I – Hz. Musa, Peygamberimizle Sordu, Sen: “Benim Ümmetimin Ulemâsı Benî Îsrâilin Peygamberleri Gibidir” Buyurdun. Onlardan Birini Bize Göster Bakalım. Peygamberimiz: Şudur! Dedi: Ve Gazâlî’ye İşaret Buyurdu.
.
I – Hz. Musa, Peygamberimizle Sordu, Sen: “Benim Ümmetimin Ulemâsı Benî Îsrâilin Peygamberleri Gibidir” Buyurdun. Onlardan Birini Bize Göster Bakalım. Peygamberimiz: Şudur! Dedi: Ve Gazâlî’ye İşaret Buyurdu.
Gazâlî’nin mânevi cephesine babanlar da Onun pek büyük bir mutasavvıf, pek kıymetli bir ehli hâl olduğunu teslim etmekte, maddî varlıklara kıymet vermeyen ruhundaki ulvî tecellilere meftun ol¬maktadırlar. (Rûhü’l Beyân) tefsirinden naklettiğim şu rüya cidden ibretâmizdir: «Râgıb İsfahanî’nin (El-Muhadarât) adlı eserin¬de kaydettiğine göre, imâm Şâzeli şunları söylemiş: Mescid-i Aksu’da istirahat için biraz yaslanmış idim. Uyumuşum; rüyamda gördüm ki mescidin dışında haremin ortasına bir taht kurulmuş. Derken takım lakım birçok insanlar geldiler.
Ben:
Bu kalabalık nedir? diye sordum.
Bütün nebi ve resuller (aleyhimüsselâm) toplandı. Muhammed aleyhisselâmın huzurunda Hüseyn Hallaç için şefaate gelmişler. Bu zât onun hakkında terbiyesizlikte bulunmuş da., dediler.
Bir de tahta baktım, üzerinde yâlnız başına Peygamberimiz (S.A.V.) oturuyor. İbrahim, Musa, İsa ve Nuh (aleyhimüsselâm) dâhil diğerbütün Peygamberler yere oturmuşlar… Ben onların ne konuşacaklarını işiteyim ve göreyim diye ayağa kalkdım.
Derken Hz. Musa, Peygamberimizle (A.S.) konuşmağa başladı. Dedi ki:
Sen: «Benim ümmetimin ulemâsı Benî îsrâilin Peygamberleri gibidir» buyurdun. Onlardan birini bize göster bakalım.
Pey¬gamberimiz:
Şudur! dedi: ve Gazâlî’ye işaret buyurdu. Hazret-i Musa ona bir suâl sordu. Fakat O, on tane cevâb verdi. Bunun üzerine Musa aleyhisselâm: «Cevâb suâle uygun olmalıdır. Suâl bir, cevâbise on!..» diyerek itiraz etti.
İmâm Gazali:
Bu itiraz sana da vâridtir. Hanı sana, bu elindeki nedir? diye sorulmuştu! Bunun cevâbı: «Sopamdır» demekti. Ama sen birçok sıfatlar zikrettin! diye cevâb verdi:
Ben Muhammed aleyhisselâmın büyüklüğünü; İbrahim, Musa ve İsa (aleyhimüsselâm) gibi peygamberler yerde otururken, onun yalnız başına taht üzerinde bulunuşunu düşünüyordum. Birden bir şahıs beni müz’ic bir şekilde dürttü, yâni bana vurdu. Uyandım baktım ki, bir kayyım Mescid-i Aksâ’nın kandillerini yakıyor. Bana:
Şaşına! Zira bütün peygamberler O’nun nurundan yaratılmışlardır, dedi. Ben bayılarak düşmüşüm. Cemâat namazı kıldıktan sonra ayıldım. Ve o kayyimi aradım. Fakat bugüne kadar bulamadım.»
Kaynak: İhyau’ulumi’d-din Cilt 1 – İmam Gazali, Bedir Yay., Tercüme: Ahmed Serdaroğlu, İstanbul 1985 (S.3-4)