I – Endülüsün’ün Batısındaki İşbiliye Civarında Bulunan Bu Hayvanın Üst Kısmı Yenildiğinde Bunu Yiyene Bilhassa İlm’i Nücûm (Astronomi) Verilir; Ortası Yenilince (İnsana), İlm-i Nebât (Botanik) Verilir; Arkası İle Kuyruk Kısmı Da Yenilince, (Ona Da) Arz’daki Kayıp (Yani Gizlenmiş) Suların Bilgisi (=Hidroloji) Verilir Ki O, İçinde Su Bulunmayan Bir Araziye Gittiğinde, Kaç Kulaç Derinlikte Su Bulunduğunu Bilir
II – Bu Hayvan, Irak İle Mekke Arasındaki (bir) Arâzide Bulunur. Fakat Binicilerin Yolundan Dışarıda (Kalan) Büyük Bir İn İçindedir. Bu Hayvanın Şekli, Arapça Konuşan Bir Kadının Şekli (Gibi)Dir.
.
I – Endülüsün’ün Batısındaki İşbiliye Civarında Bulunan Bu Hayvanın Üst Kısmı Yenildiğinde Bunu Yiyene Bilhassa İlm’i Nücûm (Astronomi) Verilir; Ortası Yenilince (İnsana), İlm-i Nebât (Botanik) Verilir; Arkası İle Kuyruk Kısmı Da Yenilince, (Ona Da) Arz’daki Kayıp (Yani Gizlenmiş) Suların Bilgisi (=Hidroloji) Verilir Ki O, İçinde Su Bulunmayan Bir Araziye Gittiğinde, Kaç Kulaç Derinlikte Su Bulunduğunu Bilir
… Bu hayvanın üst kısmı yenildiğinde bunu yiyene bilhassa İlm’i nücûm (astronomi) verilir; ortası yenilince (insana), ilm-i nebât (0botanik) verilir; arkası ile kuyruk kısmı da yenilince, (ona da) arz’daki kayıp (yani gizlenmiş) suların bilgisi (=hidroloji) verilir ki o, içinde su bulunmayan bir araziye gittiğinde, kaç kulaç derinlikte su bulunduğunu bilir.
Bu hayvan canlıdır : ne büyük ne de küçüktür. Ancak Endülüsün’ün batısındaki işbiliye civarında bulunur.
Bir gün Emir’ül – müminin’in kâtibi arkadaşımız Abdullah ibn Abdûn orada bulunmuş ve onun başını ve kuyruğunu bir vuruşta, bıçakla ikiye kesmiş, üç parçaya taksim etmiş. Kendileri de üç kardeş idi. Böylece Abdullâh (İbn Abdûn) onun üst (kısmı)nı yemiş ve yıldızlara hükm etmek ilminde, kitap okumaksızın veyâ bir önder ona öğretmeksizin âyet (delil, büyük âlim) olmuştu. Kardeşi Abdülmecid (ibn Abdûn) ise, onun orta’sını (gövdesini) yemiş ve bitkiler (nebâtât) ilmi ile onun husûsiyetleri ve terkiplerinde kitap okumaksızın yâhut çalışmaksızın bir âyet (büyük âlim) olmuştu. Bunu bana, onun dindar (hanifi) oğlu, Konya’da haber verdi.
Üçüncü kardeş ise, kuyruk bölümü olan son parçayı yemiş ve toprağın içinden suları çıkarmakta, âyet (= büyük bilgin) olmuştu…
Kaynak: El – Futûhât El – Mekkiyye, Muhyiddin İbn’ül Arabi, çeviri. Prof Dr. Nihat Keklik, Kültür Bakanlığı Yayınları – 1990 sayfa 139-140
Kaynak: https://kiziroglu.wordpress.com/2007/06/09/m-arabinin-vahdeti-vucud-iddialari/
.
II – Bu Hayvan, Irak İle Mekke Arasındaki (bir) Arâzide Bulunur. Fakat Binicilerin Yolundan Dışarıda (Kalan) Büyük Bir İn İçindedir. Bu Hayvanın Şekli, Arapça Konuşan Bir Kadının Şekli (Gibi)Dir.
Bu hayvan, Irak ile Mekke arasındaki (bir) arâzide bulunur. Fakat binicilerin yolundan dışarıda (kalan) büyük bir in içindedir. Bu hayvanın şekli, Arapça konuşan bir kadının şekli (gibi)dir.
Kaynak: El – Futûhât El – Mekkiyye, Muhyiddin İbn’ül Arabi, çeviri. Prof Dr. Nihat Keklik, Kültür Bakanlığı Yayınları – 1990 sayfa 140-141
Kaynak: https://kiziroglu.wordpress.com/2007/06/09/m-arabinin-vahdeti-vucud-iddialari/