I – Hak Teâlâ Hazretleri Otuz Yıl Cüneyd Diliyle Halka Hitap Buyurdu
“Hak Teâlâ Hazretleri otuz yıl Cüneyd diliyle halka hitap buyurdu.”
Kaynak: Ariflerin Menkıbeleri – Önsöz: Demir Kitabevi – Demir Kitabevi Baskı: 1970, Sayfa 349
II – Sohbette Konuşmamaya Gayret Ederseniz Kıymetiniz Artar. Mevla Konuşuyor Bu Fakirin Lisanından
Sohbette konuşmamaya gayret ederseniz kıymetiniz artar. Mevla konuşuyor bu fakirin lisanından.
Kaynak: İrşadü’l Müridin – Mahmud Ustaosmanoğlu, s: 147
II – Zahir, Caiz-Maizdir Diye Ağız İle Konuşurlar. Ağzından Çıkanı Da Kulakları İşitmez. Evliyaullah’ın Sohbeti İse Candan Gelir. Can İse Canandandır. Canandan Gelen Sohbet İse Hâkikate Malik Eder. Mürşid-i Kâmilin Sohbetini O Mürşidin Sahibi Söyler. Zahirde Onun Lisanından Zuhur Eder Ama “Söyledendir Söyleden
Sohbet kalpten zuhur eder. Kalbin sahibi ise neticede Allah’tır. Öyleyse sohbeti Mürşid-i Kâmil buyurur, Rasulullah Efendimiz (SAV) buyurur. Neticede bizzat Allah buyurur. Kalb Allah’ın harika sarayıdır. Kalbden zuhur eden sohbeti Cenabı Allah’ın zatı yapar. Tarikat sahipleri, zahir ve batın Onlarda mevcut olduğundan, söylemiş olduğu kelamı daima ruha söylerler. Ruh o sözden fevkalade lezzet ve kuvvet alarak tedricen (yavaş yavaş) hakikatine malik olur.
-Sohbet, satırdan değil, sadırdan hâsıl olur. Sadr ise, ruh kemaline malik olunca hâsıl olur. Sadrın sahibi ise sohbetin sahibi olan Rasulullah (SAV) Efendimiz ve Allah’ın zatıdır.
-Zahir, caiz-maizdir diye ağız ile konuşurlar. Ağzından çıkanı da kulakları işitmez. Evliyaullah’ın sohbeti ise candan gelir. Can ise Canandandır. Canandan gelen sohbet ise hâkikate malik eder. Mürşid-i Kâmilin sohbetini o mürşidin sahibi söyler. Zahirde onun lisanından zuhur eder ama “Söyledendir söyleden”.
-Sohbet alettir, yani ruha hayat aletidir. Ruh, sohbetin hem zahirine, hem batınına, hem de batnesine aşina olarak dinler ve hakikatine malik olur. Bir insan kırk gün bir âlim ile konuşsa âlim olur, zalim ile konuşsa zalim olur. Madema ki, ruh daima nefse tebliğde bulunursa, nefs kırk günün içinde tamamiyle ruha yâr olur. Nefsin bir manası da hayattır. Nefs hakikatı kabul ettiği gibi olur hayat, hem de nefis, yani güzel olur sultanım.
-Mürşid-i kâmil şeriat sohbetini herkese, umuma yapar. Amma tarikat sohbetini iki, üç, nihayet dört müride yapar. Cüz akıl, tarikat sohbetini kavrayamaz. Mürşid-i kâmilin sohbeti Kur’an-ı mübin’in asıl tefsiridir. Hâkikat tefsiri budur.
-Ruh gayrimahluktur. Amma evliyaullahın hizmetine geçip terbiyesine girmedikten sonra kemaline, iktidarına malik olmaz. Ruh, evliyaullahın sohbetini dinlemedikten sonra halinden haberdar olamaz. Ruhun hakikatına malik olunca, beşeriyet, noksan sıfat, ten mezbeleliği ve anasır zıddiyeti zail olur. Akıl mecazdan külle geçer. Yine kuldur amma, Allah’tan iktidar alan bir kul olur…
Kaynak: Dede Paşa Hazretleri (Kaddesellâhü Sırrahu’l Azîz)
Kaynak: http://www.kademvakfi.org/ContentDetail/300/71/dede_pasa_hazretleri_kaddesell%C3%A2hu_sirrahu%E2%80%99l_az%C3%AEz.html