Gavsım Şeytandan Bile Daha Zekidir, Şeytanın Aklına Gelmeyecek Fikirleri Vardır, Büyüzden Şeytanın Onu Kandırması Mümkün Değildir: Şeytanın Diliyle Söylenilen Bu Sözde Gerek Sehl Hz.leri, Gerekse Îbni Arabi Hz.leri Şeytanın Anlamadığı Birtakım İncelikler Sezdiler. Bu Sırlar Şeytanın Hatırına Bile Gelmedi. Şeytanın Bu Sözü Onlara Daha Büyük Bir Ders, Hocalık Oldu. Çünkü Sofiler Keşif Nasib Olduktan Sonra Allah’ı Hakikiyle Bilirler

I – Debbağ Hz.leri Cevap Verdi. Buyurdu Ki: Şeytanın Diliyle Söylenilen Bu Sözde Gerek Sehl Hz.leri, Gerekse Îbni Arabi Hz.leri Şeytanın Anlamadığı Birtakım İncelikler Sezdiler. Bu Sırlar Şeytanın Hatırına Bile Gelmedi. Şeytan Bu Sözü Söylemekle Abdullahi Tusteri Hz.lerinde Sakin Olan Bir Noktayı Herekete Getirdi. Uyuyan Bir Damarını Uyandırdı. Allahü Teâlâ’nın Marifetinden Büyük Bir Müşahedeyi Anladı. Şeytanın Bu Sözü Onlara Daha Büyük Bir Ders, Hocalık Oldu. Çünkü Sofiler Keşif Nasib Olduktan Sonra Allah’ı Hakikiyle Bilirler
Debbağ Hz.leri cevap verdi. Buyurdu ki:
– Âyetteki takyid Allah’tandır, halktan değildir. Şeytan ise bu sualiyle bâtıl bir delil irad etti. Doğrusu Sehl’in cevabındadır. iblisinki doğru değildir, îblis lânetullaha rahmet nasib olmayacaktır. Şeytanın diliyle söylenilen bu sözde gerek Sehl Hz.leri, gerekse îbni Arabi Hz.leri şeytanın anlamadığı birtakım incelikler sezdiler. Bu sırlar şeytanın hatırına bile gelmedi. Şeytan bu sözü söylemekle Abdullahi Tusteri Hz.lerinde sakin olan bir noktayı herekete getirdi. Uyuyan bir damarını uyandırdı. Allahü Teâlâ’nın marifetinden büyük bir müşahedeyi anladı. Şeytanın bu sözü onlara daha büyük bir ders, hocalık oldu. Çünkü sofiler keşif nasib olduktan sonra Allah’ı hakikiyle bilirler. Fakat keşiften önceki hallerine baktıkları vakitte, nefislerini sayılamayacak kadar takyidat ile bağlı bulurlar. Allah’ı hakkıyle bilemediklerini görürler. Şeytanın, takyid senin sıfatındandır. Allah’ın sıfatından değildir, sözünden Sehl’e iki halde de ittifat hasıl oldu. Her ne kadar şeytan bu mânâyı murad etmemişti. Böyle olacağını bilse hiç onu söylemezdi, İşte bu, meşayihin işitmelerinin ince bir noktasıdır. Nitekim bir Şeyh müridinin evine gelir, kapıyı çalar, durur. Müridden başka da evde kimse yoktur. Mürid o zaman der ki: “kim o kapıyı çalan? Evde benden başka kimse yok.” Bunu Şeyh işitince, bağırarak yere düştü. Mürid bundan bir şey anlamadı. Şimdi bir kimse dese ki, bu mürid “Evde benden başka kimse yok” sözüyle Şeyhine ustalık, hocalık yaptı; bunda bir darlık yoktur, şeyhine hizmet etmiştir, işte bundan şeytanın sözünün bâtıl olduğu, meşayihin de böyle sözlerden işaretler almasının doğru olduğu anlaşıldı.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.373-375)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın