Sadece Alemlerin Yönetimi Değil, Ülkelerin Yönetimi de Divan Ehlinin Elindedir ve Gavsımda Bu Divanın Başında Bulunur! Senede Bir Defa Dünya’nın Yönetimi Konusunda Yapılan ve Peygamber Efendimizde Katıldığı, Hıra Dağı’nda Kurulan Divan

I – Allah-u Teâlâ’nın Sevdiği Ve Seçtiği Veli Kullarından Vazifeli Olanlar Muayyen Zamanda Toplantılar Yaparlar. Bu Toplantılara Resulullah -Sallallahu Aleyhi Ve Sellem- Efendimiz İştirak Ettiği Zaman Kutbun Hükmü Yoktur, Orada Resulullah Aleyhisselâm’ın Hükmü Vardır, O Emir Verir

II – Manevî Görevliler Diye Bilinen “Ricali Gayb” İki Guruptur; Karar Organı Ve İcra Organı. Karar Organı “Divan” Ya Da “Divan-ı Kebir” Gibi İsimler İle Anılır. İki Tür Toplantısı Vardır. 1.Aylık Toplantılar. Ki Her Arabî Ayın 14’ünü 15’ine Bağlayan Gece, Çeşitli Yerlerde Yapılır. 2.Yıllık Toplantısı, Ki Bu Da Senede Bir Defa, Efendimiz (aleyhisselâm)’ın Rasûllük Görevini Almadan Evvel İnzivaya Çekildiği Hıra Dağı’nda Olur. Bu “Divan-ı Kebir”e Katılanların Büyük Kısmı Ölüm Ötesi Yaşama İntikâl Etmiş Büyük Evliyaullâhtan, Üçte Bir Kadarı Da Şu Anda Dünya Üzerinde Bilfiil Görevli Yüksek Derecelilerden Teşekkül Eder

III – Abdülaziz-i Debbağ Hz.lerinden İşittim. Buyurdu ki: Divan, Peygamberimiz (s.a.s.)’in Bi’setten Önce Gidip İbaret Ettiği, Günlerce Kaldığı Hıra Dağı’nda Kurulur, Gavs Mağaranın Dışında Oturur. Mekke Sol Omuzunun Arkasında Kalır. Dört Kutuplar Sağındadır. Bunlar Da İmamı Malik’in Mezhebindendirler. Üç Kutup Da Sol Tarafındadırlar. Bu Üç Kutbun Her Biri Diğer Üç Mezheptendirler. Vekili Önünde Oturur. Bu Vekile Divan Kadısı Derler.

IV – Abdülaziz Ed-Debbağ: Ölülerden De Bazı Salih Kullar Bu Divana İştirak Ederler Ve Saflara Dirilerle Beraber Karışırlar. Ölü Velilerin Kılığı Hiç Değişmez. Diriler İse Her Gelişinde Başka Bir Şekilde Gelirler. Ölü Veliler, Dirilerin İşlerine Ait Müşavereye Karışmazlar. Çünkü Ölü Velilerin Dirilere Ait İşlerde Tasarrufu Yoktur. Ölü Veliler Ancak Ölülere Ait İşlere, Âhiret Âleminde Dair İşlerin Müşaveresine Karışırlar..

V – Yine A. Debbağ Hz.leri Buyurdu Ki: Çok Kerre Bu Divanı Salihine Gittim, Veliler Toplantılarına İştirak Etti. Divanda Hazır Olan Ölü Veliler, Berzahtan Divan’a Ruhun Uçuşu İle Kuş Gibi Uçarak, Divan Mevziine Yakın Yere Kadar Gelirler Ve O Zaman Yere Konarlar. Oradan İtibaren, Diri Velîlere Edeben Ve Havfen Ayaklarıyla Yürüyerek Gelirler

VI – Abdülaziz Ed-Debbağ: Divan’a Rasulul-lah(s.a.s.) Efendimiz De Teşrif Eder. O, Divan’ın Başı Olan Gavs’ın Yerine Oturur. Bu Divan’ı Salihine Diğer Peygamberler, Meselâ, ibrahim, Musa (a.s.) Ve Diğer Mürsel Peygamberler De Senede Ancak Bir Gece, Kadir Gecesinde Teşrif Ederler. Hatta Hz. Hatice ve Hz. Ayşe Validemizde Gelir

VII – Divan-ı Kebir”in Tabii Başkanı Rasûlullâh (a.s)’dir. Onun Gelmediği Toplantılarda İse, Şayet Var İse O Devrin “İnsan-ı Kâmil”i, Yoksa Zamanın “Gavs”ı Başkanlık Görevini İfa Eder. “İnsan-ı Kâmil” Her Asırda Bulunmaz. “Gavs” İse Her Asırda Vardır Ve Kıyamete Kadar Sürekli, Bir Kişi, O Görevi İfa Eder. Gavs, Hem Rasûlullâh (Aleyhisselâm) Katılmadığı Zamanlarda Divan Başkanlığı Yapar, Hem De İcra Organının Başıdır

VIII – İcra Organı İse Bir Tür Ricali Gayb Ordusudur. Divan’ın Kararlarının Tatbikiyle Görevlidirler. Bu Ordunun Başkumandanı “Gavs”ı Zamandır. Tâbiri Câiz İse Genelkurmay Başkanı Durumunda Olan “Kutb-ul Aktab”dır!.. Bu Evliyaullâhın Çok Azı, Yani “Divan Ehli” Olanlar İle “İcra” Organından Birkaçı “Fetih” Sahibidir. Geri Kalan Bir Miktar “Keşif” Ehlidir. Büyük Çoğunluğu Da Bilinçdışı Olarak Bu Görevleri İfa Ederler.

IX – Mekke’den sonra Efendimiz’in (s.a.v) Manevi Huzuruna Hep Birlikte Topluca Giderler. Divan-ı Kebir Dediğimiz Evliyalar Konseyi, Besmele-i Şerife’nin Ebced Hesabı 19’una Denk Gelir 19’u Geçmez. Bu “Divan-ı Kebir”e Katılanların Büyük Kısmı Ölüm Ötesi Yaşama İntikal Etmiş Büyük Evliyaullah’tan, Üçte Bir Kadarı Da Şu Anda Dünya Üzerinde Bil Fiil Görevli Yüksek Derecelilerden Teşekkül Eder

X – Muhyiddini Arabi Hazretleri: Ben Nice Kerre Evliya Toplantılarına, Divanlarına Gittim. Bir Keresinde Güneş Henüz Doğmuştu. Onlar Beni Uzakdan Görüp Karşıladılar. Ben Onları, Şunlar Gölgelidir, Şunlar Gölgesizdir Diye Seçer Vaziyetteydim. Divanda Hasır Olan Ölü Kâmil Veliler Ruhanî Uçuşlarla Uçarak, Divan Yerine Bir Konak Mesafeye Yaklaştıklarında Yere Konuyorlardı Ve Ayaklarıyla Yürüyerek Divana Geliyorlardı

XI – Muhyiddini Arabi Hazretleri: O Divanda Melekler De Bulunur. Bazı Zamanlarda O Divanda Hazreti Nebî De Hazır Bulunur, Gavsin Yerinde Oturur. Hazreti Nebî Geldiğinde Kendisiyle Beraber, Takat Getirilemeyen Nurlar Da Gelir. O Nurlar Yakıcı, Korkutucu, Öldürücü Nurlardır. O Nurlar Mehabet, Azamet Celâlet Nurlarıdır. Hattâ Şecaatte En Yüksek Dereceye Erişmiş Bir Kimseye O Nurlar Ansızın Gösterilse O Kimse Derhal Ölür

XII – Muhyiddini Arabi Hazretleri: O Divanda, Senede Bir Gece, İbrahim, Muta Ve Cemi Resuller Hazır Bulunurlar. Bazan Gavs Kaybolur, Hazır Olmaz, Nebi Aleyhisselâm Hazır Olur. Divan Ehlinde Öyle Bir Korku Hâsıl Olur Ki, Nezdi Nebevide Kendilerini, Havasından Çıkacak Şeyin Akıbetini Bilmezler. Hattâ O Hal Uzarsa Âlemler Yıkılır.

XIII – Divan-ı Evliya’da Başkanlık Eden Gavs, Bazen Gelmiyor, Kayıp Oluyor. Bu Nedendir? Daha Yeni Tâyin Olunmuştur. Kendinden Evvelki Gavs Yeni Ölmüştür. O Koca Divan-ı Evliya’ya Birden Çıkıp Reislik Yapmak Kolay İş Değildir. Yavaş Yavaş Alışacaktır. Onun İçin İlk Defada Gelmez.

XIV – Gavs Divan’a Gelip Riyaset Ettiği Vakit Diğer Velîler Ona Muhalefet Etmeğe Kadir Olabilirler Mi? Hiçbir velî, Gavs’a Muhalefet İçin Alt Dudağını Bile Hareket Ettiremez. Gavs’a Muhalefet Etseler, İmanlarının Selbinden Korkarlar. Divan Ehli Toplandığı Vakit, O Vakitten, Yarınki Vakte Kadar Olacakları İttifak Ederlerse, Gelecekte Allahü Teâlâ’nın Kazası Hakkında Konuşurlar. Ondan Sonra Gelecek Kaza Hakkında Konuşurlar. Bu Tasarruf Ehlinin İzni Olmadan Kimsenin Havatınna Bir Şey Gelemez

XV – Bir Kerre Abdülaziz Debbağ Hz.lerinden İşittim: Divan Dediğin Nedir? Orada Divan’ı Kuran Velilerin Hepsi Benim Göğsümdedir. Divan-I Evliya Benim Bu Göğsümde Kuruluyor, Buyurdu.

(Kuran-ı Kerim) O, Kendi Hükümrânlığına Kimseyi Ortak Etmez. Şayet Bu Doğru Olsaydı ve Yönetim Onlara Verilseydi Dünyada Kıtlık Olurdu, Dünya Düzeni Yokolur Giderdi

.

I – Allah-u Teâlâ’nın Sevdiği Ve Seçtiği Veli Kullarından Vazifeli Olanlar Muayyen Zamanda Toplantılar Yaparlar. Bu Toplantılara Resulullah -Sallallahu Aleyhi Ve Sellem- Efendimiz İştirak Ettiği Zaman Kutbun Hükmü Yoktur, Orada Resulullah Aleyhisselâm’ın Hükmü Vardır, O Emir Verir
Muayyen Toplantılar:
Allah-u Teâlâ’nın sevdiği ve seçtiği veli kullarından vazifeli olanlar muayyen zamanda toplantılar yaparlar. Bu toplantıların ekserisi Mekke-i Mükerreme’de ve Ravza-i Mutahhara’da olduğu gibi; emrolunduğu çeşitli yerlerde, hatta hiç akla gelmeyecek yerlerde de yapılır.
Onlar bu toplantılara emirle iştirak ederler ve çıkacak hükmü, verilecek emri beklerler.
O hüküm Allah-u Teâlâ’dan Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ine, Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-inden de zamanın kutbuna, naibine gelir.
Bu toplantılara Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz iştirak ettiği zaman kutbun hükmü yoktur, orada Resulullah Aleyhisselâm’ın hükmü vardır, o emir verir. Daha sonra nâib tebligatı yapar ve emrin idrâsına geçilir. Hükme göre hareket ederler, hiç kimse emirsiz kendi başına hareket edemez.
Onlar hizmetçidir, verilen emre bakarlar. Ve yalnız emredileni yapmaya sahib-i salâhiyettirler. Ve fakat umumi salâhiyet olmadan hususi salâhiyetin hiç hükmü yoktur. Şu kadar var ki kendilerine verilen salâhiyet dahilinde müzakere yaparlar. Kendi aralarındaki mevzularda görüşürler, konuşurlar. Ancak emir olan bir hüküm üzerinde istişare yapılmaz.
O emir Allah-u Teâlâ’nın hükmünü taşıdığı için bu hükümlere itiraz olmaz. En küçük bir müdahaleye salâhiyetleri yoktur. Veyahut değiştirilmesi için kalbinden dahi zerre bir arzu geçse nakıstır.
Niçin? Hizmetçi olduğu için. Onlar Allah-u Teâlâ’nın ve Resul’ünün -sallallahu aleyhi ve sellem-in hizmetçileridir. Yalnız emre bakar ve emredileni yapar.
Kaynak: Tasavvuf’un Aslı Hakikat Ve Marifethullah İncileri – Ömer Öngüt, Hakikat Yayıncılık, 2.Baskı, İstanbul-2001 (S.119)

.

II – Manevî Görevliler Diye Bilinen “Ricali Gayb” İki Guruptur; Karar Organı Ve İcra Organı. Karar Organı “Divan” Ya Da “Divan-ı Kebir” Gibi İsimler İle Anılır. İki Tür Toplantısı Vardır. 1.Aylık Toplantılar. Ki Her Arabî Ayın 14’ünü 15’ine Bağlayan Gece, Çeşitli Yerlerde Yapılır. 2.Yıllık Toplantısı, Ki Bu Da Senede Bir Defa, Efendimiz (aleyhisselâm)’ın Rasûllük Görevini Almadan Evvel İnzivaya Çekildiği Hıra Dağı’nda Olur. Bu “Divan-ı Kebir”e Katılanların Büyük Kısmı Ölüm Ötesi Yaşama İntikâl Etmiş Büyük Evliyaullâhtan, Üçte Bir Kadarı Da Şu Anda Dünya Üzerinde Bilfiil Görevli Yüksek Derecelilerden Teşekkül Eder
Ricali Gayb (Görevli Velîler) Hakkında
Bu zevâtı kirâm hakkında da birkaç hususu kitabımıza alalım.
Manevî görevliler diye bilinen “Ricali Gayb” iki guruptur:
A. Karar organı
B. İcra organı
Karar organı “Divan” ya da “Divan-ı Kebir” gibi isimler ile anılır.
İki tür toplantısı vardır. Aylık toplantılar. Ki her arabî ayın 14’ünü 15’ine bağlayan gece, çeşitli yerlerde yapılır.
Yıllık toplantısı, ki bu da senede bir defa, Efendimiz (aleyhisselâm)’ın Rasûllük görevini almadan evvel inzivaya çekildiği Hıra Dağı’nda olur.
Bu “Divan-ı Kebir”e katılanların büyük kısmı ölüm ötesi yaşama intikâl etmiş büyük evliyaullâhtan, üçte bir kadarı da şu anda Dünya üzerinde bilfiil görevli yüksek derecelilerden teşekkül eder. Toplam 66 kişilik Divan ehline Dünya üzerinden, zamanın “Gavs”ı, “Kutb-ul İrşâd” ve “Kutb-ul Aktab” olan iki yardımcısı, dört unsur üzerinde tasarrufu olan dört kutub, yedilerin tamamı “Gavs”ın tasarruf dairesi dışında olan “Müferridûn” namıyla bilinen 11 kişi katılır.
Varlık üzerinde, ilâhî ilim gereği alınması gerekli tedbirler hakkında kararlar alınır ve bu kararlar icra organına nakledilir.
Kaynak: https://www.ahmedhulusi.org/tr/yazi/ricali-gayb-gorevli-veliler-hakkinda

.

III – Abdülaziz-i Debbağ Hz.lerinden İşittim. Buyurdu ki: Divan, Peygamberimiz (s.a.s.)’in Bi’setten Önce Gidip İbaret Ettiği, Günlerce Kaldığı Hıra Dağı’nda Kurulur, Gavs Mağaranın Dışında Oturur. Mekke Sol Omuzunun Arkasında Kalır. Dört Kutuplar Sağındadır. Bunlar Da İmamı Malik’in Mezhebindendirler. Üç Kutup Da Sol Tarafındadırlar. Bu Üç Kutbun Her Biri Diğer Üç Mezheptendirler. Vekili Önünde Oturur. Bu Vekile Divan Kadısı Derler.
Bu bâb Sâlihler divanının zikrine dairdir.
Abdülaziz-i Debbağ Hz.lerinden işittim. Buyurdu ki:
– Divan, Peygamberimiz (s.a.s.)’in bi’setten önce gidip ibaret ettiği, günlerce kaldığı Hıra Dağı’nda kurulur, Gavs mağaranın dışında oturur. Mekke sol omuzunun arkasında kalır. Dört kutuplar sağındadır. Bunlar da imamı Malik’in mezhebindendirler. Üç kutup da sol tarafındadırlar. Bu üç kutbun her biri diğer üç mezheptendirler. Vekili önünde oturur. Bu vekile Divan Kadısı derler. Bugün için Divan Kadısı Maliki mezhebindendir. Basra nahiye sinde Halid-i Katinin kabilesine mensuptur. İsmi de Seyyid Muhammed İbni Abdülkerim’i Basravî’dir. Gavs vekil ile konuşur. Bunun için vekil dendi. Çünki vekil divanda bulunan herkesin sözde naibi dendi. Çünkü vekil divanda bulunan herkesin sözde naibi olur. Yedi Kutbun tasarrufu Gavs’in emri üzerine olur. Bu 7 kutuptan her birinin maiyetinde hususi velîler vardır ki, onun altında tasarruf ederler. Vekilin arkasında 6 saf vardır. Bu safların dairesi, 4 kutuptan sonra soldaki 3 kutba kadar daire kurulur. 7 kutup dairenin etrafındadırlar. İşte birinci saf budur. Bunun arkasında 2. ci saf vardır. Aynı daire ve sıfat üzeredir. Böylece 3. cü, 4. cü, 5. ci, 6. cı, saf kurulur. Kadınlardan da divana iştirak edenler bulunur. Bunların adedi azdır ve 3 saftır. Bu 3 saf da soldaki 3 kutup taramdadır. Gavs ile 3 kutup arasındaki boşlukta kadınların safı bulunur.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.319-327)

.

IV – Abdülaziz Ed-Debbağ: Ölülerden De Bazı Salih Kullar Bu Divana İştirak Ederler Ve Saflara Dirilerle Beraber Karışırlar. Ölü Velilerin Kılığı Hiç Değişmez. Diriler İse Her Gelişinde Başka Bir Şekilde Gelirler. Ölü Veliler, Dirilerin İşlerine Ait Müşavereye Karışmazlar. Çünkü Ölü Velilerin Dirilere Ait İşlerde Tasarrufu Yoktur. Ölü Veliler Ancak Ölülere Ait İşlere, Âhiret Âleminde Dair İşlerin Müşaveresine Karışırlar..
Ölülerden de bazı salih kullar bu divana iştirak ederler ve saflara dirilerle beraber karışırlar. Ancak hangi veli ölüdür, hangisi diridir, bunları 3 vasfı ile ayırırız:
1) Ölü velilerin kılığı hiç değişmez. Diriler ise her gelişinde başka bir şekilde gelirler. Çünkü diri veliler bazen saçı sakalı uzamış, bazen traş olmuş olarak gelirler. Fakat ölü velilerin hâli tebeddül etmez. Bu divanda bir kişiyi gördün ki, hiç kıyafeti şekli değişmiyor, her zaman aynı şekilde geliyorsa bil ki, o ölü velilerdendir. Bil ki, o tarzda ölmüştür ve şekli hiç bozulmaz.
Ölü veliler, dirilerin işlerine ait müşavereye karışmazlar. Çünkü ölü velilerin dirilere ait işlerde tasarrufu yoktur. Onlar diğer bir Demete intikal etmişlerdir. Âhiret âlemi diriler âleminin tamamen zıddıdır. Hiç münasebeti yoktur. Ölü veliler ancak ölülere ait işlere, âhiret âleminde dair işlerin müşaveresine karışırlar, rey beyan ederler. Kabirler ziyaret etmenin edeblerindendir ki, kabir sahibi için dua etmek istediği vakitte, davete icabet edilmesi için Allah’ın velilerinden bir veli ile Allah’a tevessül eder, onu vasıta kılarsa, o kabir sahibi için ölmüş bir veli ile tevessül etsin. Çünkü duasının kabul olunması için en iyi çâre budur.
Ölünün gölgesi yoktur. Divanın salihine iştirak eden velî, seninle güneş arasına düştü de baktın gölgesi yoksa o zaman bil ki, o ölü velidir. Çünkü o ruhu ile hazır olmuştur. Yoksa toprak olan fâni vücudu ile değil. Ruh vücudu hafiftir, ağır değildir. Şeffaftır, kesif değildir. Onun için gölgesi düşmez.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.319-327)

.

V – Yine A. Debbağ Hz.leri Buyurdu Ki: Çok Kerre Bu Divanı Salihine Gittim, Veliler Toplantılarına İştirak Etti. Divanda Hazır Olan Ölü Veliler, Berzahtan Divan’a Ruhun Uçuşu İle Kuş Gibi Uçarak, Divan Mevziine Yakın Yere Kadar Gelirler Ve O Zaman Yere Konarlar. Oradan İtibaren, Diri Velîlere Edeben Ve Havfen Ayaklarıyla Yürüyerek Gelirler
Yine A. Debbağ Hz.leri buyurdu ki:
– Çok kerre bu divanı salihine gittim, veliler toplantılarına iştirak ettim. Güneş doğmuştu. Beni uzaktan karşıladılar. Baş gözümle gördüm ki, bazısının gölgesi düşüyor, bazısınınki düşmüyordu. Divanda hazır olan ölü veliler, berzahtan Divan’a ruhun uçuşu ile kuş gibi uçarak, Divan mevziine yakın yere kadar gelirler ve o za man yere konarlar. Oradan itibaren, diri velîlere edeben ve havfen ayaklarıyla yürüyerek gelirler. Ricali gayb de böyledir. Bu diyara salihine melekler de gelirler. Onlar da ruhanilerdir ve bütün safların arkasında dururlar. Fakat cinler, azdır, tam bir sah dolduramazlar. Cinlerle meleklerin orada bulunmalarının faydası, o divanı salihdeki velîler bazı işler vardır ki, bizzat kendileri yaparlar. Bir kısım işler de vardır ki, kendileri insan olarak yapamaz ve takat getiremezler, o zaman melek ve cinlerden imdad alırlar, onlara yaptırırlar.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.319-327)

.

VI – Abdülaziz Ed-Debbağ: Divan’a Rasulul-lah(s.a.s.) Efendimiz De Teşrif Eder. O, Divan’ın Başı Olan Gavs’ın Yerine Oturur. Bu Divan’ı Salihine Diğer Peygamberler, Meselâ, ibrahim, Musa (a.s.) Ve Diğer Mürsel Peygamberler De Senede Ancak Bir Gece, Kadir Gecesinde Teşrif Ederler. Hatta Hz. Hatice ve Hz. Ayşe Validemizde Gelir
Divan’a zamanlarda Rasulullah(s.a.s.) Efendimiz de teşrif eder. O, divan’ın başı olan Gavs’ın yerine oturur. Gavs da vekil mevkiine, vekil de daha aşağı safa iner. Resulullah efendimiz geldiği vakit bütün nurlanyla beraber gelir ki, o nurlara takat getirilemez. O nurlar insanı yakar, feryat ettirir. Resulullah Efendimizin bu nurları mehabet, celâlet ve azamet nurlarıdır. Cenab-ı Hak orada bulunan velîlere, Resulullah Efendimiz’in nuruna dayanmak kuvvetini vermiştir.
Debbağ Hz.lerine sordum:
–Bu Divan’ı Salihine diğer peygamberler de gelirler mi? Meselâ, ibrahim, Musa (a.s.) ve diğer mürsel peygamberler de gelirler mi?
Buyurdu ki:
Senede ancak bir gece gelirler.
Hangi gecede gelirler? diye tekrar sordum.
Kadir gecesinde teşrif ederler, buyurdu. Kadir gecesinde Peygamberler ve veliler hepsi hazır bulunurlar.Mele-i Âlâ’dan mukarreb melekler ve diğerleri de hazır olurlar. Resulullah (s.a.s.) Efendimiz de teşrif eder. Onunla beraber ezvacı tahirat radıyallahü anhüma validelerimiz de teşrif ederler. Büyük sahabeler de bulunurlar.
Yine sordum ki:
–Hadis ulemâsı, Hz. Hatice (r.a.) mı efdal, Hz. Ayşe (r.a.) mi efdaldir, diye ihtilâf etmişlerdir. Hangisi efdaldir?
Buyurdu ki:
–Kadir gecesi Divanı salihinde Resulullah Efendimizle beraber Hz. Hatice ve Hz. Ayşe validelerimizi degördük de Hz. Ayşe’nin nuru, Hz. Hatice’nin nurundan ziyade idi.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.319-327)

.

VII – Divan-ı Kebir”in Tabii Başkanı Rasûlullâh (a.s)’dir. Onun Gelmediği Toplantılarda İse, Şayet Var İse O Devrin “İnsan-ı Kâmil”i, Yoksa Zamanın “Gavs”ı Başkanlık Görevini İfa Eder. “İnsan-ı Kâmil” Her Asırda Bulunmaz. “Gavs” İse Her Asırda Vardır Ve Kıyamete Kadar Sürekli, Bir Kişi, O Görevi İfa Eder. Gavs, Hem Rasûlullâh (Aleyhisselâm) Katılmadığı Zamanlarda Divan Başkanlığı Yapar, Hem De İcra Organının Başıdır
“Divan-ı Kebir”in tabii başkanı Rasûlullâh (sallâllâhu aleyhi vesellem)’dir. Onun gelmediği toplantılarda ise, şayet var ise o devrin “İnsan-ı Kâmil”i, yoksa zamanın “Gavs”ı başkanlık görevini ifa eder.
“İnsan-ı Kâmil” her asırda bulunmaz. “Gavs” ise her asırda vardır ve kıyamete kadar sürekli, bir kişi, o görevi ifa eder.
“İnsan-ı Kâmil” rütbesi, en üsttür ve birkaç asırda bir o rütbeye nail kılınmış kişi gelir yeryüzüne.
“Müceddid-i zaman” yüz yılda bir gelir. Dinin, o günün insanlarının anlayışına göre yenilenmesi görevini ifa eder. O da divan ehlindendir. Son müceddid de “Mehdi” lakabıyla bilinen Zât-ı kirâmdır. Aynı zamanda “İnsan-ı Kâmil”dir, Mehdi!..
Gavs, hem Rasûlullâh (aleyhisselâm) katılmadığı zamanlarda divan başkanlığı yapar, hem de icra organının başıdır.
Kaynak: https://www.ahmedhulusi.org/tr/yazi/ricali-gayb-gorevli-veliler-hakkinda

.

VIII – İcra Organı İse Bir Tür Ricali Gayb Ordusudur. Divan’ın Kararlarının Tatbikiyle Görevlidirler. Bu Ordunun Başkumandanı “Gavs”ı Zamandır. Tâbiri Câiz İse Genelkurmay Başkanı Durumunda Olan “Kutb-ul Aktab”dır!.. Bu Evliyaullâhın Çok Azı, Yani “Divan Ehli” Olanlar İle “İcra” Organından Birkaçı “Fetih” Sahibidir. Geri Kalan Bir Miktar “Keşif” Ehlidir. Büyük Çoğunluğu Da Bilinçdışı Olarak Bu Görevleri İfa Ederler.
Kutb-ul İrşâd tamamıyla, çeşitli burçlardan, bilinen ve bilinmeyen sayısız yıldızlardan gelen tesirler üzerinde görev yaparak, bunlardaki sayısız mânâların gereğinin yeryüzünde mevcut insanlar ve cinler üzerinde açığa çıkması hususunda çalışır.
Kutb-ul Aktab ise, Gavs’tan çıkan emirleri çeşitli ilgili mercilere dağıtır. Divan’a katılan cinlerin evliyası dahi emirleri Kutb-ul Aktab’dan alırlar.
İcra Organı ise bir tür Ricali Gayb ordusudur.
Divan’ın kararlarının tatbikiyle görevlidirler.
Bu ordunun başkumandanı “Gavs”ı zamandır. Tâbiri câiz ise genelkurmay başkanı durumunda olan “Kutb-ul Aktab”dır!.. Sonra 4’ler gelir. Sonra tasarruf sahibi olan 7’ler gelir. Sonra 12’ler gelir. Sonra 40’lar gelir. Sonra 300’ler diye bilinen 313 kişi vardır. Sonra 1200’ler gelir ve daha sonra da yöresel kutuplar iş görürler.
Bu evliyaullâhın çok azı, yani “Divan ehli” olanlar ile “icra” organından birkaçı “fetih” sahibidir. Geri kalan bir miktar “keşif” ehlidir. Büyük çoğunluğu da bilinçdışı olarak bu görevleri ifa ederler.
Kaynak: https://www.ahmedhulusi.org/tr/yazi/ricali-gayb-gorevli-veliler-hakkinda

.

IX – Mekke’den sonra Efendimiz’in (s.a.v) Manevi Huzuruna Hep Birlikte Topluca Giderler. Divan-ı Kebir Dediğimiz Evliyalar Konseyi, Besmele-i Şerife’nin Ebced Hesabı 19’una Denk Gelir 19’u Geçmez. Bu “Divan-ı Kebir”e Katılanların Büyük Kısmı Ölüm Ötesi Yaşama İntikal Etmiş Büyük Evliyaullah’tan, Üçte Bir Kadarı Da Şu Anda Dünya Üzerinde Bil Fiil Görevli Yüksek Derecelilerden Teşekkül Eder
Mekke’den sonra Efendimiz’in (salallahu aleyhi vesellem) manevi huzuruna hep birlikte topluca giderler. Divan-ı Kebir dediğimiz Evliyalar konseyi,Besmele-i Şerife’nin ebced hesabı 19’una denk gelir 19’u geçmez. Bu “Divan-ı Kebir”e katılanların büyük kısmı ölüm ötesi yaşama intikal etmiş büyük Evliyaullah’tan,üçte bir kadarı da şu anda dünya üzerinde bil fiil görevli yüksek derecelilerden teşekkül eder. Toplam 66 kişilik Divan ehline dünya üzerinden,zamanın “Gavs”ı,”kutb-ul irşad” ve “Kutb-ul Aktab” olan iki yardımcısı,dört unsur üzerinde tasarrufu olan dört kutub,Yediler’in tamamı “Gavs”ın tasarruf dairesi dışında olan “Müferridün” namıyla bilinen 11 Mübarek zat katılır.Varlık üzerinde,ilahi ilim gereği alınması gerekli tedbirler hakkında kararlar alınır ve bu kararlar icra organına nakledilir.
Kaynak: http://www.yazete.com/genc-kalemler/arif-akdas/evliyalar-konseyi-gorunmez-ordularin-savasi/6773/

.

X – Muhyiddini Arabi Hazretleri: Ben Nice Kerre Evliya Toplantılarına, Divanlarına Gittim. Bir Keresinde Güneş Henüz Doğmuştu. Onlar Beni Uzakdan Görüp Karşıladılar. Ben Onları, Şunlar Gölgelidir, Şunlar Gölgesizdir Diye Seçer Vaziyetteydim. Divanda Hasır Olan Ölü Kâmil Veliler Ruhanî Uçuşlarla Uçarak, Divan Yerine Bir Konak Mesafeye Yaklaştıklarında Yere Konuyorlardı Ve Ayaklarıyla Yürüyerek Divana Geliyorlardı
Ben nice kerre evliya toplantılarına, divanlarına gittim. Bir keresinde güneş henüz doğmuştu. Onlar beni uzakdan görüp karşıladılar. Ben onları, şunlar gölgelidir, şunlar gölgesizdir diye seçer vaziyetteydim. Divanda hasır olan ölü kâmil veliler ruhanî uçuşlarla uçarak, divan yerine bir konak mesafeye yaklaştıklarında yere konuyorlardı ve ayaklarıyla yürüyerek divana geliyorlardı.
Bu, dirilere karşı bir tazimdir. Ricali gayb de böyledir. Bazısı bazısını ziyaret ettiğinde, ruhanî seyirler yaparlar.
Kaynak: Muhyiddini Arabi Hazretleri – M.Kemal Pilavoğlu, Elifbe Yayınları, 3.Baskı, İst-1979(S.125-127)

.

XI – Muhyiddini Arabi Hazretleri: O Divanda Melekler De Bulunur. Bazı Zamanlarda O Divanda Hazreti Nebî De Hazır Bulunur, Gavsin Yerinde Oturur. Hazreti Nebî Geldiğinde Kendisiyle Beraber, Takat Getirilemeyen Nurlar Da Gelir. O Nurlar Yakıcı, Korkutucu, Öldürücü Nurlardır. O Nurlar Mehabet, Azamet Celâlet Nurlarıdır. Hattâ Şecaatte En Yüksek Dereceye Erişmiş Bir Kimseye O Nurlar Ansızın Gösterilse O Kimse Derhal Ölür
O divanda melekler de bulunur. Onlar safların en arkasındadırlar. Burada kâmil cinler de hazır bulunur. Onlar hâzırûnun en arkasında durur ve bir safa bile baliğ olamazlar.
Bazı zamanlarda o divanda Hazreti Nebî de hazır bulunur, gavsin yerinde oturur. Hazreti Nebî geldiğinde kendisiyle beraber, takat getirilemeyen nurlar da gelir. O nurlar yakıcı, korkutucu, öldürücü nurlardır. O nurlar mehabet, azamet celâlet nurlarıdır. Hattâ şecaatte en yüksek dereceye erişmiş bir kimseye o nurlar ansızın gösterilse o kimse derhal Ölür. Şu kadar ki, Cenâb-ı Hak evliyaya o nurlara takate kuvvet verir.
Hazreti Nebi hazır olduğunda, onunla birlikte takat getirilemiyen nurlar geldiğinde, ehli divandan olan melekler, Hazreti Nebinin nuruna girerler ve Hazreti Nebi divanda hazır oldukça hiçbir melek zahir olamaz. Hazreti Nebî divandan çıktığında yine zahir olurlar.
Kaynak: Muhyiddini Arabi Hazretleri – M.Kemal Pilavoğlu, Elifbe Yayınları, 3.Baskı, İst-1979(S.125-127)

.

XII – Muhyiddini Arabi Hazretleri: O Divanda, Senede Bir Gece, İbrahim, Muta Ve Cemi Resuller Hazır Bulunurlar. Bazan Gavs Kaybolur, Hazır Olmaz, Nebi Aleyhisselâm Hazır Olur. Divan Ehlinde Öyle Bir Korku Hâsıl Olur Ki, Nezdi Nebevide Kendilerini, Havasından Çıkacak Şeyin Akıbetini Bilmezler. Hattâ O Hal Uzarsa Âlemler Yıkılır.
O divanda, senede bir gece, ibrahim, Muta ve cemi resuller hazır bulunurlar. O gece Kadir gecesidir. O gecede meleklerden Meleği âlâ ve ezvâcı mutahherât, bütün ashâb-ı kiram hazır bulunurlar.
Bazan Gavs kaybolur, hazır olmaz, Nebi Aleyhisselâm hazır olur. Divan ehlinde öyle bir korku hâsıl olur ki, nezdi nebevide kendilerini, havasından çıkacak şeyin akıbetini bilmezler. Hattâ o hal uzarsa âlemler yıkılır.»
Kaynak: Muhyiddini Arabi Hazretleri – M.Kemal Pilavoğlu, Elifbe Yayınları, 3.Baskı, İst-1979(S.125-127)

.

XIII – Divan-ı Evliya’da Başkanlık Eden Gavs, Bazen Gelmiyor, Kayıp Oluyor. Bu Nedendir? Daha Yeni Tâyin Olunmuştur. Kendinden Evvelki Gavs Yeni Ölmüştür. O Koca Divan-ı Evliya’ya Birden Çıkıp Reislik Yapmak Kolay İş Değildir. Yavaş Yavaş Alışacaktır. Onun İçin İlk Defada Gelmez.
Yine sordum:
-Divan-ı Evliya’da başkanlık eden Gavs, bazen gelmiyor, kayıp oluyor. Bu nedendir?
Buyurdu ki:
-Bunun iki sebebi vardır. Gavs o gün o saatte Cenab-ı Hakk’m müşahedesinde kendinden fânî olmuştur.
O zaman Divan’da hazır olamaz. Yahut da daha yeni tâyin olunmuştur. Kendinden evvelki Gavs yeni ölmüş¬tür. O koca Divan-ı Evliya’ya birden çıkıp reislik yapmak kolay iş değildir. Yavaş yavaş alışacaktır. Onun için ilk defada gelmez. Gavs’ın gelmediği vakitte çok vakit Resu-lullah (s.a.s.) Efendimiz teşrif eder. O zaman Divan ehline büyük bir havf hasıl olur ki, acaba bizden bir hatâ olur mu? diye çok korkarlar. Resulüler Efendimiz böyle uzun zaman Divan’a gelse bütün âlemler yıkılır, onun satvetine dayanamaz. Gavs’ın gelmediği vakitlerde Resulullah Efendimiz beraberinde Hz. Ebubekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman(r.a.), Hz. Ali (r.a.), Hz. Hasan (r.a.), Hz. Hüseyin (r.a.) ile Fatımetüzzehra (r.a.) validemizle birlikte gelirler. Fatımatüzzehra (R.ah.) validemiz teşrif ettiklerinde, erkekler içinde oturmaz, Divan’ın kadın velilerinin başında oturur. Bir kere Hz. Fatımatüzzehra validemizden işittim, baktım, babasına salâvat-ı şerife okuyor. Tam lâfzı ile değil de mânâ olarak şu salâvat-ı şerifeyi okuyordu:
Allahümme Salli Âlâ men nıhuhü mihrabil ervah vel melâike velkevn, Allahümme salli âla men hüve imamül enbiya vel mürselin, allahümme salli âla men hüve imamı ehlil cenne ibadullahil mü ‘minin.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.337-38)

.

XIV – Gavs Divan’a Gelip Riyaset Ettiği Vakit Diğer Velîler Ona Muhalefet Etmeğe Kadir Olabilirler Mi? Hiçbir velî, Gavs’a Muhalefet İçin Alt Dudağını Bile Hareket Ettiremez. Gavs’a Muhalefet Etseler, İmanlarının Selbinden Korkarlar. Divan Ehli Toplandığı Vakit, O Vakitten, Yarınki Vakte Kadar Olacakları İttifak Ederlerse, Gelecekte Allahü Teâlâ’nın Kazası Hakkında Konuşurlar. Ondan Sonra Gelecek Kaza Hakkında Konuşurlar. Bu Tasarruf Ehlinin İzni Olmadan Kimsenin Havatınna Bir Şey Gelemez
Yine Şeyh Hz.lerine sordum:
– Gavs Divan’a gelip riyaset ettiği vakit diğer velîler ona muhalefet etmeğe kadir olabilirler mi?
-Hiçbir velî, Gavs’a muhalefet için alt dudağını bile hareket ettiremez. Gavs^ı muhalefet etseler, imanlarının selbinden korkarlar.
Yine A. Debbağ Hz’leri buyurdu ki:
– Divan ehli toplandığı vakit, o vakitten, yarınki vakte kadar olacakları ittifak ederlerse, gelecekte Allahü Teâlâ’nın kazası hakkında konuşurlar. Ondan sonra gelecek kaza hakkında konuşurlar. Bu velîler süflî ve ulvî bütün âlemlerde tasarruf ederler. Hattâ yetmiş yerde gerisine, üstüne de onun ehlinde de tasarruf ederler. Onların kalplerinde, hatıralarında da tasarruf ederler. Bu tasarruf ehlinin izni olmadan kimsenin havatınna bir şey gelemez. Bu yetmiş perdenin üstünde olan Rık’a âlemi arşın üstündedir. Buralara tasarruf edebilenlerin başka âlemlere tasarrufu hakkında ne diyebilirsin, evlâbittarik ederler.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.338-339)

.

XV – Bir Kerre Abdülaziz Debbağ Hz.lerinden İşittim: Divan Dediğin Nedir? Orada Divan’ı Kuran Velilerin Hepsi Benim Göğsümdedir. Divan-I Evliya Benim Bu Göğsümde Kuruluyor, Buyurdu.
Bir kerre Abdülaziz Debbağ Hz.lerinden işittim.
Fas’ın Habeş kapısında beraberdik. Buyurdu ki:
–Divan dediğin nedir? Orada Divan’ı kuran velilerin hepsi benim göğsümdedir.
Yine bir kerre de:
–Divan-ı Evliya benim bu göğsümde kuruluyor,buyurdu.
Bir kerre de:
–Gökler yerler bana nisbetle ovaya atılmış bir serpinti gibidir, buyurdu.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.335)

.

(Kuran-ı Kerim) O, Kendi Hükümrânlığına Kimseyi Ortak Etmez. Şayet Bu Doğru Olsaydı ve Yönetim Onlara Verilseydi Dünyada Kıtlık Olurdu, Dünya Düzeni Yokolur Giderdi

El-Kehf
25- Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilâve etmişlerdir.
26- De ki: “Onların ne kadar kaldıklarını ALLÂH daha iyi bilir.” Göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O’ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümrânlığına kimseyi ortak etmez.

ENBİYA
22. Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.

İSRA
100. De ki: Rabbimin rahmet hazinesine eğer siz sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla kıstıkça kısardınız. İnsanoğlu da pek eli sıkıdır!

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın