I – Onun Kitabına Bizzat Hz Ali İsim Koymuştur: İmam-ı Ali (R.A.) Keramat-ı Gaybiyesinde (Gaybi Kerametinde) Bu Risaleye, “Âyet-i Kübra” Ve “Asâ-yı Musa” Namlarını Vermiş
II – Hazret-i Ali’nin Kerametli Bir Şekilde Risale-i Nur’dan Haber Verdiği Yerde Risale-i Nur’u Siracünnur Ve Siracüssürc Namlarıyla İsimlendirerek Risale-i Nur’un Üç İsmine İki İsim İlâve Etmiştir
.
I – Onun Kitabına Bizzat Hz Ali İsim Koymuştur: İmam-ı Ali (R.A.) Keramat-ı Gaybiyesinde (Gaybi Kerametinde) Bu Risaleye, “Âyet-i Kübra” Ve “Asâ-yı Musa” Namlarını Vermiş
Hz Ali Gaipten Gösterdiği Kerametlerle Bu Risaleye, “Â-Yet-i Kübra” Ve “Asâ-Yı Musa” Adlarını Vermiştir
ŞUÂLAR- 41
Medar-ı kusur (kusur nedeni) ve işkal olan bu beş sebeble beraber, bu risalenin öyle bir ehemmiyeti var ki; İmam-ı Ali (R.A.) keramat-ı gaybiyesinde (gaybi kerametinde) bu risaleye, “Âyet-i Kübra” ve “Asâ-yı Musa” namlarını vermiş. Risale-i Nur’un risaleleri içinde buna hususî bakıp, nazar-ı dikkati celbetmiş (dikkati çekmiş). {(1): Evet İmam-ı Ali’nin (R.A) Âyet-ül Kübra hakkında verdiği haberi, tam tamına Denizli hâdisesi tasdik etti. Çünki bu risalenin gizli tab’ı (basımı) hapsimize bir vesile oldu ve onun kudsî (kutsal) ve çok kuvvetli hakikatının galebesi, beraet ve necatımıza (kurtuluşumuza) ehemmiyetli bir sebeb oldu. Ve İmam-ı Ali’nin (R.A.) keramet-i gaybiyesini (gaybi keramet) körlere de gösterdi ve hakkımızdaki
وَ بِاْلآيَةِ الْكُبْرَى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ
duasının kabulünü isbat etti.} “El-Âyet-ül Kübra”nın bir hakikî tefsiri olan bu Âyet-ül Kübra Risalesi, Hazret-i İmam’ın (R.A.) tabirince, “Asâ-yı Musa” namında “Yedinci Şua” kitabıdır.
Bu risalenin öyle bir ehemmiyeti var ki; İmam-ı Ali (R.A.) gaipten gösterdiği kerametlerle bu risaleye, “Âyet-i Kübra” ve “Asâ-yı Musa” adlarını vermiştir”
[Şuâlar, Yedinci Şuâ, c. I, s. 895 ]
.
II – Hazret-i Ali’nin Kerametli Bir Şekilde Risale-i Nur’dan Haber Verdiği Yerde Risale-i Nur’u Siracünnur Ve Siracüssürc Namlarıyla İsimlendirerek Risale-i Nur’un Üç İsmine İki İsim İlâve Etmiştir
Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anh ve Kerremallahü Vechehü, Kaside-i Celcelutiye’sinde kerametkârane (kerametli bir şekilde) Risale-i Nur’dan haber verdiği yerde Risale-i Nur’u Siracünnur ve Siracüssürc namlarıyla tesmiye (isimlendirerek) ederek, Risale-i Nur’un üç ismine iki isim ilâve etmesi cihetiyle ve bu risalede Siracünnur namı tekrarı münasebetiyle, bu risalenin âhirinde İmam-ı Ali Radıyallahü Anh’ın en mühim bir münacatını iki derece tevsi’ (genişleterek) ederek onun ulvî (yüce) lisanıyla ve dilimizi onun bir dili hesabıyla istimal (kullanıp) edip, bu gelen münacatı dergâh-ı Vâhid-i Ehad’e (tek ve bir olanın dergahına) takdim ederiz.
Kaynak: Şualar, İkinci Şua, Uzunca Bir Haşiye.