Bir Kimse O Zatı İnkâr Eder Beğenmezse, Veya O Zât Bu Kimseye İncinmişse; Allah-u Teâlâ ve Tekaddes Hazretler i’nin Zikri İle Meşgul Olsa Bile, İrşadın Ve Hidayetin Hakikatından Mahrumdur, Feyiz Yolunu Kapanmıştır

I – Bir Kimse O Zâtı İnkâr Eder Beğenmezse, Veya O Zât Bu Kimseye İncinmişse; Allah-u Teâlâ ve Tekaddes Hazretler i’nin Zikri İle Meşgul Olsa Bile, İrşadın Ve Hidayetin Hakikatından Mahrumdur.

.

I – Bir Kimse O Zâtı İnkâr Eder Beğenmezse, Veya O Zât Bu Kimseye İncinmişse; Allah-u Teâlâ ve Tekaddes Hazretler i’nin Zikri İle Meşgul Olsa Bile, İrşadın Ve Hidayetin Hakikatından Mahrumdur.
Bir kimse o zâtı inkâr eder beğenmezse, veya o zât bu kimseye incinmişse; Allah-u Teâlâ ve Tekaddes Hazretler i’nin zikri ile meşgul olsa bile, irşadın ve hidayetin hakikatından mahrumdur. Ona inanmaması veya onu incitmiş olması, bir set olur ve feyiz yolunu kapatır. O sânı büyük kutup onun istifade etmemesi için teveccüh etmemiş olsa bile, onun zararını istememiş olsa bile, hidayete kavuşamaz. Onda irşad ve hidayetin ancak sureti vardır, hepsi o kadar, faydası çok azdır.
Amma o zâta, o kutb-u irşada inanan ve sevenler, ona teveccüh etmeseler de, Allah-u Teâlâ’nın zikrinden hâlî olsalar dahi, yalnız bu sevgileri sebebiyle irşad ve hidayet nuruna kavuşurlar.
Kaynak: Nur-i Muhammedi (s.a.v.) – Ömer Öngüt, Hakikat Yayıncılık, 10.Baskı, İstanbul-1999 (S.152-153)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın