I – Seyhinin Emrettigi Bir Seyi Durmadan, Dinlenmeden, İhmal Etmeden, Te’vile Yeltenmeden Derhal Yapmali Ve O İsi Yapmadıkça Oturmamalıdır
II – Mürîde Lâzım Olan Şartlardan Biri De: Şeyhin Emrettiği Şeyleri Tevîl Etmiyerek Ve Geciktirmeyerek Yapmalıdır, Zîrâ, Tevîl Ve Gecikdirme Büyük Kesintiye Sebeb Olabilir.
III – Şeyhi Kendisine Bir İş Verdiğinde Müridin O İşi Duraksamadan Ve O İşten Hiç Bir Şeyin Kendisini Döndürmemesi Mürit Olmanın Şartıdır. Şeyhin Görev Verdiği Sofi ”Namazımı Kılana Kadar Sabret” Derse Bu Mürit Bizim Nezdimizde Tembeldir, Acizdir Ve Müşriktir.
IV – Şeyh Müride Bir Sey Telkin Ediğinde Devamlı Onunla Mesgul Olmalı Ve Kalbine Hayır Şer Bir Şey Getirmemelidir. Şeyhe Bir Kimse Bir Mes’eleden Suâl Ettiğinde, Mürîd, Şeyhin Huzurunda Cevaba Girişmekden Kaçınmalıdır. Bir De, Şeyhin Meclisinde Sesini Kısarak Konuşmalıdır. Zîrâ Ekâbir İndinde Yüksek Sesle konuşmak sû-i Edebdir
.
I – Seyhinin Emrettigi Bir Seyi Durmadan, Dinlenmeden, İhmal Etmeden, Te’vile Yeltenmeden Derhal Yapmali Ve O İsi Yapmadıkça Oturmamalıdır
Her müridin üzerine vacib olan ve muhakkak riâyet etmesi gereken âdâba gelince, bunlari sâdât-i kiram hazarâtinin cumhûrunun ittifakiyla üzerinde durduklari sekilde ve özet olarak beyan edecegiz. Bunlar onbes kadardir:
1-Mürid, matlub ve maksuduna ancak kendi seyhinin irsad ve yol göstermesiyle vâsil olacagina inanmalidir. Eger gönlü baska seyhlerde geziyorsa ve kendi seyhine gerektigi sekilde baglanmamissa feyz alamaz.
13 – Seyhinden gayri herkesden gözlerini çekip bütün varligiyla ve kalbiyle seyhine yönelmeli, onun sözlerinde, hareketlerinde, sifatlarinda ve zâtinda fâni olmaga âzâmi gayret göstermelidir. Çünkü fenâ fillah’in, yani Allah’da fâni olmanin baslangici fenâ fisseyh’dir. Yani seyhde fâni olmaktir.
15-Seyhinin emrettigi bir seyi durmadan, dinlenmeden, ihmal etmeden, te’vile yeltenmeden derhal yapmali ve o isi yapmadikça oturmamalidir.
Kaynak: http://www.gonullersultani.net/tasavvufi-eserler/adab/422-mueridin-bilmesi-gereken-hususlar.html
.
II – Mürîde Lâzım Olan Şartlardan Biri De: Şeyhin Emrettiği Şeyleri Tevîl Etmiyerek Ve Geciktirmeyerek Yapmalıdır, Zîrâ, Tevîl Ve Gecikdirme Büyük Kesintiye Sebeb Olabilir.
Mürîde lâzım olan şartlardan biri de: Şeyhin emrettiği şeyleri tevîl etmiyerek ve geciktirmeyerek yapmalıdır, Zîrâ, tevîl ve gecikdirme büyük kesintiye sebeb olabilir.
Şartlardan biri de: Şeyhin telkîn ettiği zikri, teveccüh ve murakabe ile amel edip, terk ettirdiği evradı bırakması iktizâ eder. Zîrâ, ferâset-i şeyh Cenâb-ı Hak’kın nûrundandır.
Çevirisi: Müride lazım olan şartlardan biri de şeyhin ermediği şeyleri tevil etmeyerek ve geciktirmeyerek yapmasıdır. Zira tevil ve geciktirme büyük kesintiye sebebdir.
Kaynak: Mehmed Zahid kotku. Tasavvufi Ahlak.Cilt.2 Syf.246..Seha yayınları
Online: http://www.vesiletunnecat.com/vesiletun/arsiv-kitap-oku/kulliyatlar/mzkotku/tasavvufiAhlak/Cilt2.htm
.
III – Şeyhi Kendisine Bir İş Verdiğinde Müridin O İşi Duraksamadan Ve O İşten Hiç Bir Şeyin Kendisini Döndürmemesi Mürit Olmanın Şartıdır. Şeyhin Görev Verdiği Sofi ”Namazımı Kılana Kadar Sabret” Derse Bu Mürit Bizim Nezdimizde Tembeldir, Acizdir Ve Müşriktir.
Şeyhi kendisine bir iş verdiğinde müridin o işi duraksamadan ve o işten hiç bir şeyin kendisini döndürmemesi mürit olmanın şartıdır. Hatta şeyhin birisi müritlerinden birine ”eğer şeyhin sana bir iş verirse sen de o iş için giderken yolda içinde namaza durulmakta olan bir mescide rastlarsan ne yaparsın?” diye sordu. Müritte ”şeyhin işini yerine getirmek için yola devam ederim ve onun yanına dönene kadar namazı kılmam” dedi. Bunun üzerine şeyh ona ”Aferin” dedi.
Aynı şekilde kendisine ”şunu yüklen filana veya çarşıya götür yada şunu satın al” denilince ”tek çıkış olsun (tek seferde gideyim) başka ihtiyaç var mı bir bakayım” derse veya ”namaza veya şu işe çıktığım zamana veya yolumun üstündeki şu işimi yapana kadar sabret” derse bu mürit bizim nezdimizde tembeldir, acizdir ve müşriktir.
Kaynak: İbni Arabi: hakikat yolcusuna kılavuz, sayfa 34
.
IV – Şeyh Müride Bir Sey Telkin Ediğinde Devamlı Onunla Mesgul Olmalı Ve Kalbine Hayır Şer Bir Şey Getirmemelidir. Şeyhe Bir Kimse Bir Mes’eleden Suâl Ettiğinde, Mürîd, Şeyhin Huzurunda Cevaba Girişmekden Kaçınmalıdır. Bir De, Şeyhin Meclisinde Sesini Kısarak Konuşmalıdır. Zîrâ Ekâbir İndinde Yüksek Sesle konuşmak sû-i Edebdir
Bir de mürîdin, mükâşefât ve rü’yâ vakıalarının ta’bîrine muttali’ olmaması evlâdır. Eğer ıttıla’ı zahir olursa rü’yâsını şeyhine arz ile talebsiz cevabına intizâr etmelidir. Şeyhe bir kimse bir mes’eleden suâl ettiğinde, mürîd, şeyhin huzurunda cevaba girişmekden kaçınmalıdır. Bir de, şeyhin meclisinde sesini kısarak konuşmalıdır. Zîrâ ekâbir indinde yüksek sesle konuşmak sû-i edebdir. Şeyh ile beraber olduğu zaman, sözünde ve fiilinde laubali olmamalı ki, bu inbisât mürîdin kalbinden şeyhin ihtişamını izâle eder. Füyûzattan mahrum olur. Bir de, ketmi vâcib olan şeyin esrarını muhafaza etmekdir. Lâkin Cenâb-ı Hak’kın ihsan ettiği küşûfât ve hallerden hiç birini şeyhinden gizlememelidir. Bir de nâsın yanında şeyhin sözlerinden nakl etmemeli, ancak halkın anlayabileceği ve akıllarının erebileceği kadar söylemelidir.
Bir de şeyh mürîdi kabul etdikde, seve seve ve rağbetle hizmet etmeli ki, o mürîd için şeyhin indinde kabûl-ü tam husule gelsin. Şeyh, mürîde bir şey telkin ettiğinde, devamlı olarak onunla meşgul olmalı ve kalbine hayır ve şer havâtır getirmemelidir.
Çevirisi: Şeyh müride bir sey telkin ediğinde devamlı onunla mesgul olmalı ve kalbine hayır şer bir şey getirmemelidir.
Kaynak: Mehmed Zahid kotku. Tasavvufi Ahlak.Cilt.2 Syf.248..Seha yayınları
Online: http://www.vesiletunnecat.com/vesiletun/arsiv-kitap-oku/kulliyatlar/mzkotku/tasavvufiAhlak/Cilt2.htm