I – Bu Birinci Derece Keşfe Nail Olan 7 Kat Yerleri Gökleri Ve Orada Olanları Da Görür. Allah’ın Mahlûkatınım Evlerinde Oturduklarını Da Görürler. Bunlara Bir Perde Ve Duvar Mani Olamaz. Keza Gelecekteki İşleri De Görürler. Bu Fetihte Ehli Zulmet İle Ehli Nur Müsavidir.
II – ..Bana Bir Uyuklama Hasıl Oldu. Ölümüne Kadar Başıma Neler Gelecekse Hepsini O Halde İken Gördüm. Öyle ki,Hangi Şeyhlere Mülaki Olacağım, Kimlerden Feyz Alacağım,Hangi Kadınla Evleneceğim, Ne Kadar Sonra İlk Evladımı, Keşfimin Açıldığını Velhasıl Hepsini Bütün Ömrümü Gördüm. Halbuki Ben Yatmış Uyumuş Değildim
III – Said Nursi Hazretlerinin Vefat Edeceği Tarihi Ve Mezarının Gizli Kalacağını Önceden Bilmesi: Bediüzzaman Öleceği Tarihi, Ölümünden Bir Süre Sonra Kendi Mezarının Yıkılacağını Ve Ayrıca Bu Olayın 1921 Yılında Gerçekleşeceğini “Eddai” İsimli Şiirinde Detaylı Olarak Bildirmiştir
IV – Üstad’ın Kendi Vefat Yaşını 26 Yıl Öncesinden Bilmesi: Üstad Hem Seksenaltı Yaşına Kadar Yaşayacağını Hem De Kur’an Namına Hizmet Edeceğini Vefatından 26 Sene Önce Haber Vermektedir
.
(Ayet) Hiçbir kimse yarın başına ne geleceğini sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez. Yine hiçbir kimse yeryüzünün hangi parçasında ve nasıl öleceğini de, asla bilemez.
LOKMAN Suresi 34. ayet
Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir. Yağmuru nereye, nasıl ve ne kadar yağdıracağını da yine O bilir. Rahimlerde olanın iyi, kötü, ölü, diri, müslüman, kâfir vs. nasıl olacağını da yine O bilir. Hiçbir kimse yarın başına ne geleceğini sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez. Yine hiçbir kimse yeryüzünün hangi parçasında ve nasıl öleceğini de, asla bilemez. Herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan, yalnızca Allah’tır.
.
I – Bu Birinci Derece Keşfe Nail Olan 7 Kat Yerleri Gökleri Ve Orada Olanları Da Görür. Allah’ın Mahlûkatınım Evlerinde Oturduklarını Da Görürler. Bunlara Bir Perde Ve Duvar Mani Olamaz. Keza Gelecekteki İşleri De Görürler. Bu Fetihte Ehli Zulmet İle Ehli Nur Müsavidir.
Sabaha çıkan bir kimse baktı ki, yağmur yağmış “Eh Allah fazlı rahmetiyle bize rahmet göndermiş” diyen mü’mindir. Fakat bunu yıldızdan, burçtan bilen ise kâfirdir. Yıldızlara inanıyor demektir.
Ehli Hakk’a gelince: Onların 2 derece’ fethi vardır. Birinci derecedeki fetihleri, onlarda ehli zulmetin anladığı gibi birinci derecedeki yer ve gökleri, ehli zulmetin gördüklerini görürler. Bu birinci derece keşfe nail olan 7 kat yerleri gökleri ve orada olanları da görür. Allah’ın mahlûkatınım evlerinde oturduklarını da görürler. Bunlara bir perde ve duvar mani olamaz. Keza gelecekteki işleri de görürler. Bu fetihte ehli zulmet ile ehli nur müsavidir. Bunun için (Keşif, velayet derecelerinin en zayıfıdır) denilir. Bu birinci derecede keşfe nail olan velî, ta ki, bunu atlatıp ikinci fethe gelince, ehli zulmetin perdelendiği hakikatler buna açılır. O zaman Arifi billah olan velîleri görür, onlarla konuşur. Keza mü’milerin ruhlarını kabirlerin üs¬tünde görür. Kiramen katibin ve sair melekleri görür. Berzahı, oradaki mevtaların ruhlarını, Resulullah Efendimizin kabrini ve oradan Berzaha yükselen muazzam nur sütununu görür. Böyle uyanıkken Resulullah Efendimizin zatı şerifini de görürse artık ona şeytanın oyuncağı olmak tehlikesi kalmaz. Çünkü Allah’ın rahmetiyle içtima etmiştir. Resullullah Efendimizle böyle teşerrüf etmek Cenab-ı Hakk’ın marifetine sebeptir. Cenab-ı Hakk’ın zatı ezelesi ni müşahede nasip olur. Aradan Resulullah Efendimiz çıktı mı, Cenab-ı Hakk’a kavuşur. Onun için vasıtadır. İşte bu ikinci fetih, ehli. Hak ile ehli batıl arasındaki farktır. Nuranî keşif ile zulmani keşfi ayıran budur. Cenab-ı Hak nuru yarattı. Nurdan melekleri yarattı. Melekleri de ehli nura yardımcı kıldı. Cenab-ı Hak zulmeti yarattı. Zulmetten de şeytanı yarattı. Şeytanları da ehli batıla yardımcı etti. Onun hüsranını artırarak istidraç ile yardımcı etti.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.548-549)
.
II – ..Bana Bir Uyuklama Hasıl Oldu. Ölümüne Kadar Başıma Neler Gelecekse Hepsini O Halde İken Gördüm. Öyle ki,Hangi Şeyhlere Mülaki Olacağım, Kimlerden Feyz Alacağım,Hangi Kadınla Evleneceğim, Ne Kadar Sonra İlk Evladımı, Keşfimin Açıldığını Velhasıl Hepsini Bütün Ömrümü Gördüm. Halbuki Ben Yatmış Uyumuş Değildim
Hz Debbağ’ın Ölene Kadar Başına Geleceklerin Hepsini Görmesi
Yine A. Debbağ Hz.leri buyurdu ki:
–Annem öldükten 11 sene sonra çok garip bir hadise ile karşılaştım. Annemin vefatından sonra babam başka bir kadın ile evlemiş ve o kadına bir de cariye tutulmuştu. O cariye ödü. Ben bundan üzüldüm, halim değişti. Bana bir uyuklama hasıl oldu. Ölümüne kadar başıma neler gelecekse hepsini o halde iken gördüm. Öyle ki,hangi şeyhlere mülaki olacağım, kimlerden feyz alacağım,hangi kadınla evleneceğim, ne kadar sonra ilk evladım.Ömer doğacak, sonra evladım İdris’in doğumunu, onun
da akika kurbanını kestiğimi, sonra kızım Fatıma’nın doğumunu, sonra keşfimin açıldığını velhasıl hepsini bütün ömrümü gördüm. Halbuki ben yatmış uyumuş değildim.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst. (S.514-515)
.
III – Said Nursi Hazretlerinin Vefat Edeceği Tarihi Ve Mezarının Gizli Kalacağını Önceden Bilmesi: Bediüzzaman Öleceği Tarihi, Ölümünden Bir Süre Sonra Kendi Mezarının Yıkılacağını Ve Ayrıca Bu Olayın 1921 Yılında Gerçekleşeceğini “Eddai” İsimli Şiirinde Detaylı Olarak Bildirmiştir
Bediüzzaman öleceği tarihi, ölümünden bir süre sonra kendi mezarının yıkılacağını ve ayrıca bu olayın 1921 yılında gerçekleşeceğini “Eddai” isimli şiirinde detaylı olarak bildirmiştir. (Sözler, s.635)
EDDÂİ
(Şiirin adı olan Eddai kelimesinin ebcedi : 86’dır. Üstad da 86 yaşında vefat etmiştir.)
Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Said’den yetmiş dokuz emvat (ölüler) bâ-âsam (günahlar ile) âlâma (elemler). Hicri 1379’da vefat ediyor)
Sekseninci olmuştur, mezara bir mezar taş. (Hicri 1380’de mezarı yıkılıyor)
Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâm’a. (sıkıntı çeken İslama)
Mezar taşımla pür-emvat (ceset dolu) enindar (inleyen) o mezârımla
Revânım sâha-i ukba-yı ferdâma. (yürüyorum gelecek olan ahiret hayatıma)
Yakinim var ki (kesinlikle eminim ki): İstikbal semâvatı zemin-i Asya (Asya Kıtası, geleceğin aydınlığı)
Bâhem (beraber) olur teslim, yed-i beyza-yı İslâm’a. (İslam’ın aydınlık ve dost eline birlikte teslim olur,)
Zira yemin-i yümn-i imandır (çünkü İmandan gelen kuvvet ve bereket)
Verir emn-ü eman ile enâma (İnsanlara güven ve huzur verir)…
Said Nursi, bu şiirinde işaret ettiği gibi, yetmiş dokuz yılı Hicri 1379 yılıdır. Üstad bu tarihte vefat etmiştir. Yine şiirinde “Sekseninci olmuştur” ifadesiyle belirttiği gibi ölümünden bir süre sonra, yani Hicri 1380 yılında mezarı yıkılmış ve mübarek bedeni başka bir yere nakledilmiştir.
Üstad Eddai’yi 1918-1920 yılları arasında yazmış yani vefatından yaklaşık 40 sene öncesinden vefat vaktini bildirmiştir.
Rüyada bir hitabe
Meâli ve hatırda kalan elfazı aynendir.
1335 senesi Eylül’ünde, dehrin hadisatının verdiği yeisle, şiddetle muztarip idim. Şu kesif zulmet içinde bir nur arıyordum. Mânen rüya olan yakazada bulamadım. Hakikaten yakaza olan rüya-yı sâdıkada bir ziya gördüm. Tafsilâtı terk ile, yalnız bana söylettirilmiş noktaları kaydedeceğim. Şöyle ki:
Bir Cuma gecesinde nevm ile âlem-i misale girdim. Biri geldi, dedi:
“Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem seni istiyor.”
Gittim, gördüm ki, münevver, emsalini dünyada görmediğim, Selef-i Salihînden ve a’sârın meb’uslarından her asrın meb’usları içinde bulunur bir meclis gördüm. Hicap edip kapıda durdum. Onlardan bir zat dedi ki:
”Ey felâket, helâket asrının adamı, senin de reyin var. Fikrini beyan et.” -Ayakta durup dedim: -“Sorun, cevap vereyim.”
Biri dedi: “Bu mağlûbiyetin neticesi ne olacak; galibiyette ne olurdu?” -Dedim: “Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazan saadette felâket olduğu gibi, felâketten dahi saadet çıkar. Eskiden beri i’lâ-yı kelimetullah ve beka-yı istiklâliyet-i İslâm için, farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini yekvücut olan âlem-i İslâma fedaya vazifedar ve hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felâketi, âlem-i İslâmın saadet-i müstakbelesiyle telâfi edilecektir. Zira, şu musibet, maye-i hayatımız ve âb-ı hayatımız olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişaf ve ihtizazını hârikulâde tacil etti. Biz incinirken âlem-i İslâm ağlıyor. Avrupa ziyade incitse, bağıracaktır. Şayet ölsek, yirmi öleceğiz, üç yüz dirileceğiz. Harikalar asrındayız…” (Sünuhat, ss. 55-57)
Kaynak: http://m.harunyahya.org/tr/works/25348/Hz-Mehdi-(as)-Hakkinda-Bilgiler/chapter/8012/Bediuzzaman-Said-Nursi-Hazretlerinin-bazi-kerametleri
.
IV – Üstad’ın Kendi Vefat Yaşını 26 Yıl Öncesinden Bilmesi: Üstad Hem Seksenaltı Yaşına Kadar Yaşayacağını Hem De Kur’an Namına Hizmet Edeceğini Vefatından 26 Sene Önce Haber Vermektedir
Üstad’ın Kendi Vefat Yaşını 26 Yıl Öncesinden Bilmesi
Barla Lahikasında sayfa 186’da talebesi Hafi Ali ağabeyin bir mektubunda,
(… öyle de 14. asrın hadim-i Kur’anı da dokuz yaşından altmış yaşına kadar bila-istisna doğrudan doğruya Kur’an namına hizmet …) ifadesi geçmektedir. Ve bu mektup yazıldığında Üstad Hazretleri 60 yaşındadır. Ve o tarihte aynı mektubun “altmış” ifadesinin üzerine Üstad Hazretleri kendi el yazısıyla “seksenaltı” ifadesini eklemiştir. Yani hem SEKSENALTI yaşına kadar yaşayacağını hem de Kur’an namına hizmet edeceğini vefatından 26 sene önce haber vermektedir.
Kaynak: http://m.harunyahya.org/tr/works/25348/Hz-Mehdi-(as)-Hakkinda-Bilgiler/chapter/8012/Bediuzzaman-Said-Nursi-Hazretlerinin-bazi-kerametleri