I – Feridiyet Makama Çıkanlar, Adeta Rasulullah (Asv)’ın O Asırda Bir Halifesi Ve Vekili Konumunda Olurlar. Bu Makama Gelen Zatlar “Ferdiyet” Makamına Erişmişler Demektir. Ferdiyet Makamda Bulunan Zat, Kimseden Ders Almadan, Terbiyesine Girmeden, Doğrudan Allah Ve Resulünden Feyizlenen Zattır
II – Bu Makamda Bulunan Zevat, Araya Hiçbir Şeyi, Hiçbir Kimseyi, Hiçbir Makamı Koymadan, Kimseden Ders Almadan, Kimsenin Manevî Terbiyesine Girmeden Doğrudan Kur’ân’dan ve Resulullah’tan (asm) Tefeyyüz Ederler, Feyiz Alırlar Ve Bütün Burhanlarını Hiçbir Aracıya İhtiyaç Hissetmeden İlk Kaynağa Dayandırırlar.
III – Peygamberler İçinde Bu Makamın En Has Sahibi Hazret-İ Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem’dir. Veliler Ve İmamlar İçinde Bu Makamın En Has Sahibi İse, Hazret-i Mehdî’dir.
IV – Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri “Mecbur Oldum” Kaydı İle Yaptığı Açıklamada Bediüzzaman, “Risale-i Nur’un Şahs-ı Mânevîsinin Ve O Şahs-ı Mânevîyi Temsil Eden Has Şakirdlerinin Şahs-ı Mânevîsinin ‘Ferîd’ Makamına Mazhar Olduklarını” İfade Ediyor. Bu Açıklama Nihayet Bediüzzaman’ın Görevi Ve Makamı Hakkında İpucu Vermiştir Ve Risale-i Nur Hizmetinin Ferid Makamına Mazhar Mehdiyet Görevini İhtiva Ettiğini Göstermiştir
V – Geniş Kitlelerin Hidayetine Vesile Olma Görevi Risale-i Nur’un Şahs-ı Manevisine Verilmiş Görülmektedir. Üstad Hazretleri De Bu Şahs-ı Manevinin Mümessili Olması Hasebi İle Ferd-i Ferid Makamındadır. Ve Bu Makam Daha Sonra Şahs-i Maneviye İntikal Ediyor.
VI – Risale-i Nur Ve Talebeleri Bu Ferdiyet Manasına Mazhar Olduklarından, Ferdiyetin Gerekleri Ve Harika Halleri Nur Dairesine İntikal Etmiştir. Onun İçin Nur Talebesi Başka Kutup Ve Velilerin Riyasetine Girmeye Mecburiyeti Kalmıyor
.
I – Feridiyet Makama Çıkanlar, Adeta Rasulullah (Asv)’ın O Asırda Bir Halifesi Ve Vekili Konumunda Olurlar. Bu Makama Gelen Zatlar “Ferdiyet” Makamına Erişmişler Demektir. Ferdiyet Makamda Bulunan Zat, Kimseden Ders Almadan, Terbiyesine Girmeden, Doğrudan Allah Ve Resulünden Feyizlenen Zattır
Soru:
“Risale-i Nur, o Ferdiyet makamının mazharıdır.” Ferid makamı ne demektir? Risale-i Nurlar için; neden “gizlenmeye layık büyük bir sır” deniliyor? Esma-i hüsnadan nasıl nasibimizi alırız, nasıl mazhar olabiliriz?
Cevap;
Değerli Kardeşimiz;
Her dönem ve asırların kendilerine ait hususiyetleri ve ilcaatları vardır. Bir dönemde, ferdiyetçilik öne çıkar ve insanlar o ferdin etrafında halkalanır, feyzi ve hakikatı onunla yudumlarlar. O asrın gerekleri de, o ferdi teyid eder. Cenab-ı Hak her asrın ve dönemin gereklerine ve hükümlerine göre O muazzam kullarını donatıp gönderir. Ta ki, o asrı irşat ile terbiye etsin.
