I – Cenab-ı Hak, Gerek Süleyman (a.s.), İsa (a.s.), Davud (a.s.) Ve Diğer Peygamberlere Ne Gibi Mucizeler Vermişse Ondan Fazlasını, Ümmeti Muhammed’in Velîlerine Vermiştir, Değil Resulullah Efendimize, Onun Velîlerine Cenab-ı Hak Cinleri De, Şeytanlan Da, Rüzgarı Da, Melekleri De, Hatta Bu Alemlerde Ne Görüyorsan Hepsini Onların Emrine Verdi Ve Yine Bu Ümmetin Velileri Dilsizi De Konuşturur, Cüzzamı Da Tedavi Eder, Ölüleri De Diriltirler. Fa¬kat Bu Veliler Bunları Halka İzhar Etmezler; Gayb İşidir. Çünkü Halka Gösterseler, Halk Bunlara Bağlanır, Adeta Onlara Allah’tık Pâyedi Verirler. Neuzübillah Allah’ı Unuturlar.
II – Allah Dostları’da Tıpkı Bugüne Kadar Gönderilmiş Peygamberlere Verilen Mucizeler Gibi Aynı Şekilde Keramet Göstermişlerdir; Allah’u Teala Peygamberlere Verdiği Bütün Mucizelere Allah Dostlarına Bahşetmiştir: Oda Diriyi Öldürüp Ölüyü Diriltir, Zamana Ve Mekana Hükmeder, Gaybı Bilir, Meyvesiz Ağaçları Meyvelendirir. Yemeye İçmeye İhtiyaç Duymaz. Hiçbir Ateş Ona Zarar Veremez. O Ki Sizi Kötülükten Kurtarır, İbadete Mecbur Eder
.
I – Cenab-ı Hak, Gerek Süleyman (a.s.), İsa (a.s.), Davud (a.s.) Ve Diğer Peygamberlere Ne Gibi Mucizeler Vermişse Ondan Fazlasını, Ümmeti Muhammed’in Velîlerine Vermiştir, Değil Resulullah Efendimize, Onun Velîlerine Cenab-ı Hak Cinleri De, Şeytanlan Da, Rüzgarı Da, Melekleri De, Hatta Bu Alemlerde Ne Görüyorsan Hepsini Onların Emrine Verdi Ve Yine Bu Ümmetin Velileri Dilsizi De Konuşturur, Cüzzamı Da Tedavi Eder, Ölüleri De Diriltirler. Fa¬kat Bu Veliler Bunları Halka İzhar Etmezler; Gayb İşidir. Çünkü Halka Gösterseler, Halk Bunlara Bağlanır, Adeta Onlara Allah’tık Pâyedi Verirler. Neuzübillah Allah’ı Unuturlar.
Ahmed ibni Mübarek Hz.leri anlatıyor:
–Bir gün Abdülaziz Debbağ Hz.leri ile beraber konuşuyorduk. Hz. Süleyman (a.s.)’a Cenab-ı Hak insanları, şeytanları, cinleri, rüzgârları musahhar kılmıştı. Onun babası Davud Aleyhisselâm’a d. demiri yumuşatmak mucizesi vermişti de elinde sert demir bir hamur haline gelirdi. İsa (a.s.) ya da dilsizleri söyletmek, cüzzamlıları iyileştirmek, ölüleri diriltmek gibi mucizeler vermişti, dedim. Resulullah Efendimiz ise bütün bu peygamberlerin hepsinden üstündür. Niçin Cenab-ı Hak böyle mucizeleri Resulullah Efendimiz elinde ishar etmedi de başka suretlerlemucizeler verdi, diye sordum.
Abdülaziz Debbağ Hz.leri cevap verdi. Buyurdu ki:
–Cenab-ı Hak, gerek Süleyman (a.s.), İsa (a.s.), Davud (a.s.) ve diğer peygamberlere ne gibi mucizeler vermişse ondan fazlasını, ümmeti Muhammed’in velîlerine vermiştir, değil Resulullah Efendimize. Onun velîlerine Cenab-ı Hak cinleri de, şeytanlan da, rüzgarı da, melekleri de, hatta bu alemlerde ne görüyorsan hepsini onların emrine verdi ve yine bu ümmetin velileri dilsizi de konuşturur, cüzzamı da tedavi eder, ölüleri de diriltirler. Fa¬kat bu veliler bunları halka izhar etmezler; gayb işidir. Çünkü halka gösterseler, halk bunlara bağlanır, adeta onlara Allah’tık pâyedi verirler. Neuzübillah Allah’ı unuturlar. Bu velîler Resulullah Efendimiz bereketiyle bu tasar¬rufları çok yaparlar. Hepsi Resulullah Efendimizin mucizesidir, küvet oradan gelir. Şeyh Hz.leri bundan sonra bu bahiste öyle esrar söyledi ki, akıllar dayanamaz. Onun için yazmıyorum. (v.â.)
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (347-8)
.
II – Allah Dostları’da Tıpkı Bugüne Kadar Gönderilmiş Peygamberlere Verilen Mucizeler Gibi Aynı Şekilde Keramet Göstermişlerdir; Allah’u Teala Peygamberlere Verdiği Bütün Mucizelere Allah Dostlarına Bahşetmiştir: Oda Diriyi Öldürüp Ölüyü Diriltir, Zamana Ve Mekana Hükmeder, Gaybı Bilir, Meyvesiz Ağaçları Meyvelendirir. Yemeye İçmeye İhtiyaç Duymaz. Hiçbir Ateş Ona Zarar Veremez. O Ki Sizi Kötülükten Kurtarır, İbadete Mecbur Eder
Veliler başbuğu Şahı Nakşibend Kitabından;
EVLİYADAN SUDÛR EDEN KERAMETLER: Allah’ın Velilerinden sudur eden yüksek kerametlerin sayısı ve çeşitleri pek çok olduğundan bunları bir arada zikretmek imkan dışıdır. Yalnız şunu belirtelim ki kerametin nevi (türü) yirmi beştir.
1.Kabir haline ve ölülerin durumlarına vakıf olmak ve aynı zamanda ölülerle konuşabilmek
2.Taş, ağaç ve hayvanların Allah’ı tesbih etmelerini duyabilmek ve onlarla konuşabilmek
3.İnsanları ve bütün hayvanları emrine boyun eğdirip meyvesiz ağaçları meyvelendirmek
4.Diriyi öldürmek, ölüyü diriltmek
5.Nurdan bir cisim gibi cesetlere ve katı maddelere dalıp girebilmek
6.Su üzerinde yürümek ve havada uçmak
7.Uzak mesafeyi yakın etmek, yakın mesafeyi uzak etmek
8.Uzun zamanı kısaltmak, kısa zamanı uzatmak
9.Varlıkların seçkinlerini bilmek ve gizli ilimlere vakıf olmak
10.Deliyi iyileştirmek ve sağlamlaştırmak
11.Allah katında duası makbul olmak, kul yanında sözü geçmek
12. Şiir söylemek ve hakikatin sırlarından haber vermek
13.Dargın kalpleri birbirine bağdaştırmak ve düşmanlığı muhabbete çevirmek
14.Yemeden içmeden müstağni olup nice aylar ve yıllar besin almamak yememek içmemek soğuktan ve sıcaktan müteessir olmamak
15.Rüzgar estirip esen rüzgarı dindirmek, soğuğu sıcak sıcağı soğuk yapmak
16.Az bir yemek ile çok askeri doyurmak ve meydandan hiçbir şey yokken yemek çıkarmak
17.Düşman ordusunu kahredip zafer kazanmak
18.Ateşte yanmamak ve öldürücü sebeplerden müteessir olmamak
19.Gaybı bilmek, görmek ve herkesin kalbindeki sırlara vakıf olmak
20.Bir anda birkaç yerde görünmek ve halkın gözünden gizlenmek
21.Bir anda halka yardım etme, uzakta konuşulanları işitebilmek ve sözünü çok uzak yerlere duyurup dinletmek
22.Kasvetli gönüllere, arzusuna uymuş nefislere ve yolunu azıtmışlara tasarruf ederek terbiye ve ıslah etmek
23.Melekut alemine nüfuz edip tasarruf etmek
24.Gözden uzakta olan mensuplarını korumak, kötülükten kurtarmak, ibadete mecbur etmek
25.Kendisine bağlı olanların ruhlarında ve cisimlerinde terbiye kudreti göstermek
Kaynak: Nasrullah Efendi, Veliler Başbuğu Şah-ı Nakşibend, Syf. 166-167