâmın İndinde Peygamber-İ Zîşan’ın Onikibin Miracı Vardır. Senin Bildiğin Bir Miraçtır. Senin İşittiğin Bir Miraçtır. Lâkin Sıddıkî Ekber’e Varis Olan Sâdât-I Nakşıbendiyyun Meşayih-i İzamın Malumatı Olan Onikibin Miraç Vardır

IV – Peygamber (S.A.V.) Miracda Rütbeyi Aldıktan Sonra, Burdaki Zuhuriyyet Beşer Sıfatındadır. Daha Keskin İfade İle; Uluhiyyet Sıfatını, Yani Kulların bütün fiilleriyle, Allah Teâlâ’yı birleme Sıfatını, Orda Giydi

V – Şeyh Abdulkadir Geylâni, Gunye Adlı Kitabında, Resulullah (Sav) Efendimizden Naklederek Şöyle Dedi:”Semaya Çıkarıldığım Zaman, Sübhan Allah’tan Diledim Ki: Benden Sonra, Ali B.Ebi Talib’i Halife Kıla;

VI – Allah Teâlâ Muhammed’e (s.a.v.): “Ben, Bu Bölüm Uygun Görülmemiştir İyya Oğlu Yahya İçin Doksanbeşbin Kişi Öldürdüm. Senin Kızın Oğlu Hüseyin İçin Bunun İki Mislini Öldüreceğim’ Diye Vahyetti..

VII – Cebrail Aleyhiselam İsimli Melek Göründü. Peygamber Efendimize Şunları Söyledi: Ya Rasulallah Hak Teâlâ’nın Selamı Var. Eğer Peygamberin Mağara Arkadaşı Sıddık; Bir Kere Daha ‘Allah’ Deseydi; ‘Yüceliğim’ Hakkı İçin Bütün Şehitleri Diriltirdim…”

VIII – Sevgili Peygamberimiz kızı Fatıma’nın Evlenme Çağına Girdiğini Müşahede Etti. Eğer Annesi Hayatta Olsa İdi, Şimdi Çehizini Hazırlardı, Diye Düşünürken Cebrail Aleyhisselâm Elinde Bohça İle Örtülü Bir Altın Tepsi Ve Yanında Bin Melek İle Geldi Ve Buyurduki: Tepsilerin Birinde Cennet Elbiseleri Vardır. Onu Fâtıma’ya Giydirsin. Diğer Tepsilerde Cennet Yemekleri Vardır. Onlar İle Eshabına Ziyafet Versin!

IX – Ebi Leheb’in Oğlu Utbe Ve Arkadaşları Huzuru Saadete Gelip, Hak Peygamber İsen Filan Yerdeki Ağaca Emirediniz Yanınıza Gelsin, Dediler. Bu Teklif Üzerine Cebrail Nazil Olup: Yâ rasullullâh Cenab-ı Allah Size Selâm Ediyor. Dua Ederse Ağaç İstediği Yere Gelecektir

X – Peygamberimiz de (s.a.v.) Sahabilerden Bazılarını Alarak O Taşlık Köye Gitti Ve Taşların Kalkması İçin Yüce Allah’a Niyazda Bulundu. Dua Esnasında Ulu Allah Cebrail’e (a.s.), ‘Ey Cebrail! Elçime Benim Selâmım Söyle Ve Taşlara Kutsal Eliyle İşaret Etmesini Tenbih Eyle” Diye Buyurdu..

XI – Namaz Bittikten Sonra Eshab-ı Kiram Rasûlullah Efendimizden Birinci Rükûda Çok Beklediklerinin Sebebini Sordular. Bunun Üzerine Rasûlullah Efendimiz: Alla’u Teala Buyurduki, Ali, Yolda Rastladığı Bir İhtiyarın Aksakalına Hürmet Ederek Yavaş Yürüyor, Cemaat Sevabından Mahrum Olmasın!”

XII – (Yorum) Geçmiş Hakkında Gaybi Bilgi Vahi İle Geldiği İçin Bu İddiada Bulunanlar Ya Vahi Alıyorlar, Yada Gayba Taş Atıyorlar

.

I – Varlığın Efendisi, Şühûdun Belgesi, Seyyidimiz Ve Mevlâmız Muhammed’in (S.A.V.) Yüce Kıymeti, Şerefli Makam Ve Mertebesi Hakkında, İnsan Olarak Varlık Âlemine Ayak Bastığımdan Beri Kulağımın İşitmediği Ve Hiçbir Divanda Yazılı Olarak Göremediğim Ma’rifet (Dolu Çok Şeyler) Ondan Duydum
Mevlâna Abdülaziz Hazretleri’ninilim ve maarifinden, huy ve ahlâkından, incelik ve zerafetinden, beni bir km gibi örten, üstün gelip beni benden alan, önüme düşüp beni tamamen sürükleyip götüren ve beni (kendi derin mânasında bir çeşit) gizleyen özelliklerinden bir nice ahvâline şâhid oldum.. Varlığın efendisi, şühûdun belgesi, seyyidimiz ve mevlâmız Muhammed’in (S.A.V.) yüce kıymeti, şerefli makam ve mertebesi hakkında, insan olarak varlık âlemine ayak bastığımdan beri kulağımın işitmediği ve hiçbir divanda yazılı olarak göremediğim ma’rifet (dolu çok şeyler) ondan duydum.. Bunlardan bir kısmını inşaallah bu kitabın arasında göreceksin. EL İBRİZ
Kaynak: El İbriz – Şeriat – Tarikat – Marifet – Hakikat – Abdülaziz Debbağ / Celal Yıldırım
Kaynak: http://www.kitaptakipcileri.com/El-Ibriz-Seriat-Tarikat-Marifet-Hakikat-Abdulaziz-Debbag-2-Cilt-Takim,PR-187.html

.

II – Peygamberler Ve Resuller Hakkında, Onları Tanıma Konusunda Öyle Şeyler Ondan Dinledim Ki, Zannedersin Abdülâziz Debbağ Hazretleri Her Peygamberle Beraber Bulunmuş Ve Onun Zamanında Yaşamış, O Peygamberin Asrında Yaşayan İnsanları Ve Geçen Olayları Gözleriyle GörMüş Ve Tesbit Etmiştir. Melekler Ve Cinslerinin Değişiklikleri, Mertebelerinin Farklılığı Hakkında Da Öyle Şeyler Kendisinden İşittim Ki, Kendi Kendime: «Beşer Böyle Bir İlme Erişemez» Diyecek Gibi Oldum
Âynı zamanda gerek bunlar, gerekse hesap günü hakkında Abdülaziz Hazretlerini (bugünkü) insanların eri çok bileni ve (bu konuların perdesini aralamakta) daha seçkini ve yeği olarak bulacaksın.
Hem bu zattan ma’rifet-i İlâhiyye, O’nuri sıfatları ve isimleri hakkında keyfiyeti anlatılamıyacak, güç getiremiyecek ve idrâk edilemiyecek öyle şeyler işittim ki, yegâne mülk sahibi olan Allah’ımız ve yaradanımızın kendi katından lütfedip bahşetmesiyle ancak insan o şeyleri bilebilir. Peygamberler ve resuller hakkında, onları tanıma konusunda öyle şeyler ondan dinledim ki, zannedersin Abdülâziz Debbağ Hazretleri her peygamberle beraber bulunmuş ve onun zamanında yaşamış, o peygamberin asrında yaşayan insanları ve geçen olayları gözleriyle görmüş ve tesbit etmiştir. Melekler ve cinslerinin değişiklikleri, mertebelerinin farklılığı hakkında da öyle şeyler kendisinden işittim ki, kendi kendime: «Beşer böyle bir ilme erişemez» diyecek gibi oldum.. Bunun gibi gelip geçen semavî kitaplar, peygamberlerle ilgili şeriatler ve bununla alâkalı öyle şeyler duydum ki, onları (senin önüne sıralıyacak olursam) kesinlikle onun kendi zamanındaki ariflerin efendisi ve evliyânın imamı olduğunu söyler ve de bu yolda hüküm verirsin… Kıyamet günü ve o günde meydana gelecek olan haşir, neşir, sırat, mîzan ve apaçık ni’metlerden ne varsa hepsi hakkında öyle şeyler ondan öğrendim ki, onları duyduğun zaman diyeceksin ki, bu zat bütün bu söylenenleri gözleriyle görmüş ve orada hazır bulunmuş da tahkik ve irfan yollu haber vermiştir.
İşte bütün bu dinlediğim ve öğrendiğim şeylerden sonra Abdülâziz Hazretleri’nin büyük bir veli olduğuna kesinlikle inandım ve o çok koruyucu canibine intisab ederek dedim ki:«Bizi bu anlayışa ve bu büyük zata eriştiren Allah’a hamdolsun. Eğer Allah bizi ona eriştirmeseydi, biz bu zata ve onun derin bilgisine yol bulamazdık..» (El İbriz 2. cilt)
Kaynak: El İbriz – Şeriat – Tarikat – Marifet – Hakikat – Abdülaziz Debbağ / Celal Yıldırım
Kaynak: http://www.kitaptakipcileri.com/El-Ibriz-Seriat-Tarikat-Marifet-Hakikat-Abdulaziz-Debbag-2-Cilt-Takim,PR-187.html

.

III – Nakşibendi Saâdatının (Üstadlarının), Meşa Yih-İ İzâmın İndinde Peygamber-İ Zîşan’ın Onikibin Miracı Vardır. Senin Bildiğin Bir Miraçtır. Senin İşittiğin Bir Miraçtır. Lâkin Sıddıkî Ekber’e Varis Olan Sâdât-I Nakşıbendiyyun Meşayih-i İzamın Malumatı Olan Onikibin Miraç Vardır
Miraç gecesinin esrarını almayan veliyullah ola maz. Vilayet sırrı, miraç esrarı kalbine keşf olan kim selerde olur. Evet, Nakşibendi saâdatının(üstadlarının), meşa yih-i izâmın indinde Peygamber-i Zîşan’ın onikibin miracı vardır. Senin bildiğin bir miraçtır. Senin işittiğin bir miraçtır. Lâkin Sıddıkî Ekber’e varis olan sâdât-ı Nakşıbendiyyun meşayih-i izamın malumatı olan onikibin miraç vardır.
Kaynak: M. Nazım Kıbrısi – Tasavvuf Sohbetleri, Nush yayınları, İst-1986 (s.51)

.

IV – Peygamber (S.A.V.) Miracda Rütbeyi Aldıktan Sonra, Burdaki Zuhuriyyet Beşer Sıfatındadır. Daha Keskin İfade İle; Uluhiyyet Sıfatını, Yani Kulların bütün fiilleriyle, Allah Teâlâ’yı birleme Sıfatını, Orda Giydi
Peygamber (S.A.V.) miracda rütbeyi aldıktan sonra, burdaki zuhuriyyet beşer sıfatındadır. Daha keskin İfade ile; Uluhiyyet sıfatını orda giydi.
Kaynak: M. Nazım Kıbrısi – Tasavvuf Sohbetleri, Nush yayınları, İst-1986 (s.115)

Ulûhiyet Tevhidi Nedir?
Kulların bütün fiilleriyle, Allah Teâlâ’yı birlemeleridir. Buna ibâdet tevhidi adı da verilir.Bunun anlamı; kesin olarak şu hususlara inanmayı içerir:
Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan hak ilâh Allah Teâlâ’dır.Kendisinden başka ibâdet edilen her ilâh bâtıldır.Yalnızca O’na ibâdet edilmeli,O’na boyun eğilmeli, mutlak olarak sadece O’na itaat edilmeli, kim olursa olsun, O’na ortak koşulmaması, namaz, oruç, zekât, hac, duâ, istiâne (yardım dileme), adak, kurban, tevekkül, korku, ümit ve sevgi gibi gizli ve açık ibâdet türlerinden hiçbirinin O’ndan başkasına yapılmaması ve Allah Teâlâ’ya sevgi, korku ve ümitle birarada ibâdet olunmasıdır.Bunların bir kısmı ile O’na ibâdet edip, bir kısmını bırakmak, sapıklıktır.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Yalnızca sana ibâdet ederiz ve yalnızca senden yardım dileriz.” (Fâtiha Sûresi, 5)
“Kim Allah ile birlikte başka bir ilâha ibâdet ederse, ki onun bu konuda (Allah’tan başkasına ibâdet etmekte) hiçbir gerekçesi yoktur-, onun (bu kötü amelinin âhiretteki) karşılığı ancak Rabbinin katındadır. Şüphesiz ki kâfirler kurtuluşa eremezler.” (Mü’minûn Sûresi, 117)
Ulûhiyet Tevhidi, bütün peygamberlerin ona çağırdıkları bir husustur.Geçmiş ümmetleri helâka götüren yol, bu tevhidin inkârıydı.Dînin başı, sonu, içi ve dışı ulûhiyet tevhididir.Peygamberlerin ilk ve son çağrısı budur. Bunun için peygamberler gönderilmiş, kitaplar indirilmiş, cihad için kılıçlar çekilmiş, mü’minlerle kâfirler, cennet ile cehennem ehli birbirinden ayrılmıştır.
Kaynak: https://www.islam-tr.net/konu/rububiyet-uluhiyet-isim-ve-sifatlar-tevhidi.34456/

.

V – Şeyh Abdulkadir Geylâni, Gunye Adlı Kitabında, Resulullah (Sav) Efendimizden Naklederek Şöyle Dedi:”Semaya Çıkarıldığım Zaman, Sübhan Allah’tan Diledim Ki: Benden Sonra, Ali B.Ebi Talib’i Halife Kıla;
Şeyh Abdulkadir Geylâni Allah sırrının kudsiyetini artırsın, dahi GUNYE adlı kitabında, Resulullah (sav) Efendimizden naklederek şöyle dedi:
“Semaya çıkarıldığım zaman, Sübhan Allah’tan diledim ki: Benden sonra, Ali b.Ebi Talib’i halife kıla… Bunun üzerine, melekler şöyle dedi:
—Allah’ın dilediği olur; senden sonra halife Ebu Bekir’dir.”
Hazret-i Ali’nin (ra) dahi şöyle dediğini Hazret-i Şeyh anlattı:
—Resulullah (sav) Efendimiz, dünyadan ayrılmadan evvel, benden şu yolda söz aldı:
“Benden sonra Ebu Bekir halife olur; sonra Ömer, sonra Osman, ondan sonrada sen olacaksın.”
Allah onların hepsinden razı olsun.
Kaynak: http://www.necatiaksu.net/mektubat/380.Mektup.htm

.

VI – Allah Teâlâ Muhammed’e (s.a.v.): “Ben, Bu Bölüm Uygun Görülmemiştir İyya Oğlu Yahya İçin Doksanbeşbin Kişi Öldürdüm. Senin Kızın Oğlu Hüseyin İçin Bunun İki Mislini Öldüreceğim’ Diye Vahyetti..
“Allah Teâlâ Muhammed’e (s.a.v.): ‘Ben, Bu bölüm uygun görülmemiştir iyya oğlu Yahya için doksanbeşbin kişi öldürdüm. Senin kızın oğlu Hüseyin için bunun iki mislini öldüreceğim’ diye vahyetti..”
Kaynak: irfan Sofraları Niyâzî-i Mısrî – Çeviren: Dr. Süleyman Ateş İsteme Adresi: Kılıç Kitabevi Baskı: 1971 (Sayfa 150)

.

VII – Cebrail Aleyhiselam İsimli Melek Göründü. Peygamber Efendimize Şunları Söyledi: Ya Rasulallah Hak Teâlâ’nın Selamı Var. Eğer Peygamberin Mağara Arkadaşı Sıddık; Bir Kere Daha ‘Allah’ Deseydi; ‘Yüceliğim’ Hakkı İçin Bütün Şehitleri Diriltirdim…”
“…Cebrail Aleyhiselam isimli melek göründü. Peygamber Efendimize şunları söyledi:
– Ya Rasulallah Hak Teâlâ’nın selamı var. Eğer Peygamberin Mağara arkadaşı Sıddık; bir kere daha ‘Allah’ deseydi; ‘Yüceliğim’ hakkı için bütün şehitleri diriltirdim…”
Kaynak: Rehber ilmihâli -E. Müftü Hasan Yavaş -Hakikat Kitabevi (Türkiye Gazetesi) -Baskı: 1986 (Sayfa 256)

.

VIII – Sevgili Peygamberimiz kızı Fatıma’nın Evlenme Çağına Girdiğini Müşahede Etti. Eğer Annesi Hayatta Olsa İdi, Şimdi Çehizini Hazırlardı, Diye Düşünürken Cebrail Aleyhisselâm Elinde Bohça İle Örtülü Bir Altın Tepsi Ve Yanında Bin Melek İle Geldi Ve Buyurduki: Tepsilerin Birinde Cennet Elbiseleri Vardır. Onu Fâtıma’ya Giydirsin. Diğer Tepsilerde Cennet Yemekleri Vardır. Onlar İle Eshabına Ziyafet Versin!
“… Sevgili Peygamberimiz kızı Fatıma’nın evlenme çağına girdiğini müşahede etti. Eğer annesi hayatta olsa idi, şimdi çehizini hazırlardı, diye düşünürken Cebrail aleyhisselâm gelip dedi ki:
– Yâ Rasullallah! Hak Teâlâ hazretleri sana selâm ediyor. Hiç merak etmesin. Kızı Fatıma’nın bütün ihtiyaçlarını, elbiselerini Cennet’ten temin edip, yakında Mü’min ve sadık bir kulumla evlendireceğim, buyurdu.
Rasûlullah Efendimiz, bu sözleri duyunca şükür secdesi yaptı. Cebrail (aleyhisselam) geri döndü. Elinde bohça ile örtülü bir altın tepsi ve yanında bin melek vardı. Arkasından Mikâil, israfil ve Azrail (aleyhisselam), üzeri bohça ile örtülü bir altın tepsi ve ta’zim için herbiri bin melek ile geldi. Peygamber Efendimiz bunlan görünce buyurdu ki:
– Ey kardeşim Cebrail! Hak Teâlâ’nın emri nedir? Bu altın tepsiler nelerdir?
Cebrail (aleyhisselam) cevap verdi:
• Ey Allah’ın Rasûlu! Allahu Teâlâ sana selâm ediyor. Ben Habibimin kızı Fâtıma’yı, Ali’ye verdim. Arş-ı A’zam’da nikâh etsin. Tepsilerin birinde Cennet elbiseleri vardır. Onu Fâtıma’ya giydirsin. Diğer tepsilerde Cennet yemekleri vardır. Onlar ile eshabına ziyafet versin!
Rasûl-i Ekrem Efendimiz bu müjdeyi işitince Hazret-i Fâtıma’ya müjde götürdüler. Fâtımatu’z-Zehra razı olmadı. Hemen Cebrail (aleyhisselam) gelip buyurdu:
• Yâ Rasûlallah! Allahu Teâlâ buyuruyor ki, Fâtıma dörtyüz akçaya razı olmuyorsa, dörtbin akça olsun!
Hazret-i Fâtıma’ya bunu haber verdi. Yine razı olmadı. Cebrail (aleyşhisselâm) yine geldi. Dörtbin altın emir olunduğunu haber verdi. Hazret-i Fâtıma dörtbin altına da razı olmadı. Rasûllullah Efendimiz, kızının yanına vardı, esas maksadının ne oluğunu sordu. Hazret-i Fâtıma dedi ki:
– Babacığım! Kıyamet günü mü’minlerin günahkâr olarından ne kadar kimseye şefaat edersen, ben de o kadar hanımlara şefaat etmek istiyorum, muradım budur.
Rasûlullah Efendimiz kızının isteğini Cebrail’e (aleyhisselâm) bildirdi. Cebrail (aleyhisselâm) Hak Teâlâ’nın Hazret-i Fâtıma’nın arzusunu kabul etiğini, onun da hesap günü ayrıca şefaat edeceğini söyledi.”
Kaynak: Rehber ilmihâli -E. Müftü Hasan Yavaş -Hakikat Kitabevi (Türkiye Gazetesi) -Baskı: 1986 (Sayfa 345)

.

(Ayet) Bu Kur’ân’da biz her türlü mânayı, insanlar için çeşitli tarzlarda tekrar tekrar açıkladık. Ama insanların çoğu inkârcılıkta ısrar ettiler. Ve ‘Biz’ dediler; ‘Sana asla inanmayacağız. Ta ki .. Allah’ı ve melekleri karşımıza getiresin de onlar senin söylediklerine şahitlik etsinler…De ki: ‘Fe Sübhanallah! Ben sadece elçi olan bir insandan başka ne olabilirim ki?..’”
İsra, 89-93
Bu Kur’ân’da biz her türlü mânayı, insanlar için çeşitli tarzlarda tekrar tekrar açıkladık. Ama insanların çoğu inkârcılıkta ısrar ettiler. Ve ‘Biz’ dediler; ‘Sana asla inanmayacağız. Ta ki yerden bir pınar akıtasın. Yahut senin hurma ve üzüm bağların olsun da aralarından gürül gürül ırmaklar akıtasın. Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü parçalayıp üzerimize kısım kısım düşüresin, ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getiresin de onlar senin söylediklerine şahitlik etsinler. Yok, yok! Bu da yetmez, senin altından yapılmış bir evin olmalı yahut göğe çıkmalısın. (Ama unutma!) Sen bize oradan dönerken okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yine de senin oraya çıktığına inanmayız ha!’ De ki: ‘Fe Sübhanallah! Ben sadece elçi olan bir insandan başka ne olabilirim ki?..’”

.

IX – Ebi Leheb’in Oğlu Utbe Ve Arkadaşları Huzuru Saadete Gelip, Hak Peygamber İsen Filan Yerdeki Ağaca Emirediniz Yanınıza Gelsin, Dediler. Bu Teklif Üzerine Cebrail Nazil Olup: Yâ rasullullâh Cenab-ı Allah Size Selâm Ediyor. Dua Ederse Ağaç İstediği Yere Gelecektir
“… Ebi Leheb’in oğlu Utbe ve arkadaşları huzuru saadete gelip, hak peygamber isen filan yerdeki ağaca emirediniz yanınıza gelsin, dediler. Bu teklif üzerine Cebrail nazil olup: Yâ Rasullullâh Cenab-ı Al lah size selâm ediyor. Dua ederse ağaç istediği yere gelecektir.”
Kaynak: Mucizatu’l-Enbiya – Elhac Muzaffer Ozak -Salah Bilici Kitabevi- Baskı: 1965 (Sayfa 49)

.

X – Peygamberimiz de (s.a.v.) Sahabilerden Bazılarını Alarak O Taşlık Köye Gitti Ve Taşların Kalkması İçin Yüce Allah’a Niyazda Bulundu. Dua Esnasında Ulu Allah Cebrail’e (a.s.), ‘Ey Cebrail! Elçime Benim Selâmım Söyle Ve Taşlara Kutsal Eliyle İşaret Etmesini Tenbih Eyle” Diye Buyurdu..
“Arazisi taşlık olan bir köy halkı Hz. Muhammed’e (s.a.v.) başvurarak; ‘Ey Allah’ın Elçisi! Köyümüzde bulunan taşlar yüzünden, arazimiz çok dardır, o taşların kaldırılması için sonsuz gücün sahibi ulu Allah’a dua etmez misiniz? diye o NUR’a dilekte bulundular, Peygamberimiz de (s.a.v.) sahabilerden bazılarını alarak o taşlık köye gitti ve taşların kalkması için Yüce Allah’a niyazda bulundu. Dua esnasında ulu Allah Cebrail’e (a.s.), ‘Ey Cebrail! Elçime benim selâmım söyle ve taşlara kutsal eliyle işaret etmesini tenbih eyle taşlara işaret eden Peygamberimiz (s.a.v.) ve seçkin sahabiler gördüler ki taşlar tamamen ve tüm olarak toprak oluvermişler.”
Not: Görüldüğü gibi burada da Allah’a ve Rasulü’ne atıflar yapılırken kaynak yok.
Kaynak: Nura Doğru – Yazan ve Tercüme Eden: Abdullah Aydın – İlaveli 4. Baskı (Tarihi Görülmedi) (Sayfa 1040)

.

(Ayet) Bu Kur’ân’da biz her türlü mânayı, insanlar için çeşitli tarzlarda tekrar tekrar açıkladık. Ama insanların çoğu inkârcılıkta ısrar ettiler. Ve ‘Biz’ dediler; ‘Sana asla inanmayacağız. Ta ki yerden bir pınar akıtasın. Yahut senin hurma ve üzüm bağların olsun da aralarından gürül gürül ırmaklar akıtasın…De ki: ‘Fe Sübhanallah! Ben sadece elçi olan bir insandan başka ne olabilirim ki?..’”
İsra, 89-93
Bu Kur’ân’da biz her türlü mânayı, insanlar için çeşitli tarzlarda tekrar tekrar açıkladık. Ama insanların çoğu inkârcılıkta ısrar ettiler. Ve ‘Biz’ dediler; ‘Sana asla inanmayacağız. Ta ki yerden bir pınar akıtasın. Yahut senin hurma ve üzüm bağların olsun da aralarından gürül gürül ırmaklar akıtasın. Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü parçalayıp üzerimize kısım kısım düşüresin, ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getiresin de onlar senin söylediklerine şahitlik etsinler. Yok, yok! Bu da yetmez, senin altından yapılmış bir evin olmalı yahut göğe çıkmalısın. (Ama unutma!) Sen bize oradan dönerken okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yine de senin oraya çıktığına inanmayız ha!’ De ki: ‘Fe Sübhanallah! Ben sadece elçi olan bir insandan başka ne olabilirim ki?..’”

.

XI – Namaz Bittikten Sonra Eshab-ı Kiram Rasûlullah Efendimizden Birinci Rükûda Çok Beklediklerinin Sebebini Sordular. Bunun Üzerine Rasûlullah Efendimiz: Alla’u Teala Buyurduki, Ali, Yolda Rastladığı Bir İhtiyarın Aksakalına Hürmet Ederek Yavaş Yürüyor, Cemaat Sevabından Mahrum Olmasın!”
“Birgün Hazret-i Ali, sabah namazı için mescide giderken bir ihtiyara rastladı, ihtiyarın aksakalına hürmet edip, önüne geçmedi, ihtiyarın arkasından ağır ağır yürüyordu. Mescid kapısına kadar geldiler, ihtiyar içeri girmeyip gitti. Hazret-i Ali bu ihtiyarın hıristiyan olduğunu anladı. Hazret-i Ali mescide girince Rasûlullah Efendimizi Eshab-ı Kiram ile rukû’da eğilmiş buldu. Namaz bittikten sonra Eshab-ı Kiram Rasûlullah Efendimizden birinci rükûda çok beklediklerinin sebebini sordular. Bunun üzerine Rasûlullah Efendimiz buyurdu ki:
(Adet olan teşbihi yapıp rükudan kalkacağım zaman Cebrail (aleyhisselâm) Sidretü’l-Münteha’dan süratle geldi. Başımı tutarak rukû’dan kalkmama engel oldu. Bunun hikmetinin ne olduğunu da bilmiyorum.) O sırada, Allahu Teâlâ da Cebrail’e (aleyhisselâm) buyurdu ki: ‘Ey Cebrail! Habibime söyle, rükû’da beklemesinin hikmetini bildir de, Ashabına sırnnı açıklasın!) Hemen Cebrail (aleyhiselâm) Rasûlullah Efendimizin huzuruna gelerek:
– Yâ Rasûlallah! dedi. Siz, rukû’dan kalkacağınız zaman, Allahu Teâlâ, ‘Git Habibimin sırtını tut ta rukû’dan kalkmasın. Çünkü sevgili kulum Ali, yolda rastladığı bir ihtiyarın aksakalına hürmet ederek yavaş yürüyor, cemaat sevabından mahrum olmasın! bu yurdu”
Kaynak: Rehber ilmihâli -E. Müftü Hasan Yavaş -Hakikat Kitabevi (Türkiye Gazetesi) -Baskı: 1986 (Sayfa 389)

.

(Ayet) De ki: ‘Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim
A’RAF Suresi 188. Ayet
De ki: ‘Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim

(Ayet) Size ALLÂH’ın hazîneleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?
el-En’âm -50- De ki: “Size ALLÂH’ın hazîneleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?”

.

XII – (Yorum) Geçmiş Hakkında Gaybi Bilgi Vahi İle Geldiği İçin Bu İddiada Bulunanlar Ya Vahi Alıyorlar, Yada Gayba Taş Atıyorlar

(Ayet) Sana bu Kur’ân’ı vahyetmekle Biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.
Yûsuf -3- Sana bu Kur’ân’ı vahyetmekle Biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.

(Ayet) İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin
Hud;
49- İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, âkıbet muhakkak müttakîlerindir.

(Ayet): (Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: “Üçtüler, onların dördüncüsü köpekleridir.” Ve: “Beştiler, onların altıncısı köpekleridir” diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma.
18/KEHF-22: (Muhammed Esed)
(Ve çağlar sonra), bilemeyecekleri bir konuda gereksiz tahminlerde bulunarak, “onlar üç kişiydiler; dördüncüleri köpekleriydi”, yahut “beş kişiydiler, altıncıları köpekleriydi”, hatta “yedi kişiydiler, sekizincileri köpekleriydi” diyen kimseler çıkacak. De ki: “Onların sayısını en iyi Rabbim bilir! Zaten ancak çok az kimse onlar hakkında kayda değer bir şeyler bilmektedir. Bunun içindir ki, onlar hakkında, (kıssalarından çıkan) görünür dersin dışında, kimseyle tartışma(yın), ve onlar hakkında daha fazla bilgi almak için o (rivayetçilerden) hiçbir şey sorma(yın)”.)

Elmalılı (sadeleştirilmiş): (Kimileri): «Üçtür. Dördüncüleri köpekleridir.» diyecekler; (kimileri de): «Beştir, altıncıları köpekleridir.» diyecekler. Her ikisi de gaybi taşlama=bilinmeyen şey hakkında tahmin yürütmektir. (Bir kısmı da): «Yedidir, sekizincileri köpekleridir.» diyecekler. De ki: «Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir; onları insanlardan ancak pek azı bilir.» Artık bunlar hakkında bildirilenin dışında bir tartışmaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye birşey sorma!

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın