O Gavski Bütün Mahlukat, Hayvanlar, Haşarat, Yıldızlar Ve Mahlukları, Bütün Alem Küresinin Hepsi O Veliden İmdat Alırlar. Bu Veli Kainattaki Bütün Mahlukatın Sesini İşitir. Bir Anda Hepsini Anlar, Hepsine De Muhtaç Oldukları İmdadı Verir

I – Bütün Mahlukat, Hayvanlar, Haşarat, Yıldızlar Ve Mahlukları, Bütün Alem Küresinin Hepsi O Veliden İmdat Alırlar. Bu Veli Kainattaki Bütün Mahlukatın Sesini İşitir. Bir Anda Hepsini Anlar, Hepsine De Muhtaç Oldukları İmdadı Verir.

.

I – Bütün Mahlukat, Hayvanlar, Haşarat, Yıldızlar Ve Mahlukları, Bütün Alem Küresinin Hepsi O Veliden İmdat Alırlar. Bu Veli Kainattaki Bütün Mahlukatın Sesini İşitir. Bir Anda Hepsini Anlar, Hepsine De Muhtaç Oldukları İmdadı Verir.
Yine Abdulaziz Debbağ Hz.leri buyurdu ki:
-Kalp gözüyle bakışta 366.000 cüz vardır. Bu cüzlerden birisi zahir görüşünün bakışındadır. Diğer cüzler arif vâris-i peygamber olan arifin zatındadır. Arifler olan zat, bu 360 bin küsur gözü ile sanki bizim bu bir gözümüzle baktığımız gibi bu kadar kuvvetli görür. Bu bakış ancak Gavs’a mahsustur ki, onun altında yeti kutup vardır. Abdülvehhab Şarani Hz.leri zikrediyor ki, bir kerre melekût âleminde Abdülkadir Geylani Hz.leri, Ahmed Hüseyin Rufai Hz.leri, Seyyid ibrahim Dussuki Hz.leri toplanmışlar. Oradan dönüşte ibrahim Dussukî Hz.leri Mısır’da kendi meclisinde bunu anlattı. Hazır olanlar buna itiraz ettiler. O da (Beraber bulunduğum bu iki zat şeha-det ederler, öyle değil mi?) deyince Bağdat’ta bulunan Geylâni ile Rufai Hz.leri hemen orada hazır bulunuyorlar; evet dediği doğrudur. Biz melekût âleminde toplantı yaptık diyorlar ve tekrar” kayboluyorlar. O zaman teslim ediyorlar ki doğrudur.
-A. Debbağ Hz.leri bu hikâyeyi anlatarak buyurdu ki:
-Bu hikâyeyi velîlerin en zayıfı yapar. Ben daha öyle büyük velîler gördüm ki, bütün mahlûkat; hayvanlar, haşerat, yıldızlar ve mahlûkları, bütün bu âlem küresinin hepsi o velîden imdad alırlar. Bu velî kainattaki bütün mahlûkatın seslerini işitir. Bir anda da hepsini anlar. Hepsine de muhtaç oldukları imdadı verir. Sonra Cenab-ı Hak o velîye rahmet eder, bir de bakar ki, kendinden bütün mahlûkata dağılan imdad kendinden değil de Resulullah Efendimiz’den geliyormuş! Onu görür. Bunu müteakiben de görür ki, Resulullah Efendimiz’e gelen imdad da Cenab-ı Hak’tan geliyor. Bunu anlayınca o büyük velî nefsini sanki bir kurbağacık görür.
(Ibni Mübarek diyor diyor ki) îşte bu sıfat şeyhimin (k.s.) sıfatıdır. Zamanın Gavs’idir. Yedi kutup A. Debbağ Hz.lerinin altındadır. Bir kerre yalnızken bana söyledi: Yedi kat gökleri, yedi kat yerleri, arşı bu vücudumun ortasında görüyorum. Arşın üstündeki 70 hicabı ve her bir hicabda 70 bin âlem, her iki hicab arabında da 70 bin âlemin üstünde de âlemi bek’a vardır. Bütün bu muazzam âlemlerdeki mahlûkat hepsi şeyhimin fikrinde bir yeri işgal etmez. Nerede kaldı ki, azalarını teşkil etsin! Allah ona rahmet etsin. Allahü Teâlâ bu velîlerin rızasını bize de rızıklandırsın, bizi de onların zümresinden kilsin. Âmin. Yâ Rabbel Âlemin.
Abdülaziz Debbağ Hz.lerine sordum:
-Resulullah Efendimiz’in mevrusu olan 124 bin zatvardır ki, böyle olunca Gavs hakkında ne olacağını anlatır mısınız? dedim.
Şeyh Hz.leri buyurdu ki:
-Resulullah (s.a.s.) efendimiz’in takat getirdiğine hiçbir kimse, Gavs dahi dayanamaz. Gavs’liğin Resulullah Efendimiz’in vârisi olmasının mânâsı, Resulullah Efendimizde ne fazl-ı kemal var ise aynen ona intikâl etmiştir, demek değildir. Yani Resulullah Efendimiz’den aldığı imdada kadar, kimse Gavs kadar, onun gibi imdada alamaz demektir. Vallahü âlem.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.484-486)