Allah’a Andolsun Ki Benim Bayrağım Muhammed (S.Â.V.)’in Bayrağından Daha Büyüktür! Benim Bayrağım Nurdur. Nebi (S.a.v), Gümüşten Bir Kerpiç İse, Kendisi Altından Ve Gümüşten İki Kerpiçtir

I – Allah’a Andolsun Ki Benim Bayrağım Muhammed (S.Â.V.)’in Bayrağından Daha Büyüktür! Benim Bayrağım Nurdur. Altında Bütün İnsanlar Ve Cinler Ve Peygamberlerden Olanlar Bulunuyor

II – İbn Arabi’ye Göre Nebi (s.a.v), Gümüşten Bir Kerpiçtir, Kendisi İse Altından Ve Gümüşten İki Kerpiç. Ve Muhammed (s.a.v)’İn Kerpicinin Zahirî İlim; Kendi İki Kerpicinin Altın Olanının Bâtınî İlim, Gümüş Olanının İse Zahirî İlimdir. Velilik Rütbesi Nübüvvet Rütbesinden Daha Büyüktür. Çünkü Velî Vasıtasız Olarak Alır, Nebî İse Vasıtalı Olarak Alır.

III – İbn Arabi’ye Göre Son Velinin İki Şeyle Son Peygamberden Üstün Olduğunu İfade Etmektedir: Birincisi, Direkt Allah’tan Almasıdır. Son Peygamber İse, Melek Aracılığıyla Allah’tan Alır. İkincisi, Onun Eliyle Dinin Tamamlanmış Olmasıdır.

.

I – Allah’a Andolsun Ki Benim Bayrağım Muhammed (S.Â.V.)’in Bayrağından Daha Büyüktür! Benim Bayrağım Nurdur. Altında Bütün İnsanlar Ve Cinler Ve Peygamberlerden Olanlar Bulunuyor
Dervişlerden biri Bâyezid-i Bestâmî Hazretleri’ne geldi. Biraz sohbetten sonra derviş dedi ki: «Halkın hepsi Muhammed (S.A.V.)’in bayrağı altındadır!» Bu bayrak dünyada Hz. Muhammed’in getirdiği şeriat, ilim ve fazilettir. Âhirette ise mü’minleri altına alacak nurdan bir sancaktır. Bâyezid-i Bestâmî Hazretleri dervişin az-çok arif bir kişi olduğunu bildiği için ona şöyle dedi:
«ALLAH’a andolsun ki benim bayrağım Muhammed (S.Â.V.)’in bayrağından daha büyüktür! Benim Bayrağım nurdur. Altında bütün insanlar ve cinler ve peygamberlerden olanlar bulunuyor.»
Kaynak: Beyazıd Bestami ve İslam tasavvufunun özü – Celal Yıldırım, Demir Kitabevi, İstanbul-1978 (S.262-263)

.

II – İbn Arabi’ye Göre Nebi (s.a.v), Gümüşten Bir Kerpiçtir, Kendisi İse Altından Ve Gümüşten İki Kerpiç. Ve Muhammed (s.a.v)’İn Kerpicinin Zahirî İlim; Kendi İki Kerpicinin Altın Olanının Bâtınî İlim, Gümüş Olanının İse Zahirî İlimdir. Velilik Rütbesi Nübüvvet Rütbesinden Daha Büyüktür. Çünkü Velî Vasıtasız Olarak Alır, Nebî İse Vasıtalı Olarak Alır.
İbn Arabî, Fusûs’unda açıkça şöyle demektedir:
“Velilik peygamberlikten (nubuvvetten) daha büyüktür, hattâ risâletten de daha kâmil (bir makam)dır”.
İşte O’nun (İbn Arabi) sözü:
Nubuvvet makamı bir berzahtadır ki
Rasulun az üstünde, velînin altında…
Ve onun ashabından (onun görüşünü benimseyenlerden) bâzısı bunu te’vîle kalkışarak;
“bu peygamberin veliliği nubuvvetinden üstün demektir”, veya;
“aynı bunun gibi Rasulun veliliği de resûllüğünden üstün demektir” derler.
Veya, onun veliliğini Allah ile beraber olduğu hâl, resûllüğünü ise, yaratıklarla beraber olduğu hâl şeklinde anlatır ki, bu apaçık cehaletten başka bir şey değildir.
Çünkü, Rasûlullah mahlûkat ile konuşurken, risâleti onlara tebliğ ederken velilikten kopmuş değildir. Aksine o bu halde iken de, diğer hallerinde de Allah’ın velîsidir. Çünkü o, Allah’ın dostudur ve hiçbir halinde Allah’ın düşmanı değildir. Risâleti tebliğ ederkenki hâli, namaz kılarkenki, Allah’a duâ ederken O’na seslenirkenki hâlinden aşağı değildir.
Peki ya o ta’zîmkârın şu sözü hakkında bizim zoraki te’vîlci ne diyecek?
O (İbn Arabi), diyor ki:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), gümüşten bir kerpiçtir, kendisi ise altından ve gümüşten iki kerpiç. Ve Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kerpicinin zahirî ilim; kendi iki kerpicinin altın olanının bâtınî ilim, gümüş olanının ise zahirî ilim olduğunu, bu ilimleri aracısız aldığını iddia ediyor ve Fusûs’unda şunu açıkça söylüyor:
Velilik rütbesi nübüvvet rütbesinden daha büyüktür. Çünkü velî vasıtasız olarak alır, nebî ise vasıtalı olarak alır. Böylece kendisini peygamberden daha meziyetli hâle getiren faziletin (yâni veliliğin), hem kendisinde, hem peygamberde bulunan özellik (zahirî ilim makamın) dan daha büyük olduğunu söylemiş oluyor.
Kısacası o, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e hiçbir hususta tabî olmamaktadır.
Çünkü kendi iddiasına göre o, zahirde tabî olduğu Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in talîmatını Allah’tan almaktadır.
Muctehidin içtihadının başka bir müctehide, Rasûl’un sözlerinin başka bir rasule muvafık olması gibi.
Binâenaleyh ne haber yoluyla bilinen hakikatlerde, ne de şer’î hakikatlerde onun Rasul’e uyması, ondan bir şey alması asla söz konusu değildir.
Evet o, peygamberle bir Musa ve İsâ ilişkisine aynı şeriata bağlı iki âlim ilişkisine falan razı değildir. Kabul ettiği kendi şeriatını Allah’tan bâtınen aldığı iddiasındadır. Öyle olunca, onun Allah’tan şeriat alış biçimi, Rasul’un alış biçiminden daha tumturaklı olmaktadır!
Onun, Rasul’den daha seçkin olduğu ve Rasul’un bu bakımdan ona muhtaç olduğu husus ise “altın kerpiç makamıdır”.
İddiası şu:
Kendisi altın kerpici (ilmi)ni, Rasul’e vahyi getiren meleğin aldığı kaynaktan almaktadır.
Şimdi bir bu herifin haline, bir de sonraki bâzı âlimlerin onu ta’zîm edişine bak!
Gazâlî açıkça şunu ifâde etmektedir:
“Velîlik rütbesinin, nubüvvet rütbesinden daha yüce olduğunu kim iddia ederse, onu öldürmek bence yüz kâfiri öldürmekten daha sevimli bir iştir. Çünkü onun dine vereceği zarar daha büyüktür”.
Kaynak: Şeyhu’l İslam İbn Teymiyye; mecmu’ul feteva 4. Cilt Selef İle Muteahhirin’in Yolu
Kaynak: https://www.islam-tr.net/konu/ibni-arabinin-rasulullahi-sollama-zirvasi.9023/

.

III – İbn Arabi’ye Göre Son Velinin İki Şeyle Son Peygamberden Üstün Olduğunu İfade Etmektedir: Birincisi, Direkt Allah’tan Almasıdır. Son Peygamber İse, Melek Aracılığıyla Allah’tan Alır. İkincisi, Onun Eliyle Dinin Tamamlanmış Olmasıdır.
İbn Arabi şöyle diyor:
“Rasûlullah peygamberliği kerpiç bir duvara benzetmiştir. Bir yeri dışında bu duvarın tamamlandığını ve tamamlayıcı kerpcin de kendisi olduğunu bildirmiştir. Rasûlullah bunun ancak bir tek kerpiç olduğunu söylemektedir. Son velinin de bu görüşte olması ve Rasûlullah’ın benzettiği gibi benzetme yapması gerekir. Ancak bu duvarda iki kerpiç yerinin boş olduğunu ve kendisinin bu iki kerpiç yerini doldurduğunu söylemesi lazımdır ki bu eksiklik tamamlanmış olsun. Nitekim zehir surette kendisine uyulan şeyleri gizli olarak Allah’tan aldığı gibi kerpicini. Çünkü işi gerçeği üzere görür. Meleğin peygambere vahiy getirdiği kaynaktan direkt olarak alır.” Yine “Aramızda öyleleri var ki bunu doğrudan doğruya Allah’tan alır ve bu hükümle Allah’ın halifesi olur.”
Son velinin iki şeyle son peygamberden üstün olduğunu ifade etmektedir: Birincisi, direkt Allah’tan almasıdır. Son peygamber ise, melek aracılığıyla Allah’tan alır. İkincisi, onun eliyle dinin tamamlanmış olmasıdır
Kaynak: http://darulkitap.kuranikerimde.com/muhtelif/tasavvufvetarikatlar/tasavuf/Tasavvuf%20ve%20Tarikatlar/Tasavvuf%20ve%20islam/97.htm

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın