İddia: “Facir Ve Zalim Bir Kimse Olsa Allah’a İsyanı Emretmediği Müddetçe Müslüman Yöneticiye İtaat Farzdır”: Firevun Rablık İddiası Sadece “Ben Allah’ım” Demesi Değildi: Halkına Zulmetmesi ve “Bu Ülkenin Sahibi Benim. Tüm Emir Ve Yasakların Çıkış Kaynağı Ben Kabul Edilebilirim. Benden Başka Hiç Kimse Emir Vermede Yetkili Değildir” İddiasıydı

(Ayet) “Sizi Firavun hanedanından kurtardığımızı da hatırlayın. Hani, onlar size azabın en çirkiniyle kötülük ediyorlardı: Erkek çocuklarınızı boğazlıyorlar, kadınlarınıza hayasızca davranıyorlar/ kadınlarınızın rahimlerini yokluyorlar/kadınlarınızı hayata salıyorlardı. İşte bunda sizin için, Rabbinizden gelen büyük bir ıstırap ve imtihan vardı.”
Bakara, 49
Sizi Firavun hanedanından kurtardığımızı da hatırlayın. Hani, onlar size azabın en çirkiniyle kötülük ediyorlardı: Erkek çocuklarınızı boğazlıyorlar, kadınlarınıza hayasızca davranıyorlar/kadınlarınızın rahimlerini yokluyorlar/kadınlarınızı hayata salıyorlardı. İşte bunda sizin için, Rabbinizden gelen büyük bir ıstırap ve imtihan vardı.”


I – Ayetlerin İfadesine Göre, Firavun Açıkça İlahlık Ve Rablik İddia Etmiştir. Acaba Onun İddia Ettiği Bu İlahlık Ve Rabliğin Hakikati Nedir? Bakınız. Fahreddin er-Razî, Firavun’un Bu İddiasının Kendisinin Göklerin, Yerin, Dağların, Bitkilerin Ve İnsanların Yaratıcısı Anlamına Gelmediğini, Böyle Bir İddianın Ancak Kendisinde Delilik Bulunan Bir İnsandan Sadır Olabileceğini Belirttikten Sonra, Firavun’un Bu İlahlık İddiasını Şu Şekilde Yorumlamaktadır: “Hiç Kimse Üzerinde, Benden Başkasına Ait Emir Ve Yasak Koyma Hakkı Yoktur.”
Firavun’un Ortaya Attığı İlahlık ve Rablik iddiasının Mahiyeti
Tevhidin kısımlarını öğrendikten sonra, Firavun’un iddia ettiği ilahlık ve rabliğin ne anlama geldiğini ve müfessirlerin bu konuya ilişkin yorumlarını öğrenmeye çalışalım. Yüce Allah kitabında şöyle buyurur:
“Firavun dedi ki: “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum.” (Kasas/38)
“Firavun derhal (adamlarını) topladı, (onlara) bağırdı ve: “Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.” (Naziat/23,24)
Bu iki ayetin ifadesine göre, Firavun açıkça ilahlık ve rablik iddia etmiştir. Acaba onun iddia ettiği bu ilahlık ve rabliğin hakikati nedir? Bakınız. Fahreddin er-Razî, Firavun’un bu iddiasının kendisinin göklerin, yerin, dağların, bitkilerin ve insanların yaratıcısı anlamına gelmediğini, böyle bir iddianın ancak kendisinde delilik bulunan bir insandan sadır olabileceğini belirttikten sonra, Firavun’un bu ilahlık iddiasını şu şekilde yorumlamaktadır: “Hiç kimse üzerinde, benden başkasına ait emir ve yasak koyma hakkı yoktur.” (Mefatihu’l Gayb, c, 22, sf. 476, Huzur Yayınları.)
Aynı ayetin tefsirinde, Alusî ise şöyle demektedir: “Firavun topladığı kalabalığın içinde kalkıp hitap etmek suretiyle nutuk çekerek o büyük lafı etmiş, böylece kendisini halkı yönetenlerin hepsinden üstün tutmuştur.” (Ruhu’l Meâni, c. 16, sf. 53. Daru’l Fikir baskısı)
Bu konuda İbn-i Teymiyye şöyle demektedir: “Her kim Allah-u Teâlâ’yı bırakıp kendisine itaat edilmesini isterse, bunun durumu tıpkı Firavun’un durumu gibidir. Her kim kendisine Allah (c.c.) ile beraber itaat edilmesini isterse, bu kimse de insanların kendisini Allah(c.c.)’a denk tutmalarını ve Allah (c.c.) gibi sevmelerini istemiş olur. Oysa Allah (c.c.), yalnızca kendisine ibadet edilmesini, dinin tamamen kendisine has kılınmasını, dostluk ve düşmanlığının sadece kendisi için olmasını emretmiştir. (Mecmuu’l Fetâva, c. 14, sf. 328)
Ebu’l Ala el-Mevdudî, Firavun’un bu iddiasını, “Bu mısır ülkesinin sahibi benim. Tüm emir ve yasakların çıkış kaynağı ben kabul edilebilirim. Benden başka hiç kimse emir vermede yetkili değildir” şeklinde tefsir ettikten sonra şunları eklemektedir:
“Firavun’un durumu peygamberler tarafından getirilen ilahi kanundan bağımsız olarak siyasi ve hukuki hâkimiyet iddiasında bulunan devletlerin durumundan hiçte farklı değildir. Bu devletler, kanun koyucu, emir ve yasaklar belirleyici olarak ister bir kralı görsünler, isterse millet iradesini.. Ülkenin Allah’ın belirleyip Peygamberlerin tebliğ ettiği kanunla değil de, kendi koymuş oldukları kanunlarla yönetilmesi durumunda, Firavun’un durumu ile kendi durumları arasında hiç bir fark kalmaz. (Tefhimu’l Kur’an,, c. 4, sf. 184. İnsan Yayınları)
Kaynak: https://abdullahensar.wordpress.com/2011/12/15/firavunun-ortaya-attigi-ilahlik-ve-rablik-iddiasinin-mahiyeti-2/


II – Firavun “Ben Sizin İlahınızım” Derken Sizi Yaratan, Yediren, İçiren Ve Doyuran Benim Demek İstemiyordu. “Sizi Yöneten, Sizi İdare Eden, Hayatınıza Yön Veren, Kanunlarınızı Belirleyen, Yapmanız Veya Yapmamanız Gereken Şeyleri Tayin Eden, İyinin Ve Kötünün Sınırlarını Çizen Sadece Ve Sadece Benim” Demek İstiyordu
Yaptığımız nakillerden anlaşılacağı üzere, Mısır ülkesinin yönetimini elinde bulunduran Firavun “ben sizin rabbinizim” veya “sizin ilahınız benim” derken kesinlikle sizi yaratan, yediren, içiren ve doyuran benim demek istemiyordu. Evet, o kesinlikle böyle bir şey kastetmiyordu. Zaten böyle bir şey iddia etmiş olsa kimse ona inanmazdı. Çünkü böylesi bir iddia ancak kendisinde delilik veya aptallık bulunan bir kimseden sadır olabilir. Mısır hükümdarı Firavun’un ortaya attığı ilahlık ve rablik iddiası sadece yönetime, hükümranlığa ve hâkimiyete yönelik bir iddiaydı. Yani Firavun “ben sizin ilahınızım” derken “sizi yöneten, sizi idare eden, hayatınıza yön veren, kanunlarınızı belirleyen, yapmanız veya yapmamanız gereken şeyleri tayin eden, iyinin ve kötünün sınırlarını çizen sadece ve sadece benim” demek istiyordu.
Allah’ın insanların kurtuluşu için göndermiş olduğu hükümleri bir kenara bırakıp heva ve heveslerinden kanunlar çıkararak insanları yönetmeye kalkışan idarecilerde -her ne kadar dilleri ile ifade etmeseler bile- ilahlık iddia etmektedirler. Onların ilah konumunda olmaları için ille de “biz ilahız” demeleri gerekmez. Yaptıkları amel onların “ilah” addedilmeleri için yeteridir. Böylelerinin Firavun’dan tek bir farkı vardır. O da Firavun’un binlerce yıl önce, onların ise günümüzde yaşamış olmalarıdır. Bundan başka nitelik olarak hiç bir farkları yoktur.
Faruk Furkan – Kelime-i Tevhidin Anlam ve Şartları
Kaynak: https://abdullahensar.wordpress.com/2011/12/15/firavunun-ortaya-attigi-ilahlik-ve-rablik-iddiasinin-mahiyeti-2/

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın