Hazreti Gavs “Ya Rabbim! Beni O Kadının Yanında Niçin Mahcup Ettin?” Diye Tepki Gösterince Allah’u Teala “Bu Kadarcık Latifemden Kalbin İncinmesin Ya Abdulkadir! İstediğini İste Sana Veririz” Diye Cevap Vermiştir

I – Râbi’atü’l-Adeviyye’nin Hacca Giderken Merkebinin Ölmesi Üzerine: “Allahım! Padişahlar Âciz Bir Kadına Böyle Mi Yapar? Beni Evine Davet Ettin, Ama Yarı Yolda Merkebimi Öldürdün, Beni Çölde Yapayalnız Bıraktın.”
Râbi’atü’l-Adeviyye’nin hacca giderken merkebinin ölmesi üzerine: “Allahım! Padişahlar âciz bir kadına böyle mi yapar? Beni evine davet ettin, ama yarı yolda merkebimi öldürdün, beni çölde yapayalnız bıraktın.” diye serzenişte bulunması da nâz ehlinin cezbe ve istiğrak hâlindeki tavırlarına örnek gösterilebilir.
Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretül-evliyâ, s. 74.
Kaynak: https://www.altinoluk.com/yeni/tasavvufta-naz-makami/


II – Hazreti Gavsu’l Azam “Ya Rabbim! Beni O Kadının Yanında Niçin Mahcup Ettin?” Diye Tepki Gösterince Allah’u Teala “Bu Kadarcık Latifemden Kalbin İncinmesin Ya Abdulkadir! İstediğini İste Sana Veririz” Diye Cevap Vermiştir
Bu menkıbe Hazreti Gavsu’l Azam’ın denizde boğulan çocuğun, geri döndürülmesine vesile olması hakkındadır.
“Hakikatu’l Hakaik” adlı risalede şöyle anlatılmıştır:
Çocuğu denizde boğulan bir kadın, Hazreti Gavsu’l Azam’ın yanına gelir ve:
-“Benim çocuğum denizde boğuldu, kesin inancım var ki; çocuğumu canlı olarak bana döndürmeye senin gücün yeter”der. Hazreti Gavsu’l Azam;
-“Şimdi evine git, Allah (Celle Celalühü)’ın izni ve ihsanıyla oğlunu evde bulacaksın” diyerek cevap verir. Kadın eve gitti fakat oğlunu bulamadı. Kadın ikinci kere geldi ve yalvardı. Hazreti Gavsu’l Azam kadına;
-“Tekrar eve git, çocuğunu evinde bulacaksın” dedi. Kadın eve gitti fakat çocuğu yine bulamadı. Kadın üçüncü kere ağlayıp yalvarma ile Hazreti Gavs’a geldi. Hazreti Gavsu’l Azam boynunu eğip murakabeye daldı. Sonra başını kaldırdı ve;
“Evine git, çocuğunu evde bulacaksın” dedi. Kadın eve gitti ve çocuğunu evde buldu.
Hazreti Gavsu’l Azam Mahbubluk makamından niyazını şöyle arz etti;
-Ey Rabbim! Beni o kadının yanında niçin mahcup ettin?Bunun üzerine her şeyin sahibi ve hiçbir karşılık beklemeksizin veren Yüce Allah (Celle Celalühü) tarafından Hazreti Gavs’a şu hitap geldi.
-“Senin o kadına söylediğin andaki kelamın doğrudur. İlk niyazında melekler o çocuğun ayrılmış olan cüzlerini bir araya getirdi. İkinci niyazında onu dirilttim. Üçüncüsünde onu denizden çıkarıp o kadının evine ulaştırdım.” Hazreti Gavsu’l Azam niyazda bulundu;
-“Ey Rabbim! Bütün alemleri ve içindekileri “ol” emriyle yarattın. Kıyamet gününde de insanların bütün cüzlerini bir anda toplayıp haşr edeceksin. Bir cesedin cüzlerini toplayıp ona hayat vermek, senin yüce katında hiçbir şeydir. Bu geciktirmenin hikmeti nedir?” Kadir olan Rabbu’l aleminden hitap geldi;
-“Bu kadarcık latifemden kalbin incinmesin ya Abdulkadir! İstediğini iste sana veririz.” Gavsu’l Azam yüzünü toprağa koyarak yalvardı ve dedi ki;
-“Ya Rabbi, ben bir yaratılanım. Bana layık olan isteme yaratılmışlığıma göredir. Sen ise yaratıcısın. Sana layık olan verme azametine ve yaratıcılığına göredir.” Ve Gavsu’l Azam’a şu hitap geldi;
-“Seni Cuma günü gören herkes mukarreb veli olur ve toprağa bakarsan altın olur.” Gavsu’l Azam dedi ki;
-“Aciz hakkımda inayet buyurulan bu yüksek mertebelerden daha üstün olan Ahmedî velayet rütbesini ihsan buyur ki; bu dünyadan göçünce dahi, velayetim son bulmasın. Kerametlerimin eseri devam etsin.” Bunun üzerine şöyle buyuruldu;
-“Ey Abdulkadir! Evliyamdan hiçbirine vermediğım bir özelliği sana lütfettim. Senin velayet isimlerini kim anarsa sevap kazanacak ve sonsuz feyizlere erecektir.”
Kaynak: http://www.abdulkadirgeylanidernegi.net/?Syf=26&Syz=338867

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın