Ölü defnedildiğinde, ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker diğerine de Nekir denir. (Tirmizi, Cenâiz, 70). Meleklerin soruları, “Neye tapıyordun, rabbin ve peygamberin kimdir, dinin ve amelin nedir?” şeklinde olacaktır. (Müsned, IV, 287-288, 295-296; Ebû Dâvûd, Sünnet, 27)
“Bu sonuca nasıl ulaştın” diyenler ana başlıkları okuyabilir. “Ben bu ana başlığa inanmıyorum, bu cümlenin öncesi ve sonrası var, burada bunu demek istemiyor” diyenler ana kaynaktaki o paragrafları kaynaklarıyla beraber okuyabilirler.
Kitabın içeriğine itiraz edenler elbette olacaktır;
Gerçeğin üstünü örtmeye çalışanların, 1-2 konuya odaklanarak “bulmuş bir meczup, hazine bulmuş gibi seviniyor, söylediği saçmalıkları Tasavvufu kötülemek için eklemiş kitaba” gibi bahanelerle kitabın içeriğini toptan reddetmelerine,
“Bu kitabı yazan vehhabbidir, şucudur, bucudur. Biz onlarla tartışmayız” gibi saçmasapan iftira/çamur atma yöntemleriyle sorgudan kurtulmaya çalışmalarına,
Laf ebeliği ile 10 dakika boyunca farklı şeyler anlatarak “akıl karıştırma taktiği” uygulamalarına asla izin vermeyin!
Gerçeği bulmak için aklınıza takılan konuları madde madde sorarak ilerleyin. “Hocam bu iddiayı kabul ediyor musunuz? Bana kısaca 10 saniye içinde düşüncelerinizi söyleyebilir misiniz? Bu iddia size Kuran-ı Kerim’de yeralan herhangi bir ayeti hatırlayor mu?” diyerek konuya odaklanmasını, mesela “Evet bu söz haktır. Peygamber efendimiz bu sözü duysaydı oda onaylardı” gibi kısa cevaplarla konuya açıklama getirmesini isteyin.
Unutmayın, hesap gününde kendinizi savunmak için o 10 saniyeniz bile olmayabilir;
Gün gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları bütün kötülükleri tek tek bildirerek, aleyhlerinde şahitlik edecektir.” (Nur Suresi 24. Ayet)
Bugün onların (o inkarcı azgınların, sapık döneklerin) ağızlarını mühürleriz. Neler işleyip elde ettiklerini (ortaya dökmek için) bizimle (onların ağzı değil) elleri konuşur, ayakları da şâhidlikte bulunur (YASİN Suresi 65. Ayeti)
Ve o Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendilerine zaman ve imkan vermemizi kendilerinin iyiliğinedir diye sanmasınlar. Onlara fırsat vermemiz, ancak günahlarını artırmaları içindir. Onları utanç verici bir azap beklemektedir. (ALİ İMRAN Suresi 178. Ayet)