İşte daha çok, tasavvuf geleneğinde var olan gavsiyet, kutbiyet, ferdiyet gibi makamlar, bu ihtiyaca cevap veren müesseseler hükmünü almışlar. Bu makamlar, her dönemde dini ihya eden ve insanlara o dönemin şartlarına münasip dini yorumlayan ve insanları terbiye ve irşad eden zatlara verilen unvanlardır. Elbette, bu işin irşad ve toplumsal yönü olduğu gibi, bir de manevi ve riyaset yönü vardır.
Gavsiyet: Bütün makamları kat etmiş, makamların sonlarına yaklaşmış, asrının en büyük söz sahibi konumuna gelmiş, meded veren, insalara manen yardım makamına erişmiş zatlara verilen bir unvandır.. İlahi feyz ve cezbe onda tam tecelli etmiş. Adeta velayet şehrinin reisi olur. Onun izin ve mededini alamayanlar velayete çıkamadıkları gibi, onun riyasetinin dışına da çıkamazlar. Bu makama sahip, nurani zatlar, her dönem ve asırda Allahın inayeti ile yetişmişler.
Kutbiyet makamı ise, makamların en yükseği ve son merhalesidir. Bu makama çıkanlar, adeta Rasulullah (asv)’ın o asırda bir halifesi ve vekili konumunda olurlar. Bu iki makamı yani gavs ve kutbiyet makamını cem edenlere ise, “Kutbu Azam” ya da “Gavs-ı Azam” denir. Bu makama gelen zatlar “Ferdiyet” makamına erişmişler demektir. Ferdiyet makamda bulunan zat, kimseden ders almadan, terbiyesine girmeden, doğrudan Allah ve Resulünden feyizlenen zattır.
Kaynak: https://sorularlarisale.com/risale-i-nur-o-ferdiyet-makaminin-mazharidir-ferid-makami-ne-demektir-risale-i-nurlar-icin-neden-gizlenmeye-layik-buyuk
.
II – Bu Makamda Bulunan Zevat, Araya Hiçbir Şeyi, Hiçbir Kimseyi, Hiçbir Makamı Koymadan, Kimseden Ders Almadan, Kimsenin Manevî Terbiyesine Girmeden Doğrudan Kur’ân’dan ve Resulullah’tan (asm) Tefeyyüz Ederler, Feyiz Alırlar Ve Bütün Burhanlarını Hiçbir Aracıya İhtiyaç Hissetmeden İlk Kaynağa Dayandırırlar.
Soru:
Salih Sütçüoğlu: “Ferid makamı nedir? Nasıl bir makamdır? Risale-i Nur’un şahs-ı manevisinin Ferid makamına mazhar oluşu ne demektir?”
Cevap;
MÂNÂ İTİBARİYLE FERDİYET MAKAMI
Ferid, kelime olarak yükseklikte eşsizlik, kemalde rakipsizlik, ilk kaynaktan tek başına tefeyyüz etme ehliyetine ve müstakil hareket etme iznine sahip zattır.
Ferdiyet makamı tasavvufta Kutbiyetin ve Gavsiyetin üstünde bir makamdır. Makamların en yükseğidir. Bu makamda bulunan zevat, araya hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi, hiçbir makamı koymadan, kimseden ders almadan, kimsenin manevî terbiyesine girmeden doğrudan Kur’ân’dan ve Resulullah’tan (asm) tefeyyüz ederler, feyiz alırlar ve bütün burhanlarını hiçbir aracıya ihtiyaç hissetmeden ilk kaynağa dayandırırlar.
Bu makam sahibi zevata tasavvuf geleneğinde “mukarrebler” de denmektedir. Yani bu zatlar Allah tarafından seçilirler, hidayet nurunu doğrudan Allah’tan alırlar ve İlâhî sünûhata ve ilhama mazhardırlar. Bunlar kutup dairesinin tasarruflarından hariçtirler. Kendilerine has keşfiyata ve müşahedata maliktirler. Bunların melaike içinde benzerlerine “ervah-ı Müheymine” deniyor.
Kaynak: https://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/ferid-makami-ve-risale-i-nur_210941
.
III – Peygamberler İçinde Bu Makamın En Has Sahibi Hazret-İ Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem’dir. Veliler Ve İmamlar İçinde Bu Makamın En Has Sahibi İse, Hazret-i Mehdî’dir.
BU MAKAM SAHİPLERİ KİMLERDİR?
Peygamberler içinde bu makamın en has sahibi Hazret-i Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem’dir. Dini cihanşümuldur, kitabı rakipsizdir, vahyi emsalsizdir, sünneti benzersizdir, şeriatı müstakildir, yolu tek yoldur, dâvâsının alternatifi yoktur.
Nitekim Bediüzzaman, risalelerinde birçok yerde Peygamber Efendimiz (asm) için kullandığı “Ferîd-i Kevn ü Zaman”2 sıfatıyla Peygamber Efendimiz’in (asm) bu tek ve yektâ şahsiyet-i ulvîyesine ve müstakil makamına işaret ediyor.
Veliler ve imamlar içinde bu makamın en has sahibi ise, Hazret-i Mehdî’dir. Nitekim İmam-ı Rabbani, bu makam sahibinin Hazret-i Peygamber Aleyhissalatü Vesselâma en has biçimde uymak suretiyle, Hazret-i Peygamber’e (asm) mahsus olan makamdan bir pay aldığını ifade ediyor.3 Ve Hazret-i İmam bu makam sahibine yazdığı mektupta “Tevhid-i kıble et!” diye hitap ediyor.4 Tevhid-i kıble etmek, yani kutupları ve gavsları aşarak sadece Kur’ân’ın ve Resulullah’ın (asm) arkasından gitmek ise ferdiyet makamının gereğidir ve yol haritasıdır.
Ledün ilmine vakıf Hazret-i Hızır Aleyhisselâm ile kutbiyet ve gavsiyet makamlarını kendi şahsında toplayan Hazret-i Abdülkadir Geylani’nin (ks) de ferdiyet makamına sahip oldukları tasavvuf ehlince ifade edilmektedir.
Kaynak: https://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/ferid-makami-ve-risale-i-nur_210941
.
IV – Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri “Mecbur Oldum” Kaydı İle Yaptığı Açıklamada Bediüzzaman, “Risale-i Nur’un Şahs-ı Mânevîsinin Ve O Şahs-ı Mânevîyi Temsil Eden Has Şakirdlerinin Şahs-ı Mânevîsinin ‘Ferîd’ Makamına Mazhar Olduklarını” İfade Ediyor. Bu Açıklama Nihayet Bediüzzaman’ın Görevi Ve Makamı Hakkında İpucu Vermiştir Ve Risale-i Nur Hizmetinin Ferid Makamına Mazhar Mehdiyet Görevini İhtiva Ettiğini Göstermiştir
BEDİÜZZAMAN’IN “ferdiyet” AÇIKLAMASI
Taraf-ı İlâhice kendisine verilen kudsî vazifesiyle imana ve Kur’ân’a hizmete devam eden, defalarca öldürülmeye çalışıldığı halde Hazret-i Cercis Aleyhisselâm gibi Allah’ın izniyle her defasında ölmeyen Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, İstanbul’da bir şeyh tarafından incitici sözlere ve itirazlara maruz kalınca o yapmak istemediği açıklamayı yapıyor.
“Mecbur oldum” kaydı ile yaptığı açıklamada Bediüzzaman, “Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinin ve o şahs-ı mânevîyi temsil eden has şakirdlerinin şahs-ı mânevîsinin ‘Ferîd’ makamına mazhar olduklarını” ifade ediyor ve İstanbul’daki şeyhin kutup bile olsa, değil bir memleketin kutbu, Risale-i Nur’un Hicaz’da bulunan Kutb-u Azam’ın tasarrufundan da hariç bulunduğunu, hükmü altına girmeye mecbur olmadığını belirtiyor. Ve Mekke-i Mükerreme’de bulunan kutb-u azamdan bir itiraz bile gelse, Risale-i Nur şakirtlerinin görevinin, sarsılmadan o mübarek kutbun elini öpmek, itirazını iltifat ve selâm saymak ve itiraz ettiği noktaları izah etmek olduğunu söylüyor.
Bu açıklama nihayet Bediüzzaman’ın görevi ve makamı hakkında ipucu vermiştir ve Risale-i Nur hizmetinin Ferid makamına mazhar mehdiyet görevini ihtiva ettiğini göstermiştir.
Kaynak: https://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/ferid-makami-ve-risale-i-nur_210941
.
V – Geniş Kitlelerin Hidayetine Vesile Olma Görevi Risale-i Nur’un Şahs-ı Manevisine Verilmiş Görülmektedir. Üstad Hazretleri De Bu Şahs-ı Manevinin Mümessili Olması Hasebi İle Ferd-i Ferid Makamındadır. Ve Bu Makam Daha Sonra Şahs-i Maneviye İntikal Ediyor.
– Risale-i Nurlar için; neden “gizlenmeye layık büyük bir sır” deniliyor?
Öyle anlaşılıyor ki, Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi bu zamanda en yüksek manevi bir makamda hizmet etmektedir. Nasıl ki bazı özel görevler olur, o görev sahiplerine geniş yetkiler verilir ve onlar padişah namına tasarrufta bulunurlar, kendilerine başkaları müdahale edemez; onun gibi ahir zamanın bu dehşetli fitneleri içinde ümmeti sahil-i selamete çıkarma, geniş kitlelerin hidayetine vesile olma görevi Risale-i Nur’un şahs-ı manevisine verilmiş görülmektedir. Üstad Hazretleri de bu şahs-ı manevinin mümessili olması hasebi ile Ferd-i Ferid makamındadır. Ve bu makam daha sonra şahs-i maneviye intikal ediyor.
Bu gibi manevi makamların gizli ve sırlı kalması iktiza eder. Zira çok insanlar bu gibi halleri anlamakta ve kabullenmekte zorlanıyorlar. Özellikle bu asırda enaniyet çok ileri gittiği için, insanların makam ve mevki duygusu buna itiraz kabiliyetindedir. Bu yüzden bu gibi şeylerin mahrem tutulması hizmet açısından daha münasiptir.
Kaynak: https://sorularlarisale.com/risale-i-nur-o-ferdiyet-makaminin-mazharidir-ferid-makami-ne-demektir-risale-i-nurlar-icin-neden-gizlenmeye-layik-buyuk
.
VI – Risale-i Nur Ve Talebeleri Bu Ferdiyet Manasına Mazhar Olduklarından, Ferdiyetin Gerekleri Ve Harika Halleri Nur Dairesine İntikal Etmiştir. Onun İçin Nur Talebesi Başka Kutup Ve Velilerin Riyasetine Girmeye Mecburiyeti Kalmıyor
Günümüzde cemaat ve cemiyet manası kuvvet bulup inkişaf etmesinden dolayı, o ferdiyet manası artık cemaata aksetmiştir. Yani bütün o makam ve feyizler cemaatin uhdesine verilmiştir. Risale-i Nur ve talebeleri bu ferdiyet manasına mazhar olduklarından, ferdiyetin gerekleri ve harika halleri Nur dairesine intikal etmiştir. Onun için Nur talebesi başka kutup ve velilerin riyasetine girmeye mecburiyeti kalmıyor. Bu asrın dehşeti ve ağır şartlarından dolayı Allah kereminden bu asrın insanlarına böyle bir yolu açmış bir ikram, bir lütuf eseri, meşakkatsiz ve kısa bir zaman da, Risale-i Nur’un feyzi ve irşadı ile velayet mertebelerine ulaşmayı mümkün kılmıştır. Zaten ferdiyet makamı bir cihette vehbidir. Allah dilediğine ihsan eder.
Özet olarak, Risale-i Nur’un ve onun cemaatinin şahsi manevisi, bu zamanın “Ferit makamını” temsil ediyor. Cemaat içindeki talebe ve tabiler ise, bu Ferit makamının hücreleri ve atomları mesabesindedir. Nasıl beden hücrelerden müteşekkil ise, bu manevi Ferit makamı da cemaatin bireylerinden müteşekkildir.
Kaynak: https://sorularlarisale.com/risale-i-nur-o-ferdiyet-makaminin-mazharidir-ferid-makami-ne-demektir-risale-i-nurlar-icin-neden-gizlenmeye-layik-buyuk