I – Hayali Rabıta Şöyledir: Mürid, Sanki Üstadı Daima Kendisiyle İmiş Gibi, Hatta Helaya Gittiği, Cinsî Münasebette Bulunduğu, Yediği, Dostlarıyla Konuştuğu, Başkalarıyla Karşılaştığı Zamanda Hatırından Çıkarmayıp Onu Anması Ve İlk Yatacağı Ve Uykudan Kalktığı Vakitte Baş Ucunda Bulunduğunu Talebeye Ders Verirken, Dersi Bitirirken, Namaza İlk Kalkarken, Namazı Bitirirken Mürşidi Mülahaza Etmektir
(Ayet) Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
.
I – Hayali Rabıta Şöyledir: Mürid, Sanki Üstadı Daima Kendisiyle İmiş Gibi, Hatta Helaya Gittiği, Cinsî Münasebette Bulunduğu, Yediği, Dostlarıyla Konuştuğu, Başkalarıyla Karşılaştığı Zamanda Hatırından Çıkarmayıp Onu Anması Ve İlk Yatacağı Ve Uykudan Kalktığı Vakitte Baş Ucunda Bulunduğunu Talebeye Ders Verirken, Dersi Bitirirken, Namaza İlk Kalkarken, Namazı Bitirirken Mürşidi Mülahaza Etmektir
Şah-ı Hazne (k.s.) Şeyh Muhammed Ziyaüddin’in halifesi Mol-la Zeynüddin’e yazdığı mektubunda şöyle buyuruyor:
Dostum molla Zeynüddin:
Bize son gelişinden itibaren hayâli rabıta yapmakla sana emrettik. Hayali rabıta şöyledir: Mürid, sanki üstadı daima kendisiyle imiş gibi, hatta helaya gittiği, cinsî münasebette bulunduğu, yediği, dostlarıyla konuştuğu, başkalarıyla karşılaştığı zaman da hatırından çıkarmayıp onu anması ve ilk yatacağı ve uykudan kalktığı vakitte baş ucunda bulunduğunu talebeye ders verirken, dersi bitirirken, namaza ilk kalkarken, namazı bitirirken mürşidi mülahaza etmektir. Mümkün olduğu kadar bu mülâhazaya devam, nefsin sevdiği şeye iltifat edilmemesi gerekir.
Kaynak: Seyyid Abdülhakim El Hüseyni ve Nakşibendi Tarikatı, Menzil Kitabevi, Adalet Matbaası, Ankara 1996 (S.263-265)
.
(Ayet) Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
Âl-i İmrân Suresi
191. Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.