I – Hızır (As) Bu Kelimeleri Ona Verirken, Allah Resulü’nüri (Sav), Bunların Faziletinden Bahsettiğini Ve Anlatılamayacak Kadar Yüce Bir ‘Özelliğe Sahip Olduklarını Söylemiş, Bunlara Devam Edenin, Allah Tarafından Cennetle Müjdelenmiş Kulları Olduğunu İlave Etmişti
II – Resul-i Ekrem: Beni Hak Peygamber Olarak Gönderen Allaha Yemîn Ederim Ki, Bunları Okuyan Kimse Böyle Bir Rüya İster Görsün İster Görmesin, Allah Ona Bu Mükâfatları Verir. Bütün Günâhlarım Bağışlar. Gadab Ve Kin Hastalıklarını Ondan Kaldırır. Günâh Meleklerine Bir Sene Kadar Günâhlarını Yazmamalarını Emreder. Beni Hak Peygamber Gönderen Allaha Yemîn Ederim Ki, Bunlan Ancak Saîd Olanlar Yapar, Şâkî Olanlar Terkeder
III – Yüz Kere Bu Teşbihi Okuyan Kimse, Cennetteki Yerini Görmeden Ölmez
.
I – Hızır (As) Bu Kelimeleri Ona Verirken, Allah Resulü’nüri (Sav), Bunların Faziletinden Bahsettiğini Ve Anlatılamayacak Kadar Yüce Bir ‘Özelliğe Sahip Olduklarını Söylemiş, Bunlara Devam Edenin, Allah Tarafından Cennetle Müjdelenmiş Kulları Olduğunu İlave Etmişti
Eğer Hızır’ın (as) İbrahim et-Temimi’ye hediye ettiği ve ona kuşluk vakti ve akşam vakti söylemesini tavsiye ettiği 10 adet yedişerdi zikri söylerse, o zaman üzerindeki lütf-u ilahi kemal bulmuş olur. Hızır (as) bu kelimeleri ona verirken, Allah Resulü’nüri (sav), bunların faziletinden bahsettiğini ve anlatılamayacak kadar yüce bir ‘özelliğe sahip olduklarını söylemiş, bunlara devam edenin, Allah tarafından cennetle müjdelenmiş kulları olduğunu ilave etmiştir.
Konuyu uzatmamak için bunların faziletlerini tafsilatıyla anlatmamayı uygun gördük. Kul, bu kelimeleri devamlı olarak söylerse üzerindeki lütf-u ilahi kemal bulmuş olur. Bunları sürekli olarak zikretmek, dağınık olarak verdiğimiz bütün duaların sevablarını onun için bir araya getirir.
Bunu Sa’id b.Sa’id, Ebi Tıyba’dan, o Kurz b. Vebere’den nvayet ederek şöyle demiştir: Abdaldan biri şöyle demişti: Şam’dan bir kardeşimiz geldi ve bana bir hediye vererek şöyle dedi: Ey Kurz, hediyemi kabul et. O, gerçekten de çok güzel bir hediyedir. Değerini bil!
Ben de şöyle dedim: Ey kardeşim, bu hediyeyi sana kim hediye etti? Dedi ki: Bunu bana İbrahim et-Temimi hediye etti. O zaman şöyle dedim: Peki, İbrahim’e, bunu kimin verdiğini sormadın mı?
Dedi ki: Tabii ki sordum. Bana şu cevabı verdi: Kabe’nin avlusun¬da oturuyordum. Sürekli tekbir, hamd ve tesbihde bulunuyordum. Yanıma bir adam geldi ve bana selam vererek sağ tarafıma oturdu. Kendi zamanımda ondan daha güzel yüzlü, daha güzel elbiseli, daha beyaz ve daha güzel kokulu birini görmemiştim. Ona şöyle dedim: Ey Allah’ın kulu, sen kimsin ve nereden geldin?
Bana dedi ki: Ben Hızır’ım. Bunun üzerine ona: Peki ne için bana geldin? diye sordum. Dedi ki: Sana selam vermek ve sana Allah için duyduğum sevgiden dolayı geldim. Hem yanımda sana hediye etmek istediğim bir hediye var. Dedim ki: Nedir o? Dedi ki: Güneş doğup ışıklarını yeryüzüne yaymadan ve batmadan önce şunları yedişer kez okutmandır: Yedi kez Fatiha suresi; Yedi kez Nas suresi; Yedi kez Felak suresi; Yedi kez İhlas suresi; Yedi kez Kafirun suresi; Yedi kez Ayete’l-Kürsi; Yedi kez Sübhanallah velhamdülillah vela ilahe illallah vallahü Ekber demen; Yedi kez Allah Resulü’ne (sav) salat etmen; Yedi kez kendi nefsin, anne-baban, çocukların, hanımın, yaşayan ve ölmüş bütün müminler için istiğfarda bulunman; Yedi kez şöyle dua etmen:
“Allahım! Benim ve onlar için er veya geç, din, dünya ve ahiret için Sana layık olanı yap! Ey Mevlamız, bize layık olmadığımız şeyleri yapma! Muhakkak ki Sen, Çok bağışlayıcı, Halim, Cömert, Kerim, Şefkatli ve Merhametli olansın”.
Sakın kuşluk ve akşam vakitlerinde bu duaları etmemezlik yapma. Ona dedim ki: Sana bu hediyeyi kimin verdiğini öğrenmeyi çok isterim. O zaman şöyle dedi: Onu bana Muhammed (sav) verdi. Dedim ki: Peki bunun sevabı nedir? Dedi ki: Muhammed (sav) ile karşılaştığında, sevabını ona sor, O sana bildirecek.
Kaynak: Kûtü’l-Kulûb (4 Cilt), Ebû Tâlib El-Mekkî, İz Yayıncılık (S.30-32)
.
II – Resul-i Ekrem: Beni Hak Peygamber Olarak Gönderen Allaha Yemîn Ederim Ki, Bunları Okuyan Kimse Böyle Bir Rüya İster Görsün İster Görmesin, Allah Ona Bu Mükâfatları Verir. Bütün Günâhlarım Bağışlar. Gadab Ve Kin Hastalıklarını Ondan Kaldırır. Günâh Meleklerine Bir Sene Kadar Günâhlarını Yazmamalarını Emreder. Beni Hak Peygamber Gönderen Allaha Yemîn Ederim Ki, Bunlan Ancak Saîd Olanlar Yapar, Şâkî Olanlar Terkeder
Hızır aleyhisselam’ın, İbrahim Teymi’ye öğrettiği ve âkşam sabah okunmasını tavsiye ettiği «Müsebbiat-i asere» yi okursa bütün bu duaların faziletlerini bir araya toplamış olur. Kerz b. Vebere’den -Allah rahmet etsin- (1074) diyor ki:
Şam’da bulunan bir kardeşliğim beni ziyarete gelerek, getirmiş (olduğu hediyeyi kabul etmemi benden rica etmişti. Ben de kendisine:
– Bu hediyeyi sana kim verdi? Diye sordum. O da:
– İbrahim Teymî verdi, dedi. Ben:
– Bunu sana kim verdi diye sormadın mı? Dedim. Kerz:
– Evet sordum ve o da bana şöyle dedi: Bir gün Kabe’nin bir köşesinde zikir ve teşbih ile meşgul iken bir zât yanıma gelerek bana selâm verdi ve sağ tarafıma oturdu. Ömrümde böyle güzel yüzlü, temiz giyinmiş, beyaz tenli ve güzel kokulu bir inşân görmemiştim. Kendisinden, kim olduğunu ve nereden geldiğini sorduğumda, Hızır olduğunu söyledi. Bunun üzerine yanıma niçin geldiğini sorduğumda, beni Allah için sevdiğini ve selâm vermek için bana verilmek üzere bir hediyesi olduğunu söyledi. Hediyenin ne olduğunu kendisinden
sorduğumda, şöyle dedi:
– Her sabah güneş doğup yeryüzüne yayılmadan ve akşam güneş batmadan önce, Fatiha, Muavvezeteyn, İhlâs, Kâfirûn sûreleri ile Âyetü’l – Kürsî’yi yedişer kere oku, sonra yedi kere :
de ve Resûl-i Ekrem üzerine yedi salâvat getir. Yedi kere de kendin, ebeveynin ve bütün mü’minler için Allah’tan mağfiret dile, sonunda da yine yedi kere «Allahım! Bana, anne ve babama ve bütün mü’minlere peşin, veresiye, dünya ve âhirette Senin lûtfuna lâyık şekilde muamele et. Bize, bizim lâyık olduğumuz muameleyi yapma. Sen bağışlayıcısın, cömertsin, ilim sahibisin, kerîm, raûf ve rahimsin.» de. îşte akşam sabah, bunlara devam et, dedi.
Ben merak ettim ve;
– Bu hediyeyi kimden aldığını öğrenmek isterim, dedim. O:
– Hazret-i Muhammed aleyhisselâm’dan aldım, dedi. Ben:
– Bunları okuyanın sevabı nedir? Dedim. O:
– Hz. Muhammed’i (S.A.V.) gördüğün zaman sevabını ondan sor, dedi.
İbrahim Teymî bunun devamını şöyle anlatıyor: Bir gün rüyasında melekler kendisini alıp Cennet’e götürdüler. Oradaki nimetleri gördü ve gördüğü şeyleri anlattı. Sonra diyor ki: Bu büyük nimetlerin kimlere ait olduğunu meleklerden sordum. Onlar da: «Senin amelin gibi amel edenlere aittir.» dediler. Meyvelerinden yedirip, şerbetlerinden içirdiklerini anlattı. Sonra devamla diyor ki: Resûl-i Ekrem, yanında şarkı garbı dolduracak genişlikte yetmiş saf melâike ve yetmiş Peygamber olduğu hâlde yanımıza gelerek bana selâm verdi ve elimden tuttu. Ben:
– Ya Resulallah! Hızır bana bunları öğretti ve sizden duyduğunu söyledi, ne buyurursunuz, dedim, Resûl-i Ekrem Efendimiz: — Hızır, doğru söyledi, onun söyledikleri hakikattir. O, yeryüzünün en âlimi ve ebdallerinden birisi olup, yeryüzünde Allahu Teâla’nın askerlerinden birisidir, buyurdu. Bunun üzerine ben:
– Yâ Resulallah! Bunlara benim gibi devam ettiği hâlde rüyâmda olduğu gibi sizi göremiyenlere de bu nimetler var mı? Dedim.
Resul-i Ekrem:
– Beni hak Peygamber olarak gönderen Allaha yemîn ederim ki, bunları okuyan kimse böyle bir rüya ister görsün ister görmesin, Allah ona bu mükâfatlan verir. Bütün günâhlarım bağışlar. Gadab ve kin hastalıklarını ondan kaldırır. Günâh meleklerine bir sene kadar günâhlarını yazmamalarını emreder. Beni hak Peygamber gönderen Allaha yemîn ederim ki, bunlan ancak saîd olanlar yapar, şâkî olanlar terkeder, buyurdu. İbrahim Teymî, bir ara dört ay yemedi ve içmedi. Belki de bu hâli, bu rüyayı gördükten sonra idi.
Kaynak: İhyau’ulumi’d-din Cilt 1 – İmam Gazali, Bedir Yay., Tercüme: Ahmed Serdaroğlu, İstanbul 1985 (S.978)
.
III – Yüz Kere Bu Teşbihi Okuyan Kimse, Cennetteki Yerini Görmeden Ölmez
İbrahim bin Ethem, bir ebdaldan şöyle hikâye ediyor: Ebdâl gecenin birinde denizin kenarında namaz kılıyordu. Bu sırada tesbîh eden bir es duydu. Etrafına baktı kimseyi göremedi:
– Kimsin, sesini duyuyor, kendini göremiyorum? Deyince:
– Ben bu deryaya müvekkel bir meleğim, yaratılalıdan beri AH ahi bu şekilde tesbîh ederim, dedi. Kendisine:
– Adın nedir? Diye sorduğumda:
– Mehyehaîl, dedi. Kendisine:
– Bu teşbihin sevabı nedir? Diye sorduğumda.
– «Yüz kere bu teşbihi okuyan kimse, Cennetteki yerini görme¬den ölmez» dedi. Tesbîh şudur:
Âhiret yolcusu bu ve benzeri duaları okuyup kendisinde bir heves uyandığı zaman, devam etsin; kalbi nereden zevk alıyor ve gönlüne hayır ilham oluyorsa ondan ayrılmasın.
Kaynak: İhyau’ulumi’d-din Cilt 1 – İmam Gazali, Bedir Yay., Tercüme: Ahmed Serdaroğlu, İstanbul 1985 (S.1008)