I – Beyazıdı Bestami: “Cehennem Dediğin Nedir Ki? Onu Görsem Hırkamın Ucuyla Söndürüveririm..
II – Yedi Cehennem Değil, Yetmiş Cehennem Olursa Söner Benim İçerimdeki Aşk-ı Şevkin, Ferahı, Sürürün Şiddetinden
(Ayet) Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler
.
I – Beyazıdı Bestami: “Cehennem Dediğin Nedir Ki? Onu Görsem Hırkamın Ucuyla Söndürüveririm..
Dervişlerden biri Bâyezid-i Bestâmî Hazretleri’ne geldi. Biraz sohbetten sonra derviş dedi ki: «Halkın hepsi Muhammed (s.a.v.)’in bayrağı altındadır!» Bu bayrak dünyada Hz. Muhammed’in getirdiği şeriat, ilim ve fazilettir. Âhirette ise mü’minleri altına alacak nurdan bir sancaktır. Bâyezid-i Bestâmî Hazretleri dervişin az çok arif bir kişi olduğunu bildiği için ona şöyle dedi: Allah’a andolsun ki benim bayrağım Muhammed (s.â.v.)’in bayrağından daha büyüktür! Benim Bayrağım nurdur. Altında bütün insanlar ve cinler ve peygamberlerden olanlar bulunuyor.
Kaynak: Beyazıd Bestami ve İslam Tasavvufunun Özü-Sayfa 262–263 Celal Yıldırım, Demir Kitabevi, İstanbul-1978 2) Celaleddin Vatandaş vahiyden kültüre sayfa 174-175 Pınar yayınları
Kaynak: http://www.orjinalislam.com/m-haber-5886.html
.
II – Yedi Cehennem Değil, Yetmiş Cehennem Olursa Söner Benim İçerimdeki Aşk-ı Şevkin, Ferahı, Sürürün Şiddetinden
Yedi cehennemin içerisine beni atarsa yedi cehennemi söndürecek ferah var, benim kalbimin içerisinde o zaman diyor. Neden o Rabbim Azze ve Celle’nin «Ya abdî» hitabı geldikten sonra ferah ve sürürün haddi hesabı, haddi payanı olamaz. Yedi cehennem söner diyor, O benim ferahtan. Beni içeri atsın diyor. O saati, o anı bekliyorum ben, diyor. O an ki; Rabbim «Ya Abdî» desin bana, yetişir. Başka ferah, başka şenlik aramam diyor. O hitabı işittirsin bana Rabbim Azze ve Celle. «Ey kulum» desin. Bu kulaklarım onu işitsin. Ebedî ferahtayım ben, diyor. Yedi cehennem değil, yetmiş cehennem olursa söner benim içerimdeki aşk-ı şevkin, ferahı, sürürün şiddetinden. İşte onlarda böyledir. Böyle olmaya ALLAH-u Zülcelal, bize İman hakikatinden aşı lasın. Amin.
Kaynak: M. Nazım Kıbrısi – Tasavvuf Sohbetleri, Nush yayınları, İst-1986 (s.48)
.
(Ayet) Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler
Mümin Suresi
47. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler.
48. Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir.”
49. Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler.
50. (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler), “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır.
51. Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.