Zaten Nasılki Fil’i Yıkayan Hindular Fil’den Şefaat İstiyor; Tasavvufu Kavramış Büyük Allah Dostlarıda Köpeklerden, Bukalemunlardan Şefaat İstiyorlar: Şu Bu Mübarek Köpek’ten Şefaat İsteyeyim Çünkü O Şefaat Makamındadır

I – O Allah Dostu Bana Köpeklere Muhabbetle Ve Saygı İle Bakmamı Ve Bu Hizmetlerim Vesîlesiyle İlâhî İnâyete Erişmeye Çalışmamı Emretti Ve Şöyle Buyurdu: “O Köpeklerden Birinin Hizmetini Yaparken, Büyük Bir Saâdet Duyacaksın”. Sonra Yolda Bir Köpek Gördüm Ve Kendi Kendime Şöyle Dedim: Bundan Şefaat İsteyeyim! Şuanda Bu Mübarek Hayvan Şefaat Makamındadır. Sonra Onu Karşısında Tam Bir Edeb Ve Saygı İle Karşısında Durdum. Ellerimi Kaldırdım. Derken O Mübârek Hayvan, Daldığı Âlemde Hâlden Hâle Geçti Ve Sırtüstü Yatarak Göğe Doğru Yüzünü Çevirdi. O Bu Hâlde İken Ben: “Âmîn!” Diyordum
Bundan sonra o Allâh dostu, bana hayvanlara bakmayı emretti. Onların hastalıklarını tedâvî etmemi söyledi. Tek başıma onların yaralarını sarmayı, temizlemeyi ve bu işleri de iyi niyetle, ihlâsla yapmamı tavsiye buyurdu.
Bu hizmeti de yerine getirdim. Bana nasıl târif ettiyse öyle yaptım. Bu sıralarda benliğim o hâle geldi ki, yolda giderken bir köpek görecek olsam, olduğum yerde durur, önce onun geçip gitmesini beklerdim. Ondan evvel adım atmazdım.
Bundan sonra bana köpeklere muhabbetle ve saygı ile bakmamı ve bu hizmetlerim vesîlesiyle ilâhî inâyete erişmeye çalışmamı emretti. Şöyle buyurdu:
“–O köpeklerden birinin hizmetini yaparken, büyük bir saâdet duyacaksın.”
Onun bu emrini bir ganimet bildim. Hiçbir gayreti elden bırakmadım. Onun işaretindeki mânâyı anladım; verdiği müjdeyi bekledim ve köpeklerden birinin yanına gittim. Bende büyük bir hâl meydana geldi. Onun önünde durdum; beni bir ağlamak tuttu. Sanki o köpek, Ashâb-ı Kehf’ten feyz almış Kıtmîr gibiydi…
Ben öyle ağlamakta iken o sırtüstü yattı, ayaklarını göğe dikti. Bundan sonra hazin hazin sesler çıkarmaya, ağlayıp inlemeye başladı. Ben de ellerimi açtım, tevâzû ve kırık bir gönülle:
“–Âmîn!” dedim. O da sustu ve döndü.
Yine o günlerden biri idi. Evden çıkıp bâzı yerlere gittim. Yolda öyle bir hayvan gördüm ki, güneşin rengine göre renk değiştiriyordu. Mânevî bir hazza dalmıştı. Bana ondan, büyük bir vecd hâli geldi.
Ve kendi kendime şöyle dedim: bundan şefaat isteyeyim! Şuanda bu mübarek hayvan şefaat makamındadır.
Sonra onu karşısında Tam bir edeb ve saygı ile karşısında durdum. Ellerimi kaldırdım. Derken o mübârek hayvan, daldığı âlemde hâlden hâle geçti ve sırtüstü yatarak göğe doğru yüzünü çevirdi. O bu hâlde iken ben:
“–Âmîn!” diyordum.
Kaynak: Faziletler Medeniyeti – Osman Nuri Topbaş (sy: 71-72)
Orijinal Kaynak: Hadaiku’l-Verdiyye
Kaynak: http://ihvanforum.org/80022-faziletler-medeniyeti-osman-nuri-topbas-9.html

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın