Allah’ın Kula İrade Sıfatı Tecelli Edince Her Şey Onun Arzusuna Göre Olur, Tasarruf Yetkisini Kutublara Verir: Sıfatlar Tecellisi İçinde Ehliyet Kazanan Bazı Kimselere Yüce Allah, İrade Sıfatı İle Tecelli Eder. Yüce Allah, Mütekelîim Sıfatını O Kulda Tecelli Ettirince; O Kul, Bu Sıfatın Ahadiyet Yönü İle, Mahlukatta İradesini Yürütmeye Başlar. Artık Her Şey, Onun Arzusuna Göre Olur

I – Vaktin Kutbu Odur Ki, Kutub Demek Bütün İnayet Üzerine İnzal Olup İçinden, Gerek Ulvî Alemlere, Gerek Suflî Alemlere, Gerek Semâvata.. İnayeti Taksim Eden Zat Demektir,
Vaktin kutbu odur ki, kutub demek bütün inayet üzerine inzal olup içinden, gerek ulvî alemlere, gerek suflî alemlere, gerek semâvata, gerek yerlere dair ve içerisinde olan bütün mahlukata yaşatacak, gayelerine döndürecek, onları vücudda tutacak inayeti taksim eden zat demektir.
Kaynak: M. Nazım Kıbrısi – Tasavvuf Sohbetleri, Nush yayınları, İst-1986 (s.39-40)


II – Sıfatlar Tecellisi İçinde Ehliyet Kazanan Bazı Kimselere Yüce Allah, İrade Sıfatı İle Tecelli Eder.. Yüce Allah, Mütekelîim Sıfatını O Kulda Tecelli Ettirince; O Kul, Bu Sıfatın Ahadiyet Yönü İle, Mahlukatta İradesini Yürütmeye Başlar. Artık Her Şey, Onun Arzusuna Göre Olur
İRADE..
SIFATLAR TECELLİSİ içinde ehliyet kazanan bazı kimselere yüce Allah, İRADE sıfatı ile tecelli “eder..
Bu tecelliye nail olunca, yaratılmışlar hep onun iradesi ve arzusuna, göre olur..
Bu tecellinin yolu, kelâm sıfatından geçer..
Yüce Allah, mütekelîim sıfatını o kulda tecelli ettirince; o kul, bu sıfatın ahadiyet yönü ile, mahlukatta iradesini yürütmeye başlar..
Artık her şey, onun arzusuna göre olur.
Burada, önemli bir noktaya işaret edeceğiz.. Özellikle dikkat edilmesi gerekir..
Çünkü, bu tecelliye erenlerden, bazısı gerisin geri dönmüş; yüce Hak’tan yana gördüğü şeyleri in kâr yoluna sapmıştır..
Bu, şöyle olmuştur:
Yüce Hak, o kimseye; ilâhî olan gayb âlemin de, her şeyin kendi arzusu ile olduğunu göstermiş tir..
Hem de, müşahede yolü ile., açık bir şekilde..
Kul, orada bu hale sahib olduğunu görünce; aynı şeyin bu şehadet âleminde de olmasını iste miştir..
Ne var ki, bu olamaz.. Çünkü o durum, zatî özellikler arasında sayılır. Bunu sezememiştir..
İşte., anlatılan talebi yerine gelmeyince, o ay- nen gördüğü müşahedeyi inkâr etmiştir..
Gerisin geri dönmüş ve kalb sırçası kırılmıştık..
Bu müşahededen sonra Hakkı da inkâr etti. Onu bulduktan sonra, yitirdi..
Kaynak: İnsan-ı Kamil cilt 1 – Abdulkerim Ceyli, Üçdal Neşriyat, İst-1980 (S.240-241)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın