I – Uşşaki Tarikatı Lideri Fatih Nurullah Efendi: Eğer Cemaatin Başı Boş Kalmayacağını Bilsem Ben De Sizinle Cepheye Gelirim. Hem Bize Söylenen Tikrit, Şam. Bizim Demek Ki Daha Vaktimiz Var. Çünkü Bu İş Suriye’den Irak’a Atlayacak. Şu Anda Seyrediyoruz, Bakalım Ne Olacak.
.
I – Uşşaki Tarikatı Lideri Fatih Nurullah Efendi: Eğer Cemaatin Başı Boş Kalmayacağını Bilsem Ben De Sizinle Cepheye Gelirim. Hem Bize Söylenen Tikrit, Şam. Bizim Demek Ki Daha Vaktimiz Var. Çünkü Bu İş Suriye’den Irak’a Atlayacak. Şu Anda Seyrediyoruz, Bakalım Ne Olacak.
Türkiye’nin konuştuğu cemaatten cihat kararı
Uşşaki tarikatı lideri “Fatih Nurullah Efendi” cihat yapmak için manevi izin çıktığını açıklayarak tarikat üyelerine cihada gidebileceklerini söyledi.
Bir süre önce havaalnında çekilen zikir görüntüleriyle gündeme gelen Uşşaki tarikatı lideri “Fatih Nurullah Efendi” cihat yapmak için manevi izin çıktığını açıklayarak tarikat üyelerine cihada gidebileceklerini söyledi.
Tarikata ait Nurani TV’de konuşan Fatih Nurullah Efendi, manevi alemde cepheye gidecek bazı kişilerle görüşme yaptığını ve bu görüşmelerde cihada izin çıktığını belirterek “Mahmut Efendi’nin birkaç dervişi önüme oturuyorlar. Cepheye gideceklermiş, bizden dua istiyorlar. Ben de hem dua ediyorum ve diyorum ki eğer cemaatin başı boş kalmayacağını bilsem ben de sizinle cepheye gelirim diyorum. Bu aynı zamanda cihadın şu anki meşruluğu ve fetvası anlamına da geliyor. Şimdi herkes diyor ya gidilebilir mi diye. Demek ki gidilebilir.” ifadelerini kullandı.
Cihada gideceklerin IŞİD gibi gruplara değil de, Türkmen cephesi, Bayırbucak Türkmenleri gibi gruplara katılmalarını isteyen Nurullah Efendi, kendisinin neden gitmediğini ise “Bize söylenen Tikrit, Şam. Bizim demek ki daha vaktimiz var. Çünkü bu iş Suriye’den Irak’a atlayacak. Şu anda seyrediyoruz, bakalım ne olacak. ” sözleriyle açıkladı.
Kaynak: https://odatv.com/turkiyenin-konustugu-cemaatten-cihat-karari-0902161200.html
.
(Kuran-ı Kerim) Eğer Güç Yetirseydik Muhakkak Seninle Birlikte (Savaşa) Çıkardık.” Diye Sana Allah Adına Yemin Edecekler. Kendi Nefislerini Helaka Sürüklüyorlar. Allah Onların Gerçekten Yalan Söylediklerini Biliyor
Tevbe Suresi, 42. ayet:
Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. “Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık.” diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.
Tevbe Suresi, 46. ayet:
Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; “(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun” denildi
Tevbe Suresi, 47. ayet: Sizinle birlikte çıksalardı, size ‘kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara ‘haber taşıyanlar’ vardır. Allah, zulmedenleri bilir.
Muhammed Suresi, 20. ayet:
İman edenler, derler ki: “(Savaş izni için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?” Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):
Nisa Suresi, 77. ayet:
Kendilerine; “Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin” denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah’tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: “Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler. De ki: “Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz ‘bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar’ bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.”
Tevbe Suresi, 24. ayet:
De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
Tevbe Suresi, 16. ayet:
Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah’tan ve Resûlü’nden ve mü’minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah ‘bilip (ortaya) çıkarmadan’ bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Bakara Suresi, 246. ayet:
Musa’dan sonra İsrailoğulları’nın önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: “Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi, O: “Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?” demişti. “Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)” demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